Bu bölüm
yazarın anlatımıyla olacak
-----------------------------------------------
Changbin, gelen servis ile hemen alt kata indi. Birkaç spor eğitmeni ile beklemeye başladı. En önde Felix ile, içeriye bir sürü kişi doluştu. Changbin ve arkasındaki eğitmenler eğildi, onlarla birlikte stajyerler ve Felix de eğildi.
"Hoş geldiniz!" Changbin, gülümseyerek konuştu.
"Hoş bulduk, Changbin hyung. Salonu baya büyütmüşsün!" Changbin, onu gülümseyerek yanıtladı.
"Evet, Felix. Baya büyüdü, abini örnek aldım diyelim!" Felix, kıkırdayıp öğrencileri göstererek konuştu.
"Hepsini tanıyor musun, yoksa tanıtmama gerek var mı?" Changbin, kafasını iki yana salladı.
"Her birinin dosyasını, eğitmenleri ile detaylıca inceledik. Seviyelerine göre, grup grup dağılacaklar. Yaş grupları ve seviye grupları olacak." Felix, onu onayladı.
"Sen benimlesin Felix, Chris özel olarak istedi."
"En iyi eğitmeni bana bırakmış desene!" Changbin, hızla çarpan kalbini sakinleştirmeye çalıştı. Bu çilli genç, onu bir hayli etkiliyordu.
"Ah, deme öyle! Utandım."
Gün bir şekilde başlamış, herkes önce otel odalarına yerleşmişti. Hemen sonrasında, eğitime başlanmıştı. Chris'in kesin talimatıydı bu, kimse dinlenmemeliydi. Biliyordu, her şey tek bir uzun dinlenmeye bakıyordu. Öğrencileri, hemen kendini salacaktı.
"Evet, Felix. Gel bakalım." Changbin, Felix'e hafif bir ağırlık verdi.
"Bununla, 80 set yap. Zaten normalde, her sabah 10-20 set yapıyormuşsun. Ben çıtayı biraz arttırdım." Felix'in gözleri büyüdü.
"Ne! Ne demek, 80 set!" Changbin, kahkaha atmaya başladı.
"Emin ol çok basit, hemen biter. Fazla çelimsizsin, ondan hafif bir şey verdim." Felix, çelimsiz lafını duyar duymaz, ağırlığı eline aldı.
İndirip kaldırmaya başlamasıyla, Changbin mırıldandı.
"Aynı abisi gibi, hırslı."
Changbin, o gün Felix'i pek zorlamadı. Böyle iyiydi. Her geçen gün, çıtayı yavaşça arttıracaktı.
Changbin ve Felix ikilisi, gayet iyiydi. Fakat Chan ve Seungmin... O ikisinin işi iyice zorlaşmış, birbirlerini bitirmek için saçmalamaya başlamışlardı.
"Oppa!" Chris, gelen ses ile yana döndü. Gülümseyip kollarını iki yana açtı, iğreniyordu. Bir kadınla birlikte olmak... Ona iğrenç geliyordu.
HaYoon, sakince kendini Chris'in kollarına bıraktı.
"Seni çok özlemişim, tüm gün seni düşündüm!" Chris'in gülümsemesi soldu.
"Hmhm, evet." Chris, odasındaki koltuğa bıraktı kendini. HaYoon ise, hemen onun kucağına yerleşti.
Kapının tıktıklanmasıyla, Chris bağırdı.
"Gel!" içeriye, Sungchan ve Seungmin girince huzursuzca kıpırdandı.
"Merhaba, Chris."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
dans kursu | chanmin
Fanfictionİki dans eğitmeni arasındaki rekabet, onları bir çıkmaza doğru itiyordu. (Çok okundu diye silemiyorum, garip bir fic🥲)
