9. Bölüm

189 23 184
                                        

Sınır: 50 yorum

"Sen, laftan anlamayan bir veletsin sadece. Yürü." kolumdan sürükleyerek, beni kulübeye getirmiş, kimsenin olmadığı kulübenin kapısını da kilitlemişti.

"Bunu yapamazsın!" ~Cheonsa

"Yaparım! Bir buçuk günlük, yeni gelen bir velet bana karışamaz! Şimdi yat ve uyu!" ~Heeseung

Bir şey demeden, sağ taraftaki, kızlara ayrılmış olan yataklardan bana verilene sinirle yattım.

Evet, gece gerçekten aptal gibi davranmıştım çünkü her şey çok yeni ve aşırıydı. Ona bakınca içimde tepişen bu hissin adı hoşlantıysa bile, bu hisse uzak olduğum için etkisine kapılıp geceki gibi aptal olmamalıydım.

Yuin'in Bakış Açısından

"Yuin-shi!" arkandan seslenen ve bana doğru koşan Niki'ye döndüm. Aşırı yakışıklı değil mi ama?

"Efendim, Niki-shi?" ~Yuin

"Keşif gruplarına katılmayacakmışsın. Artık buradaki diğer işlerde görev alacaksın. Bugünlük sana yardım edeceğim." ~Niki

"Neden katılmayacakmışım?!" diyerek sesimi yükselttim. Oysaki çok eğlenceliydi.

"Heeseung hyung, Jungwon hyunga Cheonsa-shi ve senin burada kalman gerektiğini söylemiş. Dışarısı ikiniz için tehlikeli." ~Niki

"Kim o Heeseung?! Ona ne benden?!" ~Yuin

"Benim." Niki'nin arkasından çıkan ve aynı şekilde yakışıklı olmasına rağmen ciddiliği ile korkunç görünen, Cheonsa unnienin tabiri ile “Bezgin Sapık Ajusshi”ye baktım.

"Hehe... Şakasına demiştim oppa-nim. Meraklanmayın siz. Ben Niki-shi'yi alıp yok oluyorum buradan. Kendinize iyi bakın, sapıklık yapmayın." ~Yuin

Niki'nin elinden tutup koşmaya başladım. En sondakini neden dedim ki?!

Kulübenin arkasına geldiğimizde, koşmayı bıraktık ve oraya oturduk. Ellerimiz hâlâ birleşikti. Her an tekrar koşmak için bırakmıyordum.

"Duyuyor musun?" ~Niki

Neyi, diye soracakken, Heeseung denilen oppanın ve Cheonsa unnienin bağırışma seslerini duymuştum, kulübenin içinden.

"Uzun zamandır Heeseung hyung bu kadar sinirli değildi." ~Niki

"Sapık mıydı peki?" ~Yuin

"Eh? Ne sapığı?" ~Niki

"Sheon- ayh! Cheonsa unnie, sapık gibi baktığını söyledi dün akşam." ~Yuin

"Ha..? Hayır, sapık değil. O noonadan hoşlandığını söyledi bize dün akşam. Galiba o yüzden." ~Niki

"Hoşlanmak mı? Hmm... O zaman moment lazım bize." ~Yuin

"Moment mı?" ~Niki

"Evet. Mesela... Onları birbirlerine itebiliriz. Aynı yere kapatabiliriz. Ya da... Birbirlerine bakmalarını sağlayabiliriz. Bir araya gelecekleri şeyler işte." ~Yuin

"Bu?" dedi, birleşmiş ellerimizi havaya kaldırarak.

O an, Niki'nin saç rengini fark ettim. Tişörtünün rengini, teninin rengini, gözlerinin rengini... Yüzünün, gökyüzü ile nasıl uyum içinde olduğunu, ne kadar güzel gözüktüğünü fark ettim. Renkler geri gelmişti.

"Woah... Renkler..." ~Niki

"Geri geldiler." ~Yuin

Cheonsa'nın Bakış Açısından

"Tamam. Bende özür dilerim." ~Heeseung

"Anlaşmamıza sevindim. Şimdi, kapı." ~Cheonsa

Kalkıp kapıyı açtı ve kendisi tekrar yatağına yattı. Cidden hayattan bezmiş...

"Uyuyacak mısın?" ~Cheonsa

"Evet. Senin aksine, yanlızca yarım saat uyudum." ~Heeseung

"Hm... Anladım. İyi uykular." dedim ve kulübeden çıktım. Şu an için farklı bir keşif grubu gitmişti. Tanımadığım 4-5 kişi. Yani tanıdığım, dünki keşif gruplarını ayırırken gördüğüm kişiler etrafa dağılmış durumdaydı.

Niki, Yuin, Haerin, Sunoo, Jungwon ve Ruby su savaşı yapıyorlar. Jay, Balam, Haneul unnie ve Sunghoon birlikte oturmuş, sohbet ediyorlar. Soojin ve Jake de ellerinde eşyalar, gülüşerek gidiyor.

Cidden... Herkes nasıl bu kadar hızlıca yakınlaştı? Ben mi uzak kaldım?

"İlerle! Hortum var, hortum! Bak, takılıp düşü- ah!!" Haerin, çığlıkları arasında, Sunoo'yu da kendine katarak yere düşmüştü.

Sunoo, abim olabilirsin ama kız kardeşimi ezdin, kalk üstünden. Daldın gittin...

"Özür- özür dilerim!" ~Sunoo

"Bende... Bende... Ayaklarım sağlam, kalbim değil... Renkler... Bu çok garip işte." ~Haerin

İşte ship dediğin budur!

"Renkleri görüyor musun? Woah... Aylardır görmemiştim." ~Sunoo

"Böö!" arkamdan birinin yaklaşıp, bana dokunması ile, sessiz varlığımı çığlıkla ortaya sermiştim.

"Jungsoo-shi... Beni korkuttunuz." ~Cheonsa

"Amaç buydu zaten." ~Jungsoo

"Hoş değildi... Az kalsın size vuracaktım." ~Cheonsa

"Yaa, o kadar da değil. Fazla boş bulundun herhalde." ~Jungsoo

"Evet, uza." ~Heeseung

Niye herkes bir yerden çıkıyor?!

"Tamam hyung-nim, bir şey yapmadım. Ufak bir şakaydı. Sanki size yaptım..." ~Jungsoo

Jungsoo da, su savaşı yapan grubun arasına katılmıştı. Bense aynı yerde duruyordum.

"Neden burada duruyorsun? Bak, senin gibi bir sürü velet oyun oynuyor. Git onlara katıl." ~Heeseung

"Onlar oyun oynamıyor. Sanırım, birbirlerinden hoşlandıkları için birlikte vakit geçiriyorlar. Hepsi renkleri görüyordu, duyduğuma göre." ~Cheonsa

"Neyse ne..." ~Heeseung

Giderken, peşinden bir-iki koşar adımla ona yetiştim.

"Uyuyacağını sanıyordum." ~Cheonsa

"Bağırmasan, uyurdum. Başımı ağrıtıyorsun. İzninle, kendime uyuyacak başka bir yer bulacağım." ~Heeseung

Durdum ve gitmesine izn verdim. Gerçekten bu kadar rahatsızlık verici miyim? Sanırım bu yüzden onların aralarına katılamadım.

𝑪𝑶𝑳𝑶𝑹 ⚜𝐸𝑁𝐻𝑌𝑃𝐸𝑁⚜ ✔Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin