Çok... Rahat?
Evet. Fazla rahat. Gözlerimi açmak istemiyorum. Bu rahatlıkta biraz daha uyuyabilirim.
Ah, hayır. Uyumayacaktım ki. Uyumamalıydım, gözlerimi dinlendirecektim sadece.
Kalkmalıyım. Gözlerimi açmalıyım. Bu şekilde mayışıyorum çünkü çok rahat. Ama ayılmam gerek.
Kalk, Heeseung. Gözlerini aç. Kedilerin sıcakta mayıştığı gibi mayışıyorsun. En başında uyumasan böyle olmazdı.
Hâlâ çok uykum var.
Saçlarımda gezinen eli tuttum. Gözlerimi açamıyordum ama garip bir şekilde o eli tutup, durdurduktan sonra yavaşça gözlerimi açıp, doğruldum.
Tanrım, bu rüya için teşekkür ederim. Çok mutluyum. Ama rüyada ağlamak istemiyorum.
"Biraz daha uyuyabilirdin. Seni rahatsız mı ettim?" ~Cheonsa
Deliriyorum.
"Rüyada değilim, dimi?" ~Heeseung
"Ayıldığından emin değilim ama hayır, rüyada değilsin." ~Cheonsa
Rüyada değilim. Rüyada değilim. RÜYADA DEĞİLİM!
Cheonsa'ya hızlıca sarıldım. Tabii ki o kadar da öküz değilim, yarasına dikkat ediyorum. Ne kadar sıkı sarılmak istesem de, sıkı da sarılamam.
"Bir senedir falan mı uyuyorum, ne oluyor?" ~Cheonsa
Bilmiyorum. Bir asır gibi geldi. Sadece sarılmak istiyorum.
Ateşi var.
"Ateşin var. Kendini nasıl hissediyorsun? Yaran acıyor mu?" diye sordum, kollarımı ondan çekip, yüzüne bakmak için gerileyerek.
"Ateş düşürücü verdiler ama bu kadar etki ediyor. Ağrı kesici de verdiler. Yani, iyiyim. Sadece biraz... Halsizim." ~Cheonsa
"Ne demek..? Ben uyuyor muydum? Niye beni uyandırmadın? Ah... Gözlerimi dinlermeye kalkmamalıydım. Uyuya kalacağımı tahmin etmeliydim." ~Heeseung
Uzun süre yüzüne baktım. Gerçekten halsiz duruyordu. Renkler geri geldiği için, yüzünün renginin ne kadar solmuş olduğu anlaşılıyordu. Dudakları ateşten çatlamış, büyük gözleri şişip küçülmüş, bakışları halsizlikten dolayı cansızdı...
"Biraz daha uyusaydın keşke. Ruby sürekli benim başımda durduğunu, aynı zamanda çocuklarla ilgilendiğini ve geceleri uyumadığını söyledi." ~Cheonsa
Bir gece nöbetçi oldu, onda da uyumadığımı görüp, hemen beni mi ispiyonladı? Ruby, seni elime geçirirsem Jungwon'dan en uzak köşeye bağlayacağım.
"Ben uykumu aldım. Önemli olan sensin. Bak, beni endişelendirmemek için yalan söylediğini biliyorum. Ama bu önemli, doğruyu söylemelisin. Bir yerin acıyor mu? Ağrın var mı?" ~Heeseung
Bir kaç saniye başka tarafa baktı, sonra gözlerime baktı ve utanıp, yeniden başka tarafa bakmaya başladı. Cevap vermeyecekti belliki ama ben cevabı almıştım.
"Neresi? Acıyor mu, ağrıyor mu?" ~Heeseung
Bir şey diyecekmiş gibi ağzını açtı ama tekrar kapadı. Bu kadar çekinecek ne var, anlamıyorum.
"İkinizde uyanıksınız sonunda!" koşa koşa gelmişti yanımıza, hemşire.
"Cheonsa-shi, yavaş yavaş doğrulmalısın. Yarın da ayağa kalkmalı, hatta yürümeye başlamalısın. Dikişler patlamaz, merak etme. Hızlı olmanı söylemiyorum çünkü." ama çok hızlı konuşuyorsun.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
𝑪𝑶𝑳𝑶𝑹 ⚜𝐸𝑁𝐻𝑌𝑃𝐸𝑁⚜ ✔
FanfictionAşık olmadan renkleri göremeyeceğinizi düşünün; kim bilir o kişiyi ne zaman ve nasıl bulacaksınız? Nerede olduklarını bilmeyen bir grup genç kız ve orada uzun zamandır mahsur kalan diğer insanlar, karşılaştıkları garip olaylar karşısında ne yapacak...
