"Sakın ona bakma. Yüzüne sakın bakma. Yoksa iğrenç bir ses çıkarıyor ve durmak bilmiyor. Gidelim. Başka bir şey yapamadığı için, bir zarar gelmez." ~Jay
Jay'in sözünü dinleyip, ona bakmamak için kafamı aşağı eğdim ve yanından geçerek yürümeye devam ettim.
Bir kaç sokak sonra kızları gördüğümde yanlarına koştum.
"Sonunda sizi bulabildim! Tanrım, çok korktum." ~Cheonsa
"Aptal! Yanımızdan ayrılma bir daha! Çok endişelendik! Civciv kadar bir şeysin zaten!" ~Soojin
"Özür dilerim, dalgındım biraz. O yüzden farklı yöne gitmişim." ~Cheonsa
"Ben maknaeyim ama bu kadar sorun çıkarmıyorum! Hepimizi endişelendirdin Sheonsha unnie." ~Yuin
Herkes Yuin'e döndü, bu kadar sorun çıkarmıyor muymuş?
"Sende ufak at da, Cheonsa kardeşleri ile yesin." ~Haneul
"Bize kaybolma diyip kendin kayboldun unnie." ~Haerin
"Olur arada öyle hatalar..." ~Cheonsa
"Abi!" ~Balam
Balam'ın Jay'i görmesi ile koşması bir olmuştu. Birbirlerine sıkıca sarılmışlardı. Saatlerdir olan en güzel şeydi bu.
"Geçti... Geçti. İyisin, değil mi? Bir şeyin yok?" ~Jay
"Hayır, yok. Sen? Sen iyi misin?" ~Balam
"Evet, iyiyim. Sorun yok." ~Jay
"Buraya geldik geleli en güzel şey bu oldu sanırım." ~Hyeomi
"Kesinlikle." ~Sunghoon
"Sığınağa gitsek mi artık? Çoktan dönmüş olmamız gerekirdi. Bu saatlerden sonra dışarısı çok tehlikeli." ~Jake
Tanışmamız yolda devam etmişti. Gergin bir ortam yoktu, herkes gülüşüyordu. Jay ve Balam aşırı mutluydu. Benimse merak ettiğim bir sürü şey vardı. Hepsini yarına saklıyorum. Çünkü kendi başıma anlamam gereken şeyler var. Mesela bu canavarlar öldürebiliyor mu? Neden sığınak var ve insanlar evlerde yaşamıyor? Ölen insanlar var mı? Çoğunluk o kapıdan mı geçti? Neden her yer siyah-beyaz? Herkes her canavarı görebiliyor mu? Neden kızlar o canavarları görmedi ve ben gördüm? Neden Balam gördü ve biz görmedik? Benimle birlikte Jay, Jake, Sunghoon ve Hyeomi az önce o canavarı nasıl gördü?
Yine dalgınlaştığımı fark edince, kendimi düşüncelerimden ayırmak için şarkı mırıldanmaya başladım. Arabada mırıldandığım şarkının aynısıydı. Ama bu şarkı neydi? Nereden dilime takılmıştı? Daha önce duyduğuma bile emin değilim.
"Keşif ekibi geldi! Yanlarında yeni insanlar var!"
Birinin yüksek bir yerden seslenişi ile duraksayıp ona baktım. Galiba nöbet tutuyordu.
Yavaşça önümüzdeki büyük demir kapı açıldı ve Jay'in önderliğinde içeri girdik. Herkes çok çabuk toplanmış olmalıydı. Tek-tük kişi gelmişti bizim girişimizden sonra.
"Kapıdan bir kaç saat önce geçmişler." ~Jay
Anladığım kadarı ile Jay, ondan daha kısa boylu ve kesinlikle sevimli yüzü olan birine rapor veriyordu.
"Virüs belirtisi var mı?"
"Hayır. Henüz gözlemlemedik." ~Jay
"Bu gece çadırlarda kalsınlar. Onları bizlerle birlikte kulübeye sokamayız. Virüslü olabilirler."
"Jungwon, aralarında kardeşim de var. Onunla kalmam gerek. En azından kardeşimi yanıma alabilirim. Virüs belirtisi fark edersem hemen çadırlara geri götürürüm." ~Jay
"Duygusal davranma Jay oppa. Burada herkesin hayatı söz konusu." ~Hyeomi
Sesleri gittikçe arttıkça, biz de gerilmiştik. Bakışlarımızla "virüs mü?" sorusunu sormuştuk birbirimize.
Gözlerim Sunoo'yu arıyordu en başından beri. Ama hiç bir yerde göremiyordum. Burada değil mi? Başına bir şey mi geldi?
"Başka bir çadır açıp sende kardeşinle kalabilirsin Jay hyung. Onu kulübeye alamayız." ~Jungwon
"Tamam. Sen ne dersen o." ~Jay
"O uykucu ve onu uyandırmaya giden çocuk nerede?"
"Geldik! Geldik! Hyung, hadisene! Çok üşengeçsin!"
Bu sesi tanıyorum! Sunoo!
Ama virüs dedikleri şey... Ben... O zaman Sunoo'ya yanaşamam. Beni görmemeli. Jay, o soğuk görünüşünün ardında duygusal davranıyorsa, Sunoo daha da kötü.
Sunoo'ya gözükmemek için Soojin'in arkasına doğru geçtim ve saklanmaya çalıştım. Soojin Sunoo'yu tanıyordu, bu yüzden niyetimi anlamış olmalıydı ki, saklanmama yardım ediyordu. Ama sorun, Sunoo'nun da Soojin'i tanıması.
"Uykucu! Yarın gece sen nöbet tutacaksın."
"Tamam, tamam..."
"Hoşgeldiniz. Hayatta kalmanıza sevindim." ~Sunoo
Hayatta kalmamıza..?
"Oh! Soojin-ah!" ~Sunoo
"Haha... Merhaba Sunoo oppa-nim. Ne tesadüf ama... Sizden uzun zamandır haber alamıyorduk." ~Soojin
"Evet ama... Ee... Arkandaki?" ~Sunoo
"Ee, arkadaş biraz korkuyor!" ~Soojin
"Oh... Anladım." ~Sunoo
"Cheonsa, sen delisin..." dedi Soojin, sadece benim duyabileceğim şekilde.
"Sağol, biliyorum." dedim bende, aynı şekilde Soojin'e.
"Sunghoon hyung, Jay hyung ile beraber onları çadırlara götür." dedi, isminin Jungwon olduğunu öğrendiğimiz sevimli yüzlü çocuk.
"Lidersen emir vereceğine sen yap." ~Sunghoon
"Lider olmam bunu gerektiriyor... Hem benim başka işlerim var." ~Jungwon
"Bende sana yardım edeyim."
"İyi olur." ~Jungwon
Sunghoon ve Jay bizi çadırların oraya götürdüğünde, hepimizin tek kalacağı gerçeği beni biraz şaşırtmıştı. Galiba böyle bir yerde tek uyuyamayacağım için.
"Ruby, benimki sondaki çadır. Yanımdaki çadıra geçmek ister misin?" ~Cheonsa
"Evet, evet. İkizimin yanında olmak iyi." ~Ruby
Soojin diğer uçtaki çadırı seçtiği için, ondan çok uzak kalmıştım. Haneul unnie de Soojin'in yanındaki çadırı seçtiğinden, ona da uzaktım.
"Balam, gel. Biz oradaki büyük çadırda kalacağız." ~Jay
"Geldim, abi." ~Balam
"Yardım edeyim de kurun büyük çadırı." ~Sunghoon
"Kızları etkilemeye mi çalışıyorsun? Yardım etmek istedin de, şaşırtıcı çünkü." ~Jay
"Ben öyle bir insan mıyım? Yapma ama Jay. Hem güçlüyüm de, yararım kesin dokunur." ~Sunghoon
Ben göz devirip çadırın içine girerken, Balam'da gülüyordu. Bu onun hoşuna gitmiş olmalıydı. Onu uzun zaman sonra ilk kez bu kadar mutlu görmüştüm.
Çadırın içine girdikten sonra büyük çadırı kurmaya çalışan Sunghoon, Jay ve Balam'a tekrar baktım. Kesinlikle Jay ve Balam çok mutluydu. Yarın bende Sunoo ile böyle olmak istiyorum. Ona sıkıca sarılmak ve yanından hiç ayrılmamak istiyorum.
Sunghoon ve Balam'ın gülüşürken göz göze geldiklerini gördüm. Birbirlerinden utanmışlardı ve gözleri parlamıştı. Bu o kadar sevimliydi ki, tebessüm etmekten kendimi alıkoyamadım. Belki de aralarında bir şey olur. Bu gerçekten güzel olurdu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
𝑪𝑶𝑳𝑶𝑹 ⚜𝐸𝑁𝐻𝑌𝑃𝐸𝑁⚜ ✔
FanfictionAşık olmadan renkleri göremeyeceğinizi düşünün; kim bilir o kişiyi ne zaman ve nasıl bulacaksınız? Nerede olduklarını bilmeyen bir grup genç kız ve orada uzun zamandır mahsur kalan diğer insanlar, karşılaştıkları garip olaylar karşısında ne yapacak...
