0.5

144 9 18
                                        


Dudaklarımı geri çekmeye çalışsam da Seungmin dudaklarımı parçalayacak gibi davranıyordu. Seungmin iyice kendini kaptırıp ellerimden birini bırakıp bir elini boynuma attığında, ağzıma gelen kan tadıyla dudağımın kanadığını anlayabilmiştim. Seungmin'in boynumu sertçe öpmesiyle boynumun çok acıdığını hissediyordum. Seungmin eliyle tişörtümün içine girip vücuduma dokunduğunda bu işin daha fazla uzamaması için elimle Seungmin'in vücuduma dokunduğu bileğini sıkıca kavradım. Bir bacağımı kendime çekip Seungmin'in kasıklarına dizimle tekme atarak afallamasını sağladıktan sonra öbür bileğimi de serbest bıraktığında iki elimle omuzlarından itip ayağa kalktım. Masada bir makas olduğunu görünce elime aldım.

''Yaramazlık yapmayı çok seviyorsun?'' demesiyle artık dayanamayacağımı fark ettim. 


''Sence bana yaptıklarını Hyunjin'e anlattığımda ne düşünecek Seungmin?'' 

''Düşünmeyecek çünkü anlatmayacaksın''  

''Emin misin?''

''Peki bide bunu ben şöyle sorayım bu yaptıklarımı içeride çizgi film izleyen masum çocuğa yapsayd-''

''Minho'ya dokunursan seni yaşatmam Seungmin''

''Eğer yaşananları Hyunjin'e anlatırsan sadece dokunmakla kalmam, görüşürüz''


Seungmin hızlıca ayağa kalkıp telefonumu cebinden çıkartıp koltuğa attıktan sonra evden çıktı. Piç tam bir piç. Elimle dudağıma dokunduğumda elime gelen kanla lavaboya gittim. Al şimdi başına belayı. Boynumda Seungmin'in bıraktığı izleri gördüğümde içimden sövmek gelsede sakin olmaya çalışıyordum. Dudağımı yıkadım. Ancak kanama durmuyordu. ''Siktir..'' çektikten sonra mutfaktan peçete alıp bastırdım. Minho'nun yanına gittim. ''Abi dudağına ve boynuna ne oldu?'' ''Boşver Lino'm'' Minho'nun yanında çizgi film izliyor gibi gözüksem de aslında aklım çok doluydu.

Cidden Minho'ya yaklaşmaya dahi kalkarsa ben kendimi bir daha asla affedemem. Minho benim ailemden kalan tek kişi. Onunda hayatının benim gibi travmalarla dolu olmasını istemiyorum. Galiba şimdilik en iyisi bu yaşanılanları kimseye anlatmamak.

...

Dışarıdan söylediğimiz yemekleri yedikten sonra saat akşam 12'ye geliyordu. Hyunjin'i merak etmeye başladım. Sabah Hyunjin'in telefonuna gelen mesaj aklıma geldi. ''Has siktir'' diyerek telefonumu elime aldım. Hyunjin'i aradıktan 5 saniye sonra açtı, arkadan bir kaç adamın ciddi bir şekilde konuşma sesleri geliyordu. Hala iş yerindeydi belli ki. ''Efendim Jeongin?'' dediğinde kendimden şüphe ettim. ''Eve ne zaman gelirsin?'' hafiften güldükten sonra cevapladı ''Özledin mi beni?'' ''BİR GÖRSEN HASRETİMDEN YANIP TUTUŞUYORUM'' ben neden böyle bir şey dedim yarabbim ''Söndürürüz?'' ALLAH'IM SEN BANA AKIL FİKİR VER ''Ne bok yiyorsan ye'' dediğim gibi telefonu kapattım.

Salona gittim. 10-15 dakika sonra televizyon izlerken kapının açılma sesini duydum. Hyunjin direkt salona dalmıştı. Yüzüme baktıktan sonra yüzündeki gülümseme düşmüştü. Elindeki çantayı ve evrakları bir köşeye bırakıp hızlı adımlarla yanıma geldi. Bir elinin parmağıyla dudağıma dokunurken bir eliyle de boynumdaki izleri kontrol ederken ''Kim yaptı bunu?'' ''Önemli bir şey değil boşver Minho seni özlemiş ona bak istersen'' dediklerim Hyunjin'in hiç umurunda değilmiş gibiydi ''Ben, seni özledim?'' dediğinde gözlerinin içine bakmaya başladım. Beni neden özler ki? Saçma hem de baya saçma.

Üstündeki kravatı ve ceketi hızlıca çıkartıp koltuğa attı. O an düşündüklerimi anlatmam gerekirse sexydi, çok sexydi. Hyunjin hızlıca mutfağa gidip soğuk su torbası, peçete ve kolonya alıp gelmişti. Önüme yere diz çöküp soğuk su torbasını boynuma hafiften değdirmesiyle ''Ah acıyor'' demem bir oldu. Hyunjin biraz daha hafifçe bastırmaya devam etti. Elimi Hyunjin'in soğuk su torbasında olan elinin üstüne attım. ''Ben hallederim'' dediğimde elini çekti. Bende hafiften bastırmaya başladım.

Hyunjin elindeki peçeteye kolonya dökerken sessizce ''Seungmin'di değil mi?'' ''Hayır Hyunjin, benim isteğimle olan bir şeydi'' Hyunjin güldükten sonra elindeki kolonyalı peçeteyi dudağıma bastırdı. Canım çok yanıyordu ama yapabileceğim hiç bir şey yoktu. 5-6 dakika sonra Hyunjin ayağa kalkıp boynumdaki soğuk su torbasını ve yanındaki eşyaları alıp mutfağa götürdü.

Elimle dudağıma dokunduğumda kanamanın durduğunu fark ettim. Böyle şeyler hep benim başıma gelir zaten. Hyunjin Minho'nun olduğu odada üstüne rahat bir şeyler giyip yanıma gelmişti. Benimde gözlerim yavaş yavaş yorgunluktan kapanıyordu. ''Jeongin yatağa git'' demesiyle gözlerimi açıp yatağa gittim. Minho çoktan yatakta yatmış uyuyordu. Bende yanına yatıp uyumaya başladım..


Hyunjin'den

Seungmin.. nasıl benim sevgilim diye tanıttığım birine bunu yaptığını hala aklım almıyor. Ama Jeongin'e yaptıklarının daha beterini sana yapmazsam adam değilim. Suçsuz bir gencin canını yakmak bu kadar kolay değil. Hem de bu bahsettiğimiz genç Jeongin'se.

Yanıma telefonumu alarak Seungmin'in evine doğru yola çıktım. İçimden gelen şey silahla kafasına sıkıp vurmaktı. Ancak bir şey bana engel oluyordu. Onu tek bırakmama duygusuydu bu galiba.

Evine geldiğimde kapıyı kıracak kadar sertçe kapıya vuruyordum. Seungmin kapıyı açtığı gibi yüzüne sert bir yumruk attım. Seungmin kafasını hafiften çevirmek zorunda kalmıştı. ''Namussuz..'' dememle karnına tekme atmam bir oldu. Seungmin bu sefer yere yığılmıştı. ''Nasıl sen nasıl benim sevgilime dokunmaya cesaret edersin?'' karnına tekmeliyordum. Hiç bıkmazcasına. Seungmin öksürürken ağzından kan geldiğini fark edene kadar. 

''Bir daha Jeongin'in kılına dokunursan..'' belimdeki silahı çektim ve kafasının tam yanına sıktım. ''Bu kurşunu kafanın tam ortasından geçiririm Seungmin?''


...


Hyunjin birazda bizim için sik aşkım!

Hyunjin birazda bizim için sik aşkım!

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
tu es a moi - hyuninHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin