"Yani, senin, gerçekten de daha önceden sevdiğin insanlar oldu. Böyle mi?"
"Ha? Ne sanıyorsun sen beni oğlum? Hâlâ daha içimde atan bir kalbim var. Tabii sevdim." İzuku'nun gür sesi tüm odayı doldurur. Birlikte İzuku'nun odasında, onun yatağında ve onun kıyafetleriyle uzanıyorlar. Katsuki o günü ve geceyi orada, evinde geçirmiş/geçiriyordu.
Artık bir dönemi geride bırakıp beraberdiler. Sevgililik baharı bir türlü bulmayan iki yüreği, sonunda bir etmişti. "Tamam.., kalpsiz diyemem sana ama, çok da yüreğine konuşan biri değilsin sen. Yanlış mıyım?"
Katsuki sesini fazla çıkarmadan konuşuyor. Yanında sırtüstü yatan İzuku yarı kapalı gözleriyle onu yanıtlıyordu ve konuşuyordu. "Yanlış değilsin. Kalbimle konuşabilen biri değilim zaten. Canım şu sıralar yalnız sana sessiz değil ha, bilesin." İçinde titreşen ve artan bir mutluluk var. Çok beklemişti herhal bu hissi. Dün kendisini evinden almıştı ve annesiyle anlaşıp birkaç geceyi onda geçirmek üzerine konuşmuştu. Zaten tatildi, boşuna izin vermemek tuhaf olurdu ki, annesi de böyle birisi değildi.
İzuku'nun evine yalnız bir kere, hasta olduğu zaman gelmişti. O zamanlar araları buzdan farksız, çatan şimşek misali, gergin ve korkutucuydu. Zaman neleri alıp götürüyordu? Yemekten sonra odasına geçilmişti. Biraz öpücük, hafif tatlı sözlerle yumşatılan bedeni, hissettiği her şey gerçekti. Yüreğinin derinliklerinden bir yerlerden gerçekten sevdiğini ve sevildiğini hissediyor ve biliyordu. Kırmızı gözleri kaynar sularca ısınıyordu.
Büyük ve güçlü eli onu sarmalar, güvende hissettiriyor. Kemikli parmaklarına kavuşturuyordu ince parmaklarını. Geniş sırtı onu hiç mi hiç korkutmadan sarıyor.
"Bu küçük omurlara kanat ne yakışır Katsuki. Hiç düşündün mü neden bunlara sahip olmadığını? Ben neden olmadığını biliyorum."
İzuku ona dolu dolu, dişli bir sırıtmayla bakıyordu. Parmaklarını sırtında gezdiriyor. "Çünkü sen cehennemden düşmedin," kulağına fısıldıyor, sıcak nefesi içine sokuyor. Beyaz tenine sorarcasına bakıyor. "Eğer cehennemden düşseydin, orada hâlâ izleri olurdu. Fakat, omurlarında bir izi bırak, dokunuş dahi yok." İzuku dikkatle bakmaya devam ediyor. "İşte Katsuki, dokunan benim şimdi."
"Bebeğim.," "biraz daha yakınıma gelsene." "Küçücük bir sırtın var." "Bebeğim."
Bunlar, İzuku'nun ona söylediği güzel sözden birkaçıydı sadece. Son zamanlarda 'Bebeğim,' çokça duyuluyordu kulaklarında.
Utanç, şehvet ve aşk üçlüsü buluştuğu vakit yalnız çarpan yürekler değil de nefesler de oluyor. Şimdi hepsine sahibim. İzuku parmaklarını devam ettirdi sırtında. "Uzun zaman önceydi sanırım." Dikkatle ona bakan gözler biraz heyecanla dinliyordu. "Tatlı biriydi. Ne bileyim anlarsın işte. Ergenliğimin doruklarındaydım ve ben de uçmak istiyordum." Yüzünde aptal bir sırıtış vardı, gözleri tavandaydı ve neredeyse parlıyorlardı. Ay ışığı içindeki odanın, esen sıcak meltemin ve yarı örtülü bedenleri sanki gerçek değildi. Katsuki onun bu kadar yumuşak konuşmasına yeni alışacaktı. Heyecanla dinliyordu. "Bana açılan ilk kızla çıkacak kadar boş düşünüyordum diyeyim sana."
Nefes aldı. Katsuki'yi gözleriyle kontrol etti. Yakutları süt gibi ılıktı, saçları tel tel düşüyordu ve teni yumuşaktı. Elini yavaşça belinde gezdiriyordu. "Bana açıldığında ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Sonuçta ilk kez böyle oluyordu. Bir sevgi yoktu içimde ama heyecan vardı. Ve ben de o duyguya kapılır oldum. Ne yalan söyleyeyim, fena da değildi."
Katsuki dudaklarını izliyordu. Kirpikleri birer ok gibi yere doğru uzanıyordu. Kendisini okşayan el bir ileri bir geri hareket ediyordu. "Uzun süre çıktık. Haaaah.., cidden uzun süreymiş. Bir sürü ilki onunla denedim. Aklına ne gelirse." İzuku çapkınca gülümsedi. Katsuki bir tepki vermeden dinlemeye devam etti. İzuku sırtüstü yattığı yatağından doğrulur gibi oldu; yan çevrildi, başını dirseklediği elinin üstüne koydu. Daha net bir şekilde yüz ifadelerini okuyabiliyordu şimdi. Ne olursa, bir tepki veya bir nefes.
"Ama sonra ayrıldık. Hayatımın dönüm noktası diyebilirim. Yüksekten yere çakıldım. Oturduğum dal kırıldı. Meğer çatlakmış. Huyumun değiştiğini ve kötü bir halde olduğumu bahane etti. Olabilir, sonuçta 16 yaşındaydım. Tek düşündüğüm sabah akşam düzüşmekti." Kendisine bakan gözler bir anlığına kaçtı. Katsuki hafif sıcaklayan bedenine lanet okudu. Gözlerine bakarak nasıl böyle konuşabiliyordu? Hiç utanması yok mu şu adamın? Biçimli kaşlarını farkında olmadan çatmıştı. İzuku dudaklarını ıslattı. "Pek tabii şu an da farklı şeyler düşünmüyorum."
Kocaman gülümsedi. Katsuki'nin bedeni kıpır kıpırdı. Kendisine tezat bu çocuk, meraklıydı. Bir şeyleri daha önce hiç tatmamıştı. Onun bu heyecanına ortak olmak istedi. "Ayrıldıktan sonra bir şeyler acıtır sanmıştım ancak öyle olmadı. Normal hayatıma devam ettim biliyor musun? Ama sanırım biraz boşluktaydım. Başka kızlarla çıktım, çok fazla kızla hatta, değişen bir şey olmadı."
Alnına yayılan ince tel saçları parmağıyla öteye çekti. Sarı saçlarındaki bazı teller ancak belli oluyordu. Dikkatle ona baktı. Kırgın bakıp bakmadığı anlaşılmıyordu yüzünden. İzuku gözlerini çekmedi. Katsuki'nin göz kapakları yarıdaydı ve ona bakmadı. Düşündü:
"Şimdi peki? Değişen bir şeyler yok mu?"
Sesi çıkmayacak diye korkmuştu. Al rengi yüzündeydi, biraz da korku vardı. Saat ikiyi çeyrek geçiyordu. Onun vereceği herhangi bir cevap nedense kirpiklerini ıslatmaya hazırdı. Eli yanağına geldi. Evet, gözleri derhal doluyordu. İzuku yüzüne eğildi ve gözlerini öptü. Yanağını okşadı ve saçlarını okşadı. "Hemen ağlayacağını bilsem demezdim öyle.," gözleri ona delicesine baktı. Bu parlak kırmızı canlı ayna kendisini gösteriyor. "Değişen bir şeyler var tabii. Olmaz mı cancağızım? Sen sonuçta birlikte olduğum ilk oğlansın." Yüzüne yavaşça güldü.
İzuku bu bebeksi suratın tepkilerine şaşırmadan edemiyor. Her defasında yeni bir ifade, duyguyla birlikte tepki alıyor. Katsuki güler gibi nefes verdi. Dudağını kendisininkiyle örttü. İzuku doluca öptü. Yataktan ani kalktı. Biraz şaşkın çehreyle onu izledi. "Sigaraya çıkıyorum. Hemen döneceğim canım." Aldatıcı gülümsemesi hiç eksilmiyor. Katsuki başıyla onayladı. Hemen odasındaki balkonda, ayaktayken dumanı geceye salıyordu. Uyuyacak gibi oldu. Gözleri yavaşça ağırlaşıyordu. İzuku'nun, havayla kalkan perdenin arkasından onu izlediğini gördü. Midesine heyecandan bir kramp çakıldı. Ona gülümsedi. İçerisi sessizce izliyordu.
Biraz sonra içeri girdi. Kapalı gözlerine bakarak yanına yattı. Ağır tütün kokusu üstüne yapışmış. İzuku uyur gibi yattı. "Hem Katsuki, sen; hâlâ dokunmadığım birisin. Bu da değişen bir şey."
İzuku kirpiğinin ucundan uykuya henüz dalmış çocuğa baktı. Koltuğunun üstüne aldı başını ve yanına iyice sokuldu. Kalbi yavaşdan eski ritmine geri dönüyordu. Hafif rahatlık üstüne çökerken uykuya daldı.
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
Kitabı okuyup yorum ve oy attığınız için teşekkürler. En sevdiğim kitap olarak kalacak. Final bölümüne kadar geldiyseniz teşekkürler!! Tatmin olmamış olabilirsiniz belki. Ancak bu kitaba daha nasıl bir son yazabileceğimi ben de bilmiyorum ._.
Resmi finali verildi ancak birkaç tane de özel bölüm atmayı düşünüyorum.
Tekrardan teşekkürler!!
Satosugu seviyorsanız, hakkında bir kitap yazıyorum. Bakabilirsiniz.