Sabah yorganın üstünden çekilmesiyle uyanmıştı Felix. Sinirle gözlerini açıp çatık kaşlarla onu uyandıran Seungmin'e bakmıştı.
"Bu havada yorganla uyuman saçma Felix. Kalk kahvaltıya geç kalacaksın."
"Sanane ya Seungmin. Saat kaç ayrıca."
"07.41"
Telaşla yerinden fırladı Felix. Hwang sarayında sabah kahvaltısı 08.00'da yapılır ve saat 8'i bir dakika bile geciktirseniz öğlen yemeğine kadar aç kalırsınız. Felix kalkıp hızlı bir duş aldı. Duştan çıktığında saatin 07.50 olduğunu gördüğünde dolaptan eline gelen bir elbiseyi Seungmin yardımıyla hızlıca giyindi ve saçını düzeltebildiği kadar düzeltti ve odadan ışık hızıyla çıktı. 3 dakika da aşağı yemek salonuna inmeliydi ve bu saray tam bir labirentti. Dün sarayı gezmişlerdi ve hatırladığı kadarıyla yemek salonu olan yere geldiğinde koridordaki saate bir göz attı. 07.59 biraz nefesini düzenlemeye çalışıp kapıyı açtı ve içeri girdi. Herkes oturmuştu ve sanırsa onu bekliyorlardı. Felix'e Hyunjin'in yanı, sağ tarafı, ayırılmıştı ve Felix bunu anlayıp Hyunjin in yanına geçti. Kral, Felix'in oturmasıyla yemeğe başladı ve herekes yemeğini yemeye başladı.
"Düğünü ne zaman yapacağız anne?"
Hyunjin tabağındakilerle oynarken sormuştu soruyu. Kral ülkeyle alakalı şeylerle uğraşırken kraliçe ise halk ve saray işleriyle uğraşır.
"Bana kalırsa hemen bu hafta pazar yapalım. Ama Felix daha dün geldi ve alışması gerekiyor. Bu yüzden haftaya pazar olur mu?"
"Anne bugün Salı zaten pazara kadar alışır Felix alışamazsa da düğünden sonra alışır çabucak olup bitsin istiyorum."
"Felix senin için de uygun mu?"
"Evet majesteleri. Hyunjin'in de dediği gibi alışırım ben."
Kraliçe gülümseyerek yanına birkaç hizmetli çağırdı.
"Her yere haber salın bu pazar gösterişli ve büyük bir düğünümüz var."
Hizmetliler reverans yaparak ayrıldılar odadan. Felix yemeğini yemeye devam ederken çok mu aceleye gelip gelmediğini sorguluyordu. Ayrıca hesaba katmadığı bir şey vardı. Düğün akşamı evlenen çift mühürlenmek zorundaydı.
_________
Günün yarısından çoğunu kütüphanede geçirmişti Felix. Okumayı küçüklükten beri severdi. Kütüphanedeyken içeri Seungmin'in girmesiyle dikkati dağılmıştı Felix'in. Seungmin Felix'in kolundan tutup kütüphanenin dışına sürükledi. Kütüphanenin dışına çıktıklarında nihayet konuşmuştu Seungmin.
"Veliaht prensle çay içecekmişsiniz."
"Ne, Miyoung böyle bir şeyden bahsetmemişti?"
"Evet bahsetmedi, kraliçe dedi."
Derin bir iç çekti Felix. Seungminle birlikte bahçeye çardağa doğru giderlerken tedirgin olmuştu biraz. Çardağa geldiklerinde Felix Hyunjin'in karşısına geçip oturduğunda orda bulunan hizmetli betalar fincanları doldurdu ve ikisinin önüne bıraktılar. Seungmin Felix'in sol tarafında bekliyordu. Hizmetliler giderken Seungmin de Felix'e dikkatli ol diyerek ordan uzaklaştı.
"Yanıma gel."
"Ne? Biraz naziksin sanki."
"Gel dedim Felix."
"Umm, hayır."
"Şu an benim sarayımdasın bunun farkındasın değil mi?"
"Aslında benim de sarayım."
"Gel işte Felix. Sizin saraydayken konuştuklarımızı unuttun mu?"
"Sabah kahvaltıda öyle demiyordun ama?"
"Bu düğün işi işlerime engel olacak hemen olsun, daha iyi olur alışman için hem de."
"Aslında haklısın."
"Evet, şimdi gel yanıma."
"Nazikçe söylemediğin sürece yerimden kıpırdamam."
Kıkırdadı Hyunjin. Bu inatçı halleri gözüne tatlı gelmişti.
"Yanıma gelir misin Felixciğim."
Zaferle sırıttı Felix. Ardından kalkıp Hyunjin'in yanına oturdu. Biraz mesafeli oturmuştu fakat Hyunjin Felix'i belinden tutup kendinisine çekmesiyle yok etmişti mesafeyi. Anlık yakınlıkla şaşırmıştı ve utanmıştı Felix. Normalde olsa burda Hyunjin'in ağzına sıçardı ama şu an omegasının çok huzurlu olduğunu hissediyordu, o yüzden Hyunjin'in göğüsüne yasladı başını ve huzurla gözlerini kapattı. Orada uyuya kalmıştı minik omega. Hyunjin ne kadar tatlı uyuduğunu düşünerek onu odasına kadar taşıyıp Seungmin'e haber vermişti
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Hostile Kingdoms//Hyunlix
FanfictionLee krallığı ve Hwang krallığı yüzyıllardır düşman iki krallık. Lee krallığının küçük prensi, dünyanın en güçlü omegası olarak da bilinen Lee Felix ve Hwang krallığının veliahtı, dünya üzerindeki iki deltadan biri Hwang Hyunjin. Hiç ummadıkları bir...
