Felix, Hyunjin'in onu uyandırmasıyla yerinden sıçrayarak uyanmıştı güzel uykusundan. Seungmin evleneli bir hafta olmuştu ama Felix hâlâ Seungmin'in yokluğuna alışamamıştı. Sonuçta yirmi üç yıllık hayatında Seungmin asla yanından ayrılmamıştı. İkisi bebekliğini bile birlikte geçirmişti.
"Kalkmayacağım!!! Sen bana istediğim portakallı kekleri getirene kadar yataktan kalkmayacağım!
Felix, inatla arkasını Hyunjin'e dönmüş ve üstündeki battaniyeyi başına kadar çekmişti. Hyunjin, Felix'in bu hâllerine kıkırdayarak battaniyeyi aşağa doğru çekmişti. Ardından arkasından ellerini eşinin hafif çıkık hamile karnına koymuş, elinin altındaki şişliği okşamaya başlamıştı.
"Hayatım, özür dilerim. Sabahın dördünde beni kaldırıp portakallı kek istedin aşkım. Hemen yapayım dedim sen yok dedin illa Seungmin'imin elinden olacak diye tutturdun." Hyunjin, gülmemeye çalışırken Felix'in omzuna öpücükler kondurup eşinin gönlünü almaya çalışıyordu. Felix, yaşlarla dolmuş gözünü silip başını çevirmiş, yastığa gömmüştü.
Hyunjin, Felix'in gözlerinin dolduğunu görmese de feromon yaymasından ağladığını anlamıştı. İç çekerek Felix'i bırakmış ve çok sert olmayacak şekilde onun sırtını yatağa döndürüp üstüne çıkmıştı. Dirsekleri ve dizleri sayesinde Felix'in üstünde duran Hyunjin, biraz eğilip Felix'in yüzünün her yerine öpücükler kondurmuş ve bir elini kaldırıp Felix'in gözyaşlarını silmişti.
"Sabah beni uyandırdığında sen uyuduktan sonra haberci gönderdim Bang krallığına. Seungmin kalkıp senin için portakallı kek yapacak bebeğim. Sen kocana küs uyu, kocan seni düşünsün." Felix, duydukları ve aldığı şefkatli dokunuşlardan sonra mutlulukla kollarını Hyunjin'in boynuna dolamıştı.
"Ciddi misin? Aslan kocam! Canım deltam!" Felix, Hyunjin'in somurtkan yüzüne öpücükler kondurmuş sonrasında da Hyunjin'in altından âdeta kaçmıştı. Hyunjin, kaşlarını çatarak Felix'e baktığında gözleri bir an eşinin güzel vücudunu seyretmiş ve son olarak hafif şişik karnında durmuştu.
"Ne bakıyorsun, sapık? Çok mu kilo almışım? Senin çocuğunu taşıyorum be!" Felix, sinirle gözlerini devirmiş ve banyoya girip kapısını çarparak kapatmıştı. Hyunjin, Felix'in onu yanlış anladığını ve istemeyerek eşini üzdüğünü fark ettiğinde deltası bir kolunu ele geçirmiş ve yüzüne sert bir tokat atıp Hyunjin'in dizleri üzerinde durduğu yatağa uzanmasını sağlamıştı.
Hyunjin, eşinin feromonlarını oldukça yoğun bir şekilde almaya başladığında kendine küfrederek yerinden kalkmış ve banyo kapısını çalarak kapıyı açmış, başını hafif açık kapıdan içeri uzatmıştı. Felix'i dolu küvetin içinde bacaklarını kendine çekmiş, başını bacaklarına gömmüş ağlarken gördüğünde gözleri dolmuştu.
"Aşkım? Özür dilerim, sen beni yanlış anladın..." Felix'den hâlâ tepki alamayan Hyunjin, tamamen içeri girmiş ve küvette Felix'in arkasına oturup onu kucağına çekmişti. Felix, sinirli ve gözleri yaşlı ifadesiyle başını kaldırıp Hyunjin'e bakmış ve sanki kucağından kalkmak istiyormuş gibi naz yapıyordu.
"Senin çocuğunu taşıyorum, hayvan herif! tamam biraz kilo almış olabilirim ama hamile bir omegayı böyle üzemezsin, pislik! Git istemiyorum seni." İstemiyorum dese de aslında ilgi istediğini çok iyi biliyordu Hyunjin. Felix'in yüzünü elleri arasına aldı ve dudaklarına bir öpücük kondurdu. Ardından öpücüklerini Felix'in boynuna indirdi. "Bak, hâlâ! Sen beni sadece seks için mi seviyorsun Hyunjin??"
"Eşimin boynunu öpemez miyim? Seksle ne alakası var? Ayrıca beni yanlış anladın. Sen benim çocuğumu taşıyorsun, aldığın kilolara laf etme hakkım yok. Ayrıca daha 8 hafta olmuş olsa da karnın çok şirin duruyor. En güzel tarafı, bu şirin karnı sadece ben görebiliyorum. Giydiğin elbiselerden görünmüyor. Hâlâ bana küs müsün? Öyleysen eve gelince söz veriyorum kırbaç kullanabilirsin."
Felix duyduklarıyla, özellikle sonuncusuyla, sevinmiş ve keyfi yerine gelmişti. Başını Hyunjin'in boyun kıvrımına gömmüş ve neşeli kıkırtılar vermişti eşine. Ardından aklına gelen şeyle hızla başını kaldırmış, büyüttüğü gözleriyle Hyunjin'e bakıyordu.
"Bugün abimler tahta çıkıyor! Aman tanrım, nasıl unuturum? Geç kalacağız." Hızla Hyunjin'in kucağından kalkmıştı. Hızlı kalkışı yüzünden başı dönmüş ve düşeceği zaman, Hyunjin bunu fark etmiş ve hızlıca eşini tutmuştu.
"Yakaladım seni. Endişelenme, geç kalmayacağız. Daha çok var. Anca hazırlanırsın diye seni erken uyandırdım."
Felix, rahatlayarak derin bir nefes alırken başını tekrar Hyunjin'in boyun kıvrımına gömmüştü. "Ama o benim abim. Erkenden gitmemiz gerekmez mi?" Hyunjin, Felix'İn sorusuna kıkırdarken eşinin saçlarıyla oynayıp başını okşamaya başlamıştı.
"Sorun değil, onu da hesapladım bebeğim. Sen endişelenme ve kendini kocana bırak." Felix, sevinçle kocasına daha çok sokuldu. Hyunjin, eşine de kendine de güzel ve rahatlatıcı bir duş aldırdıktan sonra hazırlanmaya başladılar.
İkili mavi couple kıyafetler içinde asaletiyle dururken Felix, makyaj masasına oturmuş kurabiye yiyor, Hyunjin ise ayakta Felix'in saçlarını şekillendiriyordu. Felix, keyifle eşini izliyor ve başındaki hareketleri, dokunuşları hissederken mayışıyordu.
"Sanırım biraz daha devam edersem uyuyakalacaksın." Hyunjin, eşinin mayıştığını fark ederek dalga geçmişti. Felix, kaşlarını çatıp sinirli bir ifade takınmış gibi yapsa da aslında gülmemek için zor duruyordu. O sırada elindeki kurabiye kavanozunun bitmesiyle huysuzca homurdanmıştı. "Kurabiyelerim bitti..."
Hyunjin, fark ettiği şey ile kaşlarını çatmış sinirle boş kavanozu Felix'in elinden almıştı. "Daha kahvaltı yapmamıştın ve sen koca bir kavanoz kurabiye mi yedin Felix? Sağlıklı yiyecekler yemeni istediğimde iştahın hiçbir zaman bu kadar açık olmuyor. Bundan sonra bir iki tane de olsa kahvaltıdan önce hiçbir şey yemek yok. Yasak."
Hyunjin'in onu azarlamasıyla somurtan Felix, kollarını göğsünün üstünde kavuşturmuştu. Kaşlarını çatıp yaşlarla dolmuş gözlerini kaçırdı. "Sadece birkaç kurabiye yemek istemiştim. Bu kadar azarlamana gerek yoktu. Hiçbir şey yemeyeceğim bundan sonra."
Hyunjin içinden kendine küfretmeye başladığında pişmanlıkla hemen eşine sarılmış ve başını öpmüştü. "Özür dilerim, sadece fazla endişeleniyorum. Bunu kastetmediğimi biliyorsun..." Felix, aldığı ilgiyle biraz sinirinin yatıştığını hissetse de trip atmaya devam etmek istiyordu.
"Biliyorsun, ben daha önceden de hamilelik yaşadım Hyunjin. Neyin sorun olup olmayacağını biliyorum." Hyunjin, Felix'in haklı olduğunu bilerek sıkıntılı bir iç çekmiş ve eşinin saçlarını şekillendirmeye devam etmeye başlamıştı.
"Haklısın ama beni de anlaman gerekiyor. İlk defa baba olacağım. Güzeller güzeli omegam benim çocuğumu taşıyor ve bu süreçte olabildiğince onun yanında olup en iyi şekilde atlatmasını istiyorum..."
Felix, yumuşayan bakışlarını güven verici nazik bir gülümsemeyle Hyunjin'e çevirmişti aynadan. "Tamam, haklısın. Ama beni bir daha böyle azarlarsan gönlümü almak için yeni bir mücevher set hediye almak zorunda kalırsın, şimdiden uyarayım."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Hostile Kingdoms//Hyunlix
Hayran KurguLee krallığı ve Hwang krallığı yüzyıllardır düşman iki krallık. Lee krallığının küçük prensi, dünyanın en güçlü omegası olarak da bilinen Lee Felix ve Hwang krallığının veliahtı, dünya üzerindeki iki deltadan biri Hwang Hyunjin. Hiç ummadıkları bir...
