| 10 |

248 27 17
                                        

"Şarap yalnızca yaşayamayanlar içindir"
~

Jungkook'un prensi malikanesinde alıkoymasının üzerinden üç gün geçmişti. Prensle bir anlaşmaya varamadıklarında ona biraz zaman vermeyi seçmiş, topraklarına dönmesine izin vermemişti. Bu süreçte de dikkat çekmemek adına prense ağabeyine kısa bir geziye çıktığı hakkında mektup yazdırmış, Kim topraklarına ulaştığından bizzat emin olmuştu.

Prens Taehyung kendisine en yakın odada gözetim altındayken hizmetkarı da onun yanındaydı. Üç gündür odadan dışarıya çıkartılmamışlar, asla malikanede dolaşmalarına izin verilmemişti. Jungkook bunu bilhassa babası yüzünden emretmişti. O yaşlı bunağın işlerine karışmasından son derece nefret ediyordu.

Şimdi ise toplantı odasında ağabeyi ile gerekli görüşmeyi gerçekleştiriyorlardı.

"Jungkook, bu biraz fazla olmaz mı?"

"Hyung, sana işbirliği teklif edecekler. Bizim istediğimiz bu teklifin Kim topraklarından gelmesi. O zamana kadar gelen teklifleri oyalamalısın."

"Nasıl yapacağım?"

"Neden bana soruyorsun? Sen akıllı bir adamsın."

"Senin krallığını sarsacak bir harekette bulunmak istemiyorum."

"Yönetimi paylaştığımızda sana gelen isyan ya da suikast tekliflerinden birini kabul et. Seni krallığın başına geçmek isteyen bir ağabey olarak görmelerini sağla."

"Sonra bunu planlayacağız değil mi? Kolayca kontrol altına alabileceğin formaliteden bir isyan çıkaracağız."

Jungkook ağabeyini onaylarcasına başını salladı. Bu ikili yönetimde ağabeyinin kendisine ihanet etmeyeceğinden adı kadar emindi. İçten içe biraz da suçluluk hissediyordu. Taehyung'u aramaya gideceği gün yaşadıkları tartışma, Jungkook'un ağzından çıkanların son derece sert olması ve ağabeyini aşağılaması canını sıkmıştı. Kendine hakim olamamış, kibrinin önüne geçememişti.

"Hyung, bir şey daha var."

"Ne var?"

"Geçen gün senin odana uygunsuzca girdiğim ve sert sözler sarf ettiğim için..."

Özür dilemeye alışık olmayan yapısı yüzünden duraksamış, bakışlarını etrafta gezdirmeye devam ederken konuşmuştu. 

"Kusura bakma. Öfkeden gözüm dönmüştü. Ben seninle o tarzda konuşacak biri değilim. Biliyorsun."

Aslında tam da öyle biriydi. Kibri ve gururu söz konusu olduğunda karşısındakini tanımazdı. Ancak Prens Luis kardeşini çok iyi tanıdığından onun niyetini her zaman anlamıştı.

"Sorun yok diyemeyeceğim."

"Haksız değilsin."

"Bu prens niye bu kadar önemli? Tabi eğer planlarından bahsedecek kadar bana güveniyorsan."

Jungkook ağabeyinin kendisine dokundurduğu lafı duymazdan gelmiş, sorusuna cevap vermişti.

"Üzerinde ticaret yaptığımız hanların bulunduğu topraklarımızı kaybettik biliyorsun. O toprakları geri alacağım. Ancak savaşmadan."

"Savaşmadan nasıl geri alacaksın?"

"Prens Kim bize yardım edecek."

"O nasıl olacak Jungkook? Adam kendi ülkesinin toprağını bize satar mı sanıyorsun?"

Jungkook prensin sırrını ağabeyi ile paylaşamayacağından konunun detaylanmasını istemedi.

"Olacak işte bir şekilde."

Dark & Wild /TaekookHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin