"Cesaret zafere, kararsızlık tehlikeye, korkaklık da ölüme götürür."
Malikanede yapılan kritik toplantının üzerinden yaklaşık üç hafta geçmişti. Bu süreçte düğün hazırlıkları Taehyung'un emirleriyle hızla tamamlanmış soylu vampirler arasında küçük bir davet düzenlenmişti.
Tebrikleri kabul eden Jeon çifti ardından halka üç gün boyunca eğlenecekleri şenlikler düzenlemişlerdi. Kral Javier, asla hiçbir masraftan kaçınmamış, şanına yakışır görkemli bir törenle kendinden bahsettirmişti.
Düğün sonrası kralın eşinin kim olduğu soylular ve halk arasında dedikodulara neden olmuştu. Kim kralının bir oğlunun daha olduğu gerçeği herkese duyurulmuştu. Prens Owen'ın tüm davetlerde kardeşinin yanında durması da bunun kanıtı niteliğinde olmuş amacına ulaşmıştı.
Tüm bu telaş arasında Taehyung'un beklediği gizli haber de düşündüğünden geç gelmişti. Bu duruma sinirlenecek gibi olsa da plana sadık kalmak önceliğiydi. O yüzden de bu üç hafta boyunca elinden geldiğince sorun çıkarmamaya ve göze batmamaya çalışmıştı. Kralla zıtlaşmamak, onu sinirlendirmemek için sürekli kendini dizginlemesi gerekmişti.
Kral Javier ise eşinin bu değişen ruh halinin elbette farkındaydı. Kim Taehyung inkar edilemeyecek şekilde sinsi bir adamdı ancak Jeon Jungkook'un tahmin edilemez bir kurnazlığı vardı. Bu yüzden prensin hep bir adım önünden yürüyordu. Mesela onun kendisinden habersiz bir isyancı toplantısı düzenlediğinden ve malikaneden kaçacağından pek ala haberi vardı. O yüzdendir ki yıldızların ve dolunayın bile aydınlatmaya gücü yetmediği karanlıkta eşinin birkaç metre gerisinden adeta bir ruh gibi ilerliyordu.
Taehyung, kralı atlattığını zannetmesinin verdiği özgüvenle hızla isyancıların olduğu yere koşuyordu. Peşindeki bir çift kırmızı gözden haberi bile yoktu.
Ulaşmak istediği yere vardığında üzerindeki pelerine daha sıkı sarılıp yüzünü sakladı. Her zamanki gibi gözlerden uzak, izbe bir depoda onu bekleyen vampir topluluğunu gördüğünde içindeki gururlanmaya engel olamadı. O her ne kadar inkar etse de yönetmeye, emretmeye, hükmetmeye bayılan egoist bir adamdı. Ona itaat edilmesi ruhunu besliyordu. Tıpkı eşine benziyordu.
Prens kendisini kapının ardından dinleyen kralın eşliğinde konuşmaya başladı. Tüm planı isyancılarla paylaşırken herkes pür dikkat onu dinliyordu. Aksilik çıkmamasını kesinkes emrettiğinde ise sesi tereddüt içermiyordu. İşini halledip Jeon topraklarına hızla döndüğünde kral onu hiçte tahmin etmediği şekilde odalarında karşıladı.
"Neredeydin Vivian?"
"Sen neredeydin Javier?"
"Nerede olduğumu bildiğini sanıyordum."
"Nereden bileyim, sanki her yaptığının haberini veriyormuşsun gibi konuşma."
Prens gözlerini kaçırmadan konuşurken adımları yatağı buldu ve kendini bıraktı. Yorgunluğu tüm vücudunda hissediyordu. Kral ise sağında kalmıştı. Balkonun önünde dikiliyordu. Kemikli parmaklarındaki pahalı yüzükler kavradığı kadehte ses çıkarıyordu.
Prens kapattığı gözlerini açtı.
"Şu sesi çıkarma."
"Rahatsız mı oldunuz prensim?"
"Evet."
"Ben de rahatsız oldum."
Kralın kendinden emin sesi prensin içine şüphe düşürse de taviz vermedi.
"İyi, yapma o zaman."
"Neyden diye sormayacak mısın Taehyung?"
"Sormayacağım. Sesten rahatsız olduğun belli. Rahatsız oluyorsan yapma."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Dark & Wild /Taekook
General FictionJeon Javier ve Kim Vivian'ın aşk hikayesi... Vampire Semekook
