24. Bölüm/Eksik Kalan Ritüel

457 43 11
                                        

Gece bazen bir eve değil, insanın içindeki boşluğa iner.

Şevket o akşam kapıyı açtığında ilk defa evin bu kadar sessiz olduğunu fark etti. Sessizlik, neredeyse duvarlardan sızan bir karanlık gibi üzerine çökmüştü. Genellikle masa çoktan hazırlanmış olur, Asuman cıvıldayan sesiyle kapıyı açardı. Sonra her zamanki gibi birlikte akşam yemeği yerlerdi.

Eğer evde yemek hazır değilse dışarıdan sipariş verirler ya da birlikte dışarı çıkarlardı. Bir aile olmanın en sade ama en kıymetli parçasıydı birlikte hazırlanan o sofralar. Günün sonunda aynı masada buluşmak, aynı tabaktan ekmek koparmak...

Ama bu akşam kapı açılmamıştı.
Ve masa kurulmamıştı.

Elinde bir kadeh şarapla salonun geniş camının önünde duruyor, Boğaz'ın geceye karışan sularını izliyordu. Asuman'ın bıraktığı boşluk, evin içinde görünmeyen bir gölge gibi duruyordu.

Normalde evde içmezdi. Ama bu akşam bazı şeyleri ilk defa yaşayacaktı.

Ya da öyle sandı.

Aslında kendini kandırıyordu. Bunları daha önce de yaşamıştı. Bu evde daha önce de içmişti. Akşam yemeklerini yalnız geçirmiş, devasa boşluğun içinde tek başına oturmuştu.

Sadece Asuman bu eve geldikten sonra her şey değişmişti.

Onu ilk gördüğü günü hatırladı. Bakışlarındaki çaresizliği fark etmiş, kendi acizliğini bir anlığına unutup onun için üzülmüştü. Evdeki durumunu, ailesinin tavrından anlamak zor olmamıştı. Ve o an, ikisini de kurtaracak bir şey yapmak istemişti.

Bir nevi kahramanlığa soyunmuştu.

Belki onu kandırmış gibi görünüyordu ama yine aynı durumda olsa hiç tereddüt etmeden aynısını yapardı. Asuman'ı, ikisi için de bir kurtuluş bileti olarak kullanırken gözünü bile kırpmazdı.

Aslında istediği hedefe ulaşmıştı.

Asuman'ı kandırmış olsa bile, sırrını açıkladığında gitmeyi seçmemişti. Kalmayı tercih etmişti. Bile bile oyuna dahil olmayı kabul etmişti.

Şevket'e göre bu, Asuman'ın kolay olanı seçmesiydi.

Ama onu bu yüzden hiç yadırgamadı. Çünkü o zamanlar Asuman'ı hâlâ toy bir çocuk gibi görüyordu.

Şimdi ise her şey değişmişti.

Artık karşısında kendinden emin, olgun ve özgüvenini kazanmış bir kadın vardı. Gitmek isteyebilirdi. Gerçekten isterse... buna cüret ederse...

O zaman ona özgürlük biletini verebilecek miydi?

Belki vefa, yanında kalmasını sağlardı. Ama nereye kadar? Çünkü Asuman'ın gözlerindeki parıltıda artık arzuyu da görebiliyordu.

Onu kendine tutsak edip ne kadar süre sevgiden mahrum bırakabilirdi?

Aslında yaptığı şey buydu. Kendine biçilmiş bir kaderi, hiçbir suçu olmayan bir kadına giydiriyordu. Sonra da sanki büyük bir iyilik yapmış gibi takdir edilmeyi bekliyordu.

Ve bunu neredeyse hiç suçluluk duymadan yapıyordu.

Vicdanının sesini bastırmıştı.

Çünkü Asuman'a ihtiyacı vardı.

Bu ihtiyaç sadece itibarı ya da yalnızlığını gidermek için değildi. Nedenini tam olarak bilmiyordu ama akşam yemeklerinde karşısında oturması... sanki gerçekleşmesi gereken ilahi bir ritüeldi.

Ve bu ritüelin aksaması mümkün değildi.

Ama bu akşam her şeyi kendi elleriyle bozmuştu. Kurdukları düzeni kırmış, alışkanlıklarına zeval getirmişti.

MAHRUMHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin