11.Bölüm/Kurban

2.7K 106 11
                                        

"Asuman, uyan!"

Sabahın üçünde uyandırılmanın şokuyla irkilerek gözlerini açan Asuman, uyku mahmurluğunun sersemliğiyle kocasına baktı. Şevket'in yüzündeki o alışılmadık endişeyi fark ettiği anda içine açıklayamadığı bir korku çöktü.

"Şevket... biri mi öldü?"

"Henüz ölü yok. Annemi hastaneye kaldırmışlar."

"Hay Allah... Durumu nasıl?"

"Bilmiyorum. Şahin sadece annemi hastaneye kaldırdık diye aradı."

"Beni de bekle, hazırlanıp geliyorum."

"Sen şimdi gelme. Ben gidince seni ararım. Gidiyorum diye haber vereyim dedim."

"Ama olur mu?"

"Yoğun bakıma almışlar. Kimseyi yanına almıyorlar. Gelip de ne yapacaksın?"

"Yanında dururum."

Asuman'ın bu vefalı tavrı karşısında gözlerini kaçıran Şevket, onun bu kadar düşünceli oluşunun kendisinde yarattığı suçluluk hissine öfkelenmeden edemiyordu. Keşke biraz daha kendini düşünen, bencil, vurdumduymaz, hatta biraz asabi bir kadın olsaydı; o zaman idare etmek daha kolay olurdu. Hiç değilse ona karşı her daim mahcubiyet duymazdı.

"Sen işine bak, ben başımın çaresine bakarım," diye sinirli bir şekilde karısını tersleyip odadan çıktı.

Asuman, onun bu değişken hallerine alışmış olsa da azar işitmek yine de garibine gitmişti.

Şimdi ne yapacaktı? Uykusuna kaldığı yerden devam etse ayıp etmiş olur muydu? Gerçi kayınvalidesiyle araları hiçbir zaman sıcak ve yakın olmamıştı. Kadının resmi ve sert tavırları yüzünden ona hiç ısınamamıştı. Zaten kadın da buna fırsat vermemişti. Gelin olarak bile görmediği bir yabancıya neden sıcak davransındı ki?

Yine de bir gerçek vardı; oğlunu hiçbir zaman yüzüstü bırakmadığı, sırlarını ifşa etmediği için ona karşı saygılı davranmaya özen göstermiş, kırıcı olmamıştı. Ama aralarındaki o soğuk mesafe hiç kalkmadığı için Asuman da onu hep bir yabancı gibi görmeye devam etmişti.

Belki de bu yüzden yastığa başını koyup uyumaya devam etmeye karar verdi. Komodinin üzerindeki telefonu eline alıp kontrol etti, önemli bir şey olursa duymak için yanına bıraktı. Belki ona ihtiyaç duyulurdu... ama pek sanmıyordu.

Sabahın erken saatlerinde telefon sesiyle uyandı. Şevket, annesinin durumunun iyi olduğunu söyledi. Anjiyo olduktan sonra bir iki saat yoğun bakımda kalan kayınvalidesi taburcu olmak için diretmişti. Doktorlara kendini iyi hissettiğini söyleyince, hemşire eşliğinde eve çıkmasına izin verilmiş ve işlemler başlatılmıştı.

Asuman uykusunu yarıda kesip mutfağa yöneldi. Basit bir şeyler hazırlayıp aç olmayan midesini bastırdı. Kedilerinin mama ve sevgisini ihmal etmedi. Ardından kafeyi Aysu'ya devredip kayınvalidesinin evine gitmek üzere hazırlandı.

Şevket eve geçtiklerini ve Asuman'ın oraya gelmesini istediğini telefonda belirtmişti.

Mecburen... kötü günde ailenin yanında olma vazifesini yerine getirmek için yola koyuldu.

Kayınvalidesini seruma bağlanmış, solgun ve yarı baygın halde buldu. Oğulları ve eşi başucunda endişeyle bekliyordu. Sevim Hanım'ın ani rahatsızlığı hepsini korkutmuş olmalıydı. Sonuçta anneleriydi. Onu kaybetme ihtimalini düşünmek bile ağırdı; özellikle Şevket için.

Herkese geçmiş olsun deyip gözlerini aralayarak ona bakan kaynanasına yaklaştı.

"Sağ ol kızım... Evime geldim ya, daha iyi hissediyorum," dedi cılız bir sesle.

MAHRUMBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin