Beş Yıl Sonra...
Şevket, evin verandasında ağır ağır soğuyan kahvesinden bir yudum daha aldı. Kupayı tutan parmakları sakin görünüyordu ama zihninin içi aynı sükûnete sahip değildi. Bahçede dolaşan eşini izlerken zamanın Asuman'a nasıl yakıştığını düşünüyordu. Yıllar onu soldurmamış, bilakis olgunlaştırmıştı. Güzelliği artık çarpıcı değil; derin ve yerleşikti.
Onu izlerken içinde büyüyen o tanıdık sızı yine kıpırdandı. Asuman'a sahipti ama tamamıyla değil. Asla olamayacağını bildiği bir yere kadar yaklaşabilmişti sadece. Bir gün çekip gideceği korkusu, beş yıldır zihninin karanlık bir köşesinde pusuda bekliyordu. Şimdi mutlu görünüyordu... ya sonra?
Eğer bir gün Asuman hayatından çıkarsa, geriye kalan boşluğa dayanabilir miydi? Bu sorunun cevabını düşünmek bile göğsünü sıkıştırıyordu. Bencilceydi, biliyordu. Ama yanında kalması için maddi manevi her imkânı seferber etmekten çekinmeyecekti. Çünkü onun varlığı, kendi eksikliğinin üzerini örten tek örtüydü.
Asuman'ı ilk seçtiğinde ona karşı hiçbir şey hissetmiyordu. Hatta hissetmemesi gerekiyordu. Kurban olarak görmüştü. Tanımadığı, sevmediği biri... Güvenli bir seçim. Fakat zaman, planlarını bozan tek şey olmuştu. Onu tanıdıkça kalbinin temizliğini, inceliğini, o ürkek ama dirençli ruhunu gördü. Ve bir noktadan sonra sevgi, istemediği bir misafir gibi hayatına yerleşti.
Aralarındaki bağın sıradan bir evlilikten daha fazlası olduğuna inanıyordu artık. Bu bağın kopmaması için yapamayacağı fedakârlık yoktu.
Asuman kitapları seviyordu. Kedileri de. Öyle ki elinde olsa bütün sokak kedilerini eve toplardı. Şevket buna karşı çıkmak yerine bir çözümle gelmişti: Bahçeye kediler için özel bir alan yaptırmak.
O gün Asuman'ın yüzündeki sevinci unutamıyordu. Gözleri çocuk gibi parlamış, sesi heyecandan titremişti. Coşkusu taşmış, bahçeye bakan boş daireyi kafe yapma fikrini ortaya atmıştı.
"Bildiğin sıradan kafe değil... kitap kafe olacak," demişti hayalini anlatırken.
Şevket bir an bile düşünmemişti. Kabul etmişti. Çünkü onun hayal kurarkenki hâlini seviyordu.
O günden sonra Asuman'ın yüzündeki neşe kalıcılaşmıştı. Hayata daha sıkı tutunuyordu. Onu üzgün görmek, Şevket'in en büyük korkusuydu. Zaten ona karşı kendini borçlu hissediyordu. Milletin dilinden kurtarmıştı onu ama karşılığında ondan çok şey almıştı.
En büyüğünü...
Asuman'ın kucağında kendi yavrularını görme ihtimalini elinden almıştı. Ne yaparsa yapsın bu eksikliği telafi edemezdi.
"Şevket, çok tatlılar değil mi?"
Başını sallamakla yetindi.
"Orada oturma, senden ilgi bekliyorlar."
"Bence sen onlara yetiyorsun."
"Hâlâ orada mısın?"
Asuman mutluluğu paylaşmakta ısrarcıydı. Bu huyu bazen yorucuydu ama bugün gözüne sadece tatlı göründü. Kahvesini bıraktı, verandadan inip kedilerin olduğu bölüme geçti. Onu görünce mırıldanarak ayaklarına dolandılar. Diz çöktü, elleriyle başlarını okşadı.
"Seni seviyorlar," dedi Asuman.
Şevket düşünmeden konuştu:
"Sen... sen seviyor musun?"
Söz ağzından çıkınca şaşırdı ama yüzüne yansıtmadı. Kaşlarını hafifçe kaldırıp ona baktı. Cevabı tahmin ediyordu ama duymak istiyordu. Bencilce bir ihtiyaçtı.
Asuman kucağındaki sarı kediyi yere bıraktı, yanına geldi.
"Sen sevilmeyecek biri değilsin ki."
"Öyle miyim?"
"Tabii öylesin. İlk başta korkmuştum senden... ama sonra değiştin."
"Yoksa benim sevilecek biri olduğuma mı karar verdin?"
Asuman onun yanına çöktü. Ellerini tuttu. Bakışları sıcak, sesi sakindi.
"Sen bir insanın yoldaş olarak isteyebileceği kadar iyisin. Benim için o kadar şey yapıyorsun ki... bir kadın daha ne ister?"
Şevket'in gözleri kapandı. Kelimeler kalbine ince bir sızıyla battı. Asuman bunu iyilik olarak söylüyordu ama o, her cümlede kendi eksikliğini duyuyordu. Onun mahrumiyetini güzelleştiriyordu.
Ellerini çekti. Ayağa kalktı. Ondan birkaç adım uzaklaştı.
Asuman mahcup bir ifadeyle arkasından baktı. Yanlış bir şey söylediğini düşündü ama aslında gerçek buydu. Hayat onları böyle sınamıştı. Rıza göstermeyi öğrenmişti. Mutluluk, eksiklerle barışabilmekti.
Sessizlik uzayınca konuyu değiştirmek istedi.
"Bir şeyi merak ediyorum."
"Bu, duman gözlü kedinin adı neydi?"
İkisi de aynı anda konuştukları için birbirlerine gülümsediler.
"Paris."
"Soylu bir isimmiş. Peki sen neyi merak ediyordun?"
Asuman duraksadı.
"Belki kızacaksın..."
"Buna göre kesin kızacağım."
"Kardeşin Türkiye'ye gelmiş. Hâlâ bize uğramadı."
Şevket'in yüzü gerildi. Elindeki mama kabını bıraktı.
"Gelmesini mi istiyorsun?"
"Sonuçta kardeşin..."
Gözlerindeki gölgeyi görünce Asuman pişman oldu. Demek ki aralarında kapanmamış bir yara vardı.
Şevket derin bir nefes aldı.
"Merak etmen normal. Ama mesele basit değil."
"Neden?"
Bir süre sustu. Sonra geçmişe döndü.
"Üniversitede bir kız vardı. Seher. Onu izlemeyi severdim. Gülüşünü... heyecanlı konuşmasını... Aşk mıydı bilmiyorum. Ama kalbim kıpırdardı."
Asuman sessizce dinliyordu.
"Bu hisler bende kalmalıydı. Sebebini biliyorsun."
Asuman başını eğdi.
"Bir akşam kardeşim onu kız arkadaşı olarak eve getirdi. İçimdeki her şey karardı. Yetersizliğimi ona öfke olarak kustum. Ailem de onu suçladı. O da Amerika'ya gitti."
"Kardeşin bilmiyordu değil mi?"
"Hayır. Bilse yapmazdı."
"Sonra?"
"Seher'i hemen bıraktı. Ama beni affetmedi."
Rüzgâr yaprakları hışırdattı. Erik ağacının gölgesi üzerlerine düştü.
"Onu yemeğe çağıralım mı?" dedi Asuman temkinle.
"Geleceğini sanmıyorum."
"Belki ben ikna ederim."
Şevket uzun uzun düşündü.
"İsterim," dedi sonunda.
Asuman'ın gözleri parladı. İçten içe üstlendiği arabuluculuk rolünün heyecanını yaşıyordu. Belki bir kırgınlığı onarabilirdi. Belki bu ev, bir eksikliği daha kapatabilirdi.
Şevket gözlerini ondan ayırmadan sessizce izledi. Asuman hep başkalarının yaralarını iyileştirmeye çalışıyordu. Kendi içindeki acıyı ise öyle derinlere gömüyordu ki kimse fark etmiyordu.
Üstelik o yaranın en büyük sebebi de yine kendisiydi.
. * * *
Anketin sonuçları çok enteresan. Cinsellik olmadan evlilik yürüyebilir diyenler çoğunlukta. Hım hepinizin genç kız olduğunu varsayarak cevabınızı normal karşılıyorum. Emimin erkekler çoğunlukta olsaydı anketin sonuçları farklı olurdu:)))
ŞİMDİ OKUDUĞUN
MAHRUM
RomanceBazı kadınlar aşkı seçemez. Onlara sadece bir hayat verilir... ve o hayatı yaşamak zorunda kalırlar. Asuman da öyle yaptı. Ailesinin baskısından kurtulmak için kendisini isteyen ilk adamla evlendi. Ama evliliğinin ilk günlerinde öğrendiği gerçek, ha...
