"Bazı akşamlar vardır... sofraya oturmadan önce bile felaket kokusu duyulur."
Söz verildiği gibi bu akşam Şahin'in evine gitmek için yola koyulmuşlardı. Şevket elinde koca bir paketle eve gelmişti. Ev hediyesi alacağını hiç düşünmeyen Asuman, bu davranışını hayra yordu. Hatta sevindi ve Şevket'in kardeşine karşı atacağı bir adım olarak yorumladı. Paketin içindekini çok merak etmişti ama Şevket sürpriz olsun diyerek içindekini göstermemişti.
Şahin, Emirgan Korusu'na yakın Emirgan evlerinden bir ev kiralamıştı. İstanbul'un henüz doğası bozulmamış yerlerinden biriydi. İki katlı bahçeli evleriyle eski mimariyi hatırlatıyordu. Koruda olduğu gibi tepeye doğru çıkılıyor ve Boğaz'a bakan sokaklarında sıra sıra evler diziliyordu.
Arabanın camından yol boyunca dışarıyı izleyen Asuman, yanındaki adamın sessizliğinden sıkılmıştı. Onu konuşturmak istemişti ama kısa cevaplarının ardından vazgeçmişti. Üzerine gitmenin iyi bir zaman olmayacağını düşünerek onu kendi halinde direksiyonuyla baş başa bırakmıştı.
Bir saat süren araba yolculuğundan sonra Şahin'in evine ulaşmışlardı. Bahçeye açılan otomatik kapıdan geçtiler ve garajın çıkışına doğru park edip arabadan indiler. Şevket ile birlikte bir müddet etrafı seyrettiler.
Asuman evi ve bulunduğu yeri çok beğenmişti. Tam bir tepe üzerindeydi ve ışıltılı İstanbul ayaklarının altındaydı. Bahçedeki bakımlı ağaçlar ve bahçede hazırlanan akşam sofrası harika görünüyordu. Bir yaz akşamı için ideal bir ortamdı.
Şevket ile birlikte verandada hazırlanan masaya yaklaşıp göz ucuyla süzerek yanından geçtiler. Beyaz örtüler, beyaz mumlar ve mezelerle göz alıcı bir masa hazırlanmıştı. Üstüne ağustos böceklerinin müziği de eklenince her şey tamamlanmıştı; geriye sadece gecenin tadını çıkarmak kalıyordu.
"Her şey çok güzel görünüyor," diye beğenisini ifade eden Asuman'ı duymamış gibi yapan Şevket verandayı geçip açık dış kapıdan içeri girince mecburen onu takip etmek zorunda kaldı. Daha sonra bahçenin tadını çıkarmayı umut ediyordu. Eve olan hayranlığını sonraya bırakmanın daha uygun olacağını düşündü.
Şahin'in abisini coşkuyla karşılamasını duyunca yüzünde beliren gülümsemeyle o da evin içine doğru yürüdü.
Dizlerinin üzerine dökülen beyaz bir elbise giymişti. Dekoltesi olmayan, aile yemeği için oldukça uygun bir kıyafetti. Saçlarını ensesinde toplamış, dağınık bir hava vermişti. Hafif bir makyajın ardından aynadaki kendini beğenince başka bir renk katmaya gerek duymamıştı.
Küpeler ve Şevket'in düğün gecesinde taktığı siyah kolye hariç. Onu takmıştı çünkü Şevket öyle istemişti. Asuman da altında başka bir sebep aramadan kolyeyi gönül rahatlığıyla takmış, beyaz elbisesiyle yakıştırmıştı.
Geniş ve gri mermerli bir holden salona açılan evin içi de dışı kadar göz alıcıydı. Beyaz kemerli kapıdan görünen duvar kâğıdıyla kaplı duvarlar, tavandaki led ışıklarla aydınlanıyordu.
Asuman girişte öylece durup odanın sade ama şık görünüşünü seyretti. Ardından karşısındaki duvardaki kütüphane gözlerine takıldı. Hemen yanına gitmek istese de Şahin'e takıldı. Ev sahibi olduğu için ona hoş geldin demesi adına sarılmasına izin verdi.
"Evini çok beğendim, bir yazar için ilham verici bir havası var."
Şevket'in yanında ayakta durup beğeniyle evi süzen Asuman'a neşeli bir şekilde yanıt veren Şahin oldukça güler yüzlü bir ev sahipliği yapıyordu. Şevket'in getirdiği hediyeyi elinde tutarken Asuman'a sarılmış, hoşbeş etmişti.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
MAHRUM
RomanceBazı kadınlar aşkı seçemez. Onlara sadece bir hayat verilir... ve o hayatı yaşamak zorunda kalırlar. Asuman da öyle yaptı. Ailesinin baskısından kurtulmak için kendisini isteyen ilk adamla evlendi. Ama evliliğinin ilk günlerinde öğrendiği gerçek, ha...
