Sonunda YENİ BÖLÜM!
Sizi bunu söylerken hayal ettim heheheh
Keyifli okumalar aşklarım.
Sizi seviyorum
❤️
⚓
Yüz ifadesi ve ses tonu insanı ürkütecek cinstendi. Bana bakarak söylediği sözler yutkunmama neden oldu.
"Kuzey Yıldızım, şimdi şöyle oldu-" Gözlerini benimkilerden ayırması Engin'in sesinin aniden kesilmesine neden olmuştu. Gerginlikle yerimde hafifçe kıpırdandım.
Belki de olanları ona benim anlatmam gerekiyordu. Çocukları daha fazla belaya sokmak istemiyordum. Kuzey'in bu tepkisinin tamamen profesyonel bir sebepten kaynaklandığını tahmin etmek zor değildi. Sonuçta, korumam gereken birinin odasının kırık kapısıyla karşılaşsam, ben de böyle tepki verirdim.
Tam konuşmak için ağzımı açmıştım ki Kuzey'in soğuk ve otoriter sesi beni durdurdu.
"Beni koridorda bekler misin, Ceren?"
Sözlerinde bir ricadan çok bir emir vardı. Ne söyleyeceğimi yutkunarak unuttum. Dudaklarımı birbirine bastırıp başımla onayladım. Ozan ve Engin'e son bir kez bakma isteğimi bastırarak dışarı çıktım. Eğer onlara bakarsam açıklama yapmaya çalışacağımı biliyordum zaten bunu yapmamak için kendimi zor tutuyordum. Üstelik durumu daha da kötüleştirecek ya da yanlış bir şey söyleme ihtimalim yüksekti.
Koridorun ucuna ilerlediğimde, gerginlikten tırnaklarımı kemirmemek için kendimi zor tutuyordum. Zamanı geri alabilmeyi ve odamdan tek başıma çıkmamayı diledim. Kapı ile koridor arasında bir ileri bir geri yürürken içeriden hiçbir ses gelmiyordu. Bu derin sessizlik, hissettiğim rahatsızlığı daha da artırıyordu. İçeri girsem, geri kovulur muydum acaba? Bu düşünceyle fark etmeden adımlarım kapıya doğru yaklaştı. Cam kapıdan bir şeyler görme umuduyla başımı eğmeyi düşündüm ama yakalanacağımı bildiğimden vazgeçtim. Bunun yerine duvara yaslanıp yerdeki fayansları sayarak oyalanmaya çalıştım.
Beş dakika mı geçmişti? Yoksa daha az mı, ya da çok mu fazlaydı? Saniyeler bir türlü ilerlemiyordu. İçimdeki merak hissi sanki beni içten içe kemiriyordu. Tam bu his dayanılmaz bir hal almışken kapı açıldı. Aniden yaslandığım yerden suçlu bir çocuk gibi doğrulup kapıya döndüm. Karşımda duran sıcak kahveyi andıran gözlerin sahibi, dev cüssesiyle kapıdan gelen ışığı tamamen kesmişti. Her ne kadar kendimi alıştırmaya çalışsam da, bu görüntüye bir türlü alışamıyordum.
Bakışları öylece benimkilere kilitlenmişti. Herhangi bir şey söylemesini bekledim, ama o konuşmuyordu. Eski sinirinden eser kalmamış, yerine sakin bir Kuzey gelmişti. Zaman ilerledikçe ve bakışmamız uzadıkça, kanım içimde kaynıyordu.
"Meşgul olduğunu sanıyordum." dedim sonunda, sessizliği bozmaya çalışarak.
Gözleri zafer kazanmış gibi parıldadı. "Öyleyim." dedi basitçe. Ardından aniden yürümeye başlayınca ne yapacağımı bilemedim. Bir an yerimde donakaldım ama sanırım bu onun dilinde beni takip et demekti.
Peşine takıldım. Ferah koridordan cehennem sıcağını andıran bir ortama geçtiğimizde bile aramızdaki sessizlik bozulmadı.
Kuzey, sessiz biri gibi görünüyordu. Onunla geçirdiğim zamanları gözden geçirdim. Sürekli verdiği komutlar ve toparlanmam için söylediği öğütler dışında, ona dair hiçbir şey bilmiyordum. Kurduğu en uzun cümleleri hatırlamaya çalıştım, ama düşüncelerim arasında bir ipucu bulamadım. Henüz tam olarak tanımadığım bir adama bu kadar güvenmek ve sıcaklık hissetmek... Bu oldukça korkutucuydu.
Düşüncelerime o kadar dalmıştım ki alnımın sert bir şeye çarpmasıyla bir anda irkildim. Şaşkınlıkla başımı kaldırdım ve bir sokak lambasının direğine bakakaldım.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
SAT KOMANDOSU
RomanceBeş ülkeye ayrılmış bir dünya, sırlarla örülü bir kader... Denizlerle ayrılmış beş güçlü ülke arasında hassas bir denge hüküm sürmektedir. Ancak bir tatil gezisi sırasında kaçırılan Ceren, bu dengeyi altüst edebilecek sırların tam merkezine çekilir...
