Beş ülkeye ayrılmış bir dünya, sırlarla örülü bir kader... Denizlerle ayrılmış beş güçlü ülke arasında hassas bir denge hüküm sürmektedir. Ancak bir tatil gezisi sırasında kaçırılan Ceren, bu dengeyi altüst edebilecek sırların tam merkezine çekilir...
"Ne zamandır bu kadar rahat konuşabiliyor?" diye sorduğunda sesi ilgimi daha da artırdı.
"Öğlen bir kere karşılaştık," dedim tereddüt etmeden. "Hoşlandığını itiraf etti."
Onun nasıl bir tepki vereceğini kestiremiyordum. Bu yüzden bakışlarımı yüzünden ayırmadım.
Kaşları sözlerimle iyice çatıldı. "Güzelce uyarmak gerek," dedi.
Kuzey bu sözleri kıskançlıkla söylememişti, yine de beni koruma çabası hoşuma gitmişti. Okan'ın gevşek tavırlarının düzelmesi için içten içe umutlandım ve onu başımla onayladım.
Ortada öylece durmamız çevremizdekilerin dikkatini üzerimize çekiyordu. Bunun açıkça farkında olan Kuzey, iyi olduğumdan emin olduktan sonra masaya doğru yürümeye başladı. Yanında ilerlerken masadaki yüzlerin bizi ilgiyle izlediğini açıkça hissediyordum.
Engin, ben daha oturur oturmaz söze atıldı. "O şerefsizi bir türlü gözüm tutmuyor," dedi mavi gözleri kısılmış ve yüzü oldukça ciddiydi. "Keşke elektrik manyağına çevirseydim."
Kuzey yanımdaki yerini alınca sakin bir sesle, "Görevden önce kendini bu kadar yorma," dedi. İlk başta ne demek istediğini anlayamadım ama Engin beni aydınlatmakta gecikmedi.
"İstediğin kadar koşturtabilirsin. Bana dokunmuyor," dedi omuz silkip.
Kuzey ise alaycı bir tonda karşılık verdi. "Maaşında kesinti görmek istemiyorsan sus derim."
Engin yüzünü buruşturup, "Tehditlerin beni etkiliyor sanıyorsan," dedi ve ardından kısık bir sesle ekledi, "Kesinlikle işe yarıyor. Yılan herif."
Bu kısa tartışmadan sonra herkes sessizliğe büründü. Yemeği bitirene kadar da kimse doğru düzgün konuşmadı. İlker ve Vural suskunluklarını koruyor, sanki bu sessizlik onların bir alışkanlığıymış gibi sakince yemeklerini yiyorlardı. Ufuk, yemeğin ortasında bize katılmıştı ve Han ara sıra gözlerini bana çeviriyordu. Onunla birkaç kez göz göze geldik, bu da bana laf sokmak için kendisini zor tuttuğunu düşündürdü. Gördüğüm kadarıyla sivri dilli biriydi. Sataşmak istediği konunun ne olduğunu merak etsem de onunla gireceğim ufak tartışma için hiç gücüm yoktu.