Biliyorum bölüm çok kısa oldu.
Ama gerçekten zamanım yoktu.
Beğenmezseniz mutlaka yorum yapın.
Daha Cumartesi için bölüm yazmam lazım ühü
Sizi seviyorum ❤️
⚓
Selamı alındığında askerin bakışları usulca bana kaydı. Gözlerimiz yalnızca bir an için buluştu fakat o kısacık anda yüzünde hafif bir gülümseme belirdi. Ufak, neredeyse fark edilmeyecek kadar ince bir detaydı ancak gözümden kaçmamıştı.
Bakışları hızla yeniden Kuzey'e dönerken yüzündeki o kısa süreli sıcaklık yerini bir kez daha ciddi bir ifadeye bıraktı. Sanki az önce gülümsememiş gibi o an tamamen silinmişti.
Diğer asker ise kendini toparlamaya çalışırken oldukça tedirgin görünüyordu. Vücudundaki kabloları aceleyle çıkarıp selam verdiğinde yüzü utançla kızarmıştı. Bu tür bir duruma hazırlıklı olmadığı belliydi ama onu zayıf olarak değerlendirmek aklımdan bile geçmemişti. Okan isimli askerle birlikte aynı engelleri aynı hızla aşmış, bir an bile geride kalmamıştı.
Bu tür bir eğitime daha önce de şahit olmuştum. Bu yüzden bunun bir sınavdan ziyade yeteneklerini sergilemek için düzenlenmiş bir gösteri olduğunu anlamam uzun sürmedi. Eğer bu askerlerin transferi buraya yapılmışsa kesinlikle sıradan olmadıkları barizdi.
Gözlerim Kuzey'in üzerindeydi ve konuşmasını hayranlıkla dinliyordum. Henüz çok küçük bir çocukken ısrarlarım üzerine babam beni verdiği eğitimlere götürürdü. Göreve çıktığı günlerden arta kalan zamanlarda askerleri eğitirdi. O günlerde bile herkes büyük bir çaba gösterirdi ama şimdi gördüklerim bambaşkaydı. Daha önce parkuru böylesine kusursuz bir şekilde tamamlayanlara hiç tanık olmamıştım. Engellerin üzerinden atlayışlarında bile bir zarafet vardı. Bu komandoların gücü küçümsenecek gibi değildi.
Bu kadar yetenekli askerleri yöneten Kuzey ne kadar güçlü olmalıydı? Eğer onlarla aynı parkurda koşsaydı acaba biri onu geçebilir miydi? Hiç sanmıyordum.
Normalde sürekli konuşan ve neşeli bir yapıya sahip olan Engin'in bile daha önce fark etmediğim sert bir yüzü olduğunu o an fark ettim. Şok tabancasını tutarken bir an bile tereddüt etmemişti.
Tam düşüncelerimin derinliklerine dalmışken Emir'in bize doğru yaklaşmakta olduğunu fark ettim. Gelişi beni kendi dünyamdan çekip çıkarmıştı. Bu şovdan korkmuş muyum? Kesinlikle hayır. Aksine etkilenmekten kendimi alıkoyamıyordum.
"Yüzbaşı Emir, yapılması gerekenleri size açıklayacak. Ekibinizle de yarın tanışacaksınız." diyerek uzun konuşmasını sonlandırdı Kuzey. Sesi ne kadar sakin olsa da söyledikleri güçlü bir otorite taşıyordu.
Kenarda kendimi fazlalık gibi hissediyordum. Sanki bir film sahnesi önümde oynanıyor, ben de yalnızca bir izleyici olarak orada duruyordum. Bulunduğum ortamda ne kadar yabancı olduğumu o an derinlemesine fark ettim.
Emir, askerlerle birlikte alandan uzaklaşırken bakışlarım bir Kuzey'e bir de Engin'e kayıyordu. Engin'in hareketlerinin planlı olup olmadığını nihayet öğrenmek üzereydim.
"Yirmi altı kilometre. Teçhizatla." dedi Kuzey keskin bakışlarını Engin'den ayırmadan. Söyledikleri kadar bakışları da ağırdı, sanki verdiği emirle birlikte ortamın havasını tamamen doldurmuştu. Ardından ekledi, "Şimdi."
Elleri arkasında kenetlenmiş, dimdik duruyordu. Duruşunda bir anlık bile bir gevşeme yoktu.
"Emredersiniz komutanım!" diye yüksek sesle yanıt verdi Engin. Ardından bana döndü ve yüzünde her zamanki sinsi ama neşeli gülümsemeyle, "Gezimiz yine ertelendi Cerenimom. Ben kaçar." dedi.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
SAT KOMANDOSU
RomantikBeş ülkeye ayrılmış bir dünya, sırlarla örülü bir kader... Denizlerle ayrılmış beş güçlü ülke arasında hassas bir denge hüküm sürmektedir. Ancak bir tatil gezisi sırasında kaçırılan Ceren, bu dengeyi altüst edebilecek sırların tam merkezine çekilir...
