Beş ülkeye ayrılmış bir dünya, sırlarla örülü bir kader... Denizlerle ayrılmış beş güçlü ülke arasında hassas bir denge hüküm sürmektedir. Ancak bir tatil gezisi sırasında kaçırılan Ceren, bu dengeyi altüst edebilecek sırların tam merkezine çekilir...
Arkadaşlar medyada hayalimdeki Çınar var. Sizce olmuş mu??
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
⚓
20 Yıl Önce
"Yaprakçık, gel hadi!"
"Geldim, dur!"
Minik kız elleriyle eteğini düzeltti. Ona her zaman güzel görünmek istiyordu. Eteğindeki tozları silkelerken bir gölge güneşi kesti.
"Düştün mü?" diye sordu çocuk kızın kollarından tutarak.
Kız başını hızla iki yana salladı. "Yo, ben düşmem ki!"
"Yalancı. Dizin kanıyor." Küçük adam ona inanmamıştı.
"Yalan söylemiyorum!" dedi minik kız sinirle ve başını kaldırdı, ama yeşil gözleri karşısında görünce anında yumuşadı.
"Sürekli düşüyorsun sakar şey. Zaten bu yüzden adın Yaprakçık."
Minik kız kaşlarını çatıp kafası karışmış bir şekilde sordu. "O ne demek?"
Yeşil gözlü çocuğun bakışları gülümsemesiyle daraldı. "Yapraklar da senin gibi. Sürekli ağaçtan düşerler."
Küçük kız başta, ona gözleri yüzünden öyle söylediğini sanmıştı ama o dalga geçiyormuş meğer. Üzüntüyle dudaklarını büzdü. "Bu çok saçma." dedi ve arkasını dönüp eve doğru yürümeye başladı.
"Daha parka gitmedik, Ceren! Nereye gidiyorsun?" diye bağırdı çocuk arkasından.
Küçük kız onu orada bırakıp koşarak evine gitti. Nefes nefese kalmıştı. Annesi evin önündeki bankta mahalle teyzeleriyle sohbet ediyordu.
"Ceren, ne oldu kızım? Neden geldin? Çınar abin nerede?" diye sordu kadın şaşkınlıkla.
"Artık Çınar'ı sevmiyorum anne! O da beni sevmiyor!" dedi gözyaşları içinde. Annesi ona sarılarak teselli etmeye çalıştı.
⚓
Geçmişin anıları zihnimde canlanırken uzattığı tabağı aldım. Onu uzun zamandır görmemiştim. Ben liseye geçtiğimde taşınmışlardı ve o gittikten sonra çocukça hislerim de bir şekilde kaybolmuştu. Yıllar sonra babamın Çınar'ın asker olduğunu söylediğini hatırlıyorum. Bizim çevrede askerlik sıkça tercih edilen bir meslekti, bunda ailelerin etkisi de büyüktü. Ama askeriyede aşçı olduğunu öğrenmek beni şaşırtmıştı. Asla tahmin edemezdim.
"Ben de öyle." dedim yeni bir tabak için ilerlerken. "Sonra görüşürüz."
Çınar'la olan platonik aşkım çocukluk anılarımın zirvesiydi ama tekrar gördüğümde eskisi gibi hissetmemiştim. Zaman gerçekten çok hızlı geçiyordu.