Rüya'dan...
Agra bana bu evdeki en sevdiği yeri göstereceğini söylemişti ve şu an 4. kattayız. Pardon da 4 kat nedir ya, direk apartman yapsaydınız bari canım.
Ben kapılardan birisine ilerliyeceğini düşünürken o duvardaki priz kapağını kaldırdı ve yıkıldığım an. Düğme varmış be altında. Bastığı anda duvarın filmlerdeki gibi açılacağını ve içeriden çok gizli bir laboratuvar ortaya çıkacağını düşünmüştüm. Fakat daha sonra burasının Agra'ların evi olduğunu hatırladım ve grinin 50 tonundaki gibi erotik bir odanın da çıkabileceğini düşünüp tırsmış olabilirim.
Ben hala kendimi filmelerde zannedip duvarın açılmasını beklerken Agra'nın dürtmesiyle tavanın açılmış ve aşağıya bir merdivenin inmiş olduğunu gördüm. Bu sayede filmlerle ilgili rüya aleminden çıkmayı başardım ve Agra'ya soran gözlerle bakmaya başladım.
"Rüya'cım bu merdiven. Çıkarmamı ister misin?"
Evet sorar gibi bakan gözlerime beddualar gönderdim. Sonradan konuşma yeteneğim olduğunu hatırlayıp cevap verdim. "Pekii nereye çıkıyor bu merdiven?" dedim merdivenin sonuna bakarken. Çatıya çıkıyor olmasın seni zeki. Film hayallerimden yeni çıktım iç sesciğim bana karışma!
"Çatıya çıkıyor olabilir mi Rüya'cım?" Buda iç sesime benzemeye başladı yahu.
"Çok zekisin sen." diye homurdanırken merdivenden çıkmaya başladım. Ben çıkarken Agra bacağıma çimdik atınca küçük bir çığlık atıp ona kötü kötü baktım. "Agra düşme olasılığımı göze almadan bacaklarıma dokunuyorsun birde ya! Eline koluna sahip çık canım." diye cırladım.
"Birşey olmaz ben seni tutarım hem şansım varsa kucağıma düşersin, canım." diyip pişkince sırıttığında ona gözlerimi devirip merdivenden çıkmaya devam ettim.
Sonunda üst kata çıkabildiğimde her yerin kolilerle dolu olduğunu gördüm. İçlerini açıp bakmamak için elimi tırmalarken Agra'da çıkmıştı. İlerleyebileceğim dar bir alan vardı. Önüme geçti ve elimden tutup beni aydınlığa doğru yani teresa doğru götürmeye başladı. Kapıyı açtığında tozlu bir ortamda bulunduğumuzdan dolayı ferah ortama çıkışımız beni rahatlatmıştı. Teras çok büyük ve bir teras olmasına rağmen benim odamdan şıktı. Gözüme çarpan ilk şeylerden birisi teras demirlerinin tam önündeki sallanan koltuk oldu. Evet onun adını gerçekten bilmiyorum. Beynimden bilgi fışkırıyor resmen. Herneyse.
Duvar dibinde mini bir buzdolabı vardı ve yanında duvara birleşik beyaz bir masa önünde de 2 tane siyah sandalye. O sallanan koltuğun yanında yani koltukta değil aslında işte bahçelerde duran şeylerden, biz ona salıncak diyelim bence. O salıncağın yanında birde gramafon var ve bir kaç tane de plak. Allahım romantikliğe gel.
Gözlerim gördüklerine inanamaz bir şekilde terasın sol köşesine bakıyordu. Oha lann, zengin olmak bunu gerektirir heralde. Duvara dayalı golf sopaları ve atış yapabilmek için hafif bir kasis vardı. Ağzım açık Agra'ya baktığımda elleri ceplerinde bana sırıtarak bakarken omuzlarını kaldırıp indirdi.
"Golf oynamayı bildiğini söylede buracıkta bayılıyım." dedim hala şaşkınlığım geçmemişken.
Bana yaklaşıp elini belime dolarken "Biraz biliyorum. Sanada öğretmeyi çok isterim." dedi.
"Tabi tabi, öğretme bahanesiyle arkadan sarılıcaksın dimii. Sinsi şey seni." dedim işaret parmağımı önümde sallayarak ve gülerek.
"Çekici şey seni bana daha uygun bence." dedi diğer elinide belime koyup beni kendine çekerek.
Ellerimi göğsüne koyup ondan kurtulduktan sonra golf sopalarına yöneldim. Birisini çıkarttım ve oynayanları taklit ederek sopayı onlar gibi sallamaya çalıştım ki yapmaz olaydım. Sopayı salladığım anda bir yuvarlak çizmişti ve popma çarpmıştı. Lanet olsun neden popom bi açıklarmısın lütfen yaa! "Hay ben senin ebeni becertiyim yaa!! Agraa!" diye çığlığı basmıştım ama ona baktığım an kahkahayı bastığını gördüm. Hayvan gibi hönkürüyordu pislik yağğ.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Belalı Sevgilim
Teen FictionHer insanın hayalleri vardır. Okul... İş... Aile... Para.... Amaa, bazıları duygusallık ister. Sevilmek, değerli hissetmek ister. Bazıları, aşk ister...
