Devamsızlık

3.7K 103 28
                                        

Rüya'dan...

Agra sabah beni almaya geldiğini her zamanki gibi kornaya iki defa kısa basışıyla belli etmişti. Kapıyı açtığımda ben ayakkabılarımı giyerken annem dışarıya çıkmış Agra'ya "Günaydın oğlum. Bak seni kiminle tanıştırıcam." demişti.

Kapıdan Can'a seslenip derin bir of çekmemi sağlamıştı.

Can kafasını kapıdan uzatıp "efendim yengecim." dedikten sonra Agra'yı görmüş ve piç bir gülümsemeyle dışarıya çıkıp yanına ilerlemişti.

Agra gözlerini kısmış başını çok hafif sağa yatırmış bir biçimde Can'ı süzerken annemin uzun konuşmalarından birisini yapacağını farkedip hemen yanlarına gittim. "Agra bu Can, Can bu Agra. Can benim kuzenim. Agra artık gidelim geç kalıyoruz. Annecim baybay. Can... sana söyliycek bir şeyim yok." dedim ve Agra'yı arkası dan itekliyerek arabaya yönelttim.

Kapıyı açmış tam oturacakken Can'ın "memnun oldum Agra." demesiyle bir iki saniye olduğu yerde kalmıştı. Bunu beklemiyordu. Can hala işin dalgasındaydı.

"Bende."diye kendine gelip konuştu. Arabaya bindiğinde bende yerimi almıştım. Sadece kendisinin duyacağını düşündündüğü bir biçimde fısıldamıştı ama bundan büyük bir zevk alarak bende duymuştum. "Bende seni lanet olası pislik." Ne kadar Amerikan filmlerine özenir bir biçimde söyleyişi bende gülme isteği yaratsa da kendimi tutmayı başarmıştım. Ve mutluydum. Can'ı benim yakınlarımda görmek onu sinir etmişti. Beni önemsiyordu.

Şu anda okula giriş yaptık. Ceyda dişçiye kontrole gittiği için arabada yalnız kaldık. Park ettiğinde kemerimi çözerken bana döndü. "Rüya. Sırıtmayı kes." Sırıtıyormuyum ki.

"Zaten sırıtmıyorum." Yoksa sırıtıyormuyum.

"O zaman yüzündeki bu saçma gülümseme ne?" Cidden sırıtıyorum. Yol boyunca sırıttım ve ben bunun farkında değilim.

Gözlerimi kapatıp iki saniye bekledikten sonra açtım ve yüzümün mimiksiz olmasını diledim. Arabadan inmek için harekete geçtiğimde elimi tuttu. Ne?? Elimi mi tuttu?? Niye bu kadar geç algılıyorum ben!!

"Okul çıkışı benimlesin."

"Evet seninleyim. Beni eve sen götürüceksin."

"Bunu kastedmediğimi biliyorsun." Off ya. Napıcaz kii?

"Bilmem farkındamısın ama zil çaldı bahçede sadece biz varız ve derse girmek yerine burda saçma bir konuşma yapıyoruz."

"Tamam. Bir günlük devamsızlıktan zarar gelmez."

"Neden bahsediyorsun sen?" Sözümü bitirmeden arabayı çalıştırdı ve gaza yüklendi. Sanki içim havaya kalkmış gibi hissetmemi sağlıycak derece hızla okuldan çıktık.

"Agraa! Yavaşla, lütfen! Korkuyorum!" Ne zoru varda böyle hızlı gidiyor ki!

Ani bir frenle yolun ortasında durdu ve 6-7 saniye gözlerimin içine bakıp etkileyici gözleriyle titrememe sebep olduktan  sonra arkadan bir arabanın kornasıyla yola dönüp devam etti.

Bir kaç dakika sessizliğin ardından bende güven duygusu hissettiren o cümleyi söyledi. "Korkma. Benim yanımdayken asla. Buna izin vermem."

Bunları yola bakarak sarf etti. Bense cevap vermedim. Sadece beni neresi olduğunu bilmediğim yere götürene kadar onu incelemiştim.

Kestane rengindeki dağınık saçları ve onlara dokunamadığı için kaşınan ellerim çok sinir bozucu. Sıkmak istediğim şekilli burnu onun çekici olma unsurlarından birisi. Her zaman kısık duran küçük ama sert bakan gri yeşil rengindeki gözleri ve kalpleri fetheden bakışı. Gözleri kamaştıran bir ten rengi. Her zaman pembemsi bir renge sahip bir çok öpücüğün sahibi o tecrübeli dudaklar kızların erime sebebi oluyor.

Ben onu en ince ayrıntısına kadar incelerken şaşırtıcı derecede hiç sesini çıkarmadan buna izin veriyor. Onu aklıma öyle bir kazıdım ki beynim onun için bir yer ayırdı. Öğrendiklerimin ve öğreneceklerimin yeri orası oldu.

Arabayı durdurup bana döndüğünde onu beynime kopyala yapıştır yapmayı bıraktım ve nereye geldiğimize baktım. Burası... burası müthiş bir yer.

Belalı SevgilimBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin