Burası müthiş görünüyor. Tahtadan yapılmış çerçeve şeklindeki kapı kırmızı, beyaz güllerle, yapraklarla asmayı andıracak bir biçimde sarılmış. Tam üzerinde çok hoş bir görüntü sağlayan tahtadan tabelaya "Cennet Rüyam" yazılmıştı. İsmide kendisi gibi güzel olan yerin içini çok merak etmiştim.
Bu düşünceyle arabadan çıktığımda Agra'da çıktı. Yanıma geldi. "Gel benimle." dedi ve elimden tutup içeriye götürmeye başladı.
İçeriye girdiğimizde ilk olarak dikkatimi renkler çekti. Beyaz mavi ve mor ağırlıklı bir uyum sağlanmış. Koltuklar ve barın önündeki sandalyeler açık maviydi. Masalar beyaz, duvarlar ise mordan beyaza doğru açılan çok hoş duran bir renk şöleni gibi. Çok ferah ve geniş. Tavana baktığımda camlı buzdan yapıldığını gördüm ve üzerinde hareket eden bişeyler var. O...o havuz mu?? Üst katında bir havuz var. Bu süperr!
Ben hayretler içinde tavanı izlerken Agra elimden çekip ikili koltuklara doğru ilerledi, birlikte oturduk. Garsonu çağırıp içecek birşeyler söyledi ve vücudunu bana doğru çevirdi. "Bir günlük devamsızlığa değecek bir yer değil mi. "
"Fazlasıyla hemde." diye cevap verip gülümsedim.
"Bu kadar güzel gülmesen olmaz mı?" Sende bu kadar çekici durmasan olmaz mıı?
"İltifatın için teşekkürler. Ama bu durumda daha çok gülmem gerekmez mi?"
"Gerekmez Rüya. Sen böyle güzel güldüğün zaman etrafındaki erkekler sana aşık olabilir. Olay çıkarmamı istemezsin heralde." Ayy çok mu heyecanlandım ne!
"Hayır istemem ama ben gülmeyi seven bir insanım." Dedikten sonra bakıp tekrar gülümsedim.
"Benim yanımdayken istediğin kadar gülebilirsin. Ben bu gülüşe bayılıyorum." Of allahım, bayılmam inşallah. "Çok güzelsin." Resmen ben şok! Bu çocuğa ne olmuş böyle.
"Agra sen gelmeden önce ne içtin?"
"Ne? Anlamadım."
"Sen hiç böyle şeyler söylmezdin. Birşey olmuş ki bunları yapıyorsun. Hiç kimseye böyle iltifat ettiğini duymadım. Senden beklenmeyen hareketler yani." Meraklı bir şekilde söylemiştim.
"İstemiyorsan tabikide böyle davranmam ama senin yanındayken sen benimleyken mutlu oluyorum. Sen çok çekici bir kızsın." Ben bu yakışıklı, çekici, kaslı, zengin, mütiş yaratığa aşık olmayıp ne yapabilirim yani yağğ!
"Hayır hoşuma gidiyor. Böyle devam etmeni isterim. Ve sende farkettiysen şu an seninle seviyeli konuşuyoruz." Kaşlarını çattığında neden bahsettiğimi anlamadığını farkettim. "Yani biz seninle hep birbirimize laf sokarak konuşurduk. Şimdiyse yeni tanışmış kişiler gibi konuşuyoruz. Nedense sinirimi bozduda biraz. Güzel birşey ama alışmışım heralde."
"Evet haklısın. Eskisi gibi olsak daha iyi bencede. İyiki getirmişim seni demi."
"Evet ya aferin, bak isteyince güzel bir iş başarabiliyormuşsun."
"Ben her zaman başarılıyım. Ama seni bilemiycem yani." Yuh. Çocuk 360 derece değişti. Laf sokmaya kaldığı yerden devam.
"Hadi be ordan."
Söyliycek birşey bulamayıp burda konuşmamı bırakınca güldü. Bir şey söylemeyince az önce gelen içeceklerimizi yudumlamaya devam ettik.
Kafamı ondan çevirip etrafa bakınca masalardan birinde bize dönük oturan çok tatlı bir çocuk gördüm. Ayy ben bunu havada karada yerim ya. O ne tatlılık öyle.
Çocuğu süzerken beni farketti ve bana gülümsedi. Bende ona gülümsedim. Bana göz kırptığında küçük bir gülme sesi çıkarttım.
"O çocukla kesişmeyi bırak yoksa onun yüzünü morluklar caddesine çeviririm." Bu kadar korkutucu konuşmasa belki kıskanır diye bakışmaya devam ederdim ama açıkçası tırstım.
"Senden yüz bulamayınca başkalarına sarkmaya başladım Agra'cım napıyım." Çocuğa resmen sana sarktım dedim az önce.
"Benden yüz bulamadığını kim söylemiş. Sana iki defa çıkma teklifi ettim. Ve sen ikisini de kabul etmedin." Allahım çok haklı yerden vurdu şu an.
"Evet olabilir ama beni sevmiyorsun Agra. Beni üzeceğini bile bile seninle nasıl çıkmamı bekliyorsun." Atarlandım be.
"Seni asla üzmem tamam mı!" Bağırıp herkesin bize bakmasını sağlamasaydı iyiydi aslında.
"Bundan emin olamam. Benden önce kim bilir kaç kızla çıktın."
Bunu söylediğimde ayağa kalktı ve bana "yürü." diye emir verdi.
Sinirli bir biçimde kalkıp yürümeye başladım. Beni asansöre doğru yönlendirdi. İçine girdiğimizde dörde bastı. Yuh. Burda kaç kat varmış böyle. Ben sadece iki katlı sanıyordum. Bir kafe ve yukarıdaki havuzlu yer. Çok zeki (!) olduğun için girişte kafanı kaldırıp yukarıya bakmayı akıl edemedin tatlı kız. Sen karışma bu işe iç ses.
Asansör ikinci kattayken onu durdurdu ve bana döndü. "Senin bilmediğin birşey var Rüya."
"Neymiş o?"
"Ben daha önce hiçbir kızla çıkmadım. Onlarla sadece birlikte oldum tamam mı. Sevgili olduğumuzu onlar söyledi ben değil. Daha önce kimseye çıkama teklifinde bulunmadım. Sen benim ilkimsin. Ve anlaşılan bir çok konuda da ilk olmaya devam ediyorsun." Ben şok! Ben iptal! Ben vefat!
"Se...sen ciddi misin? Ben bunu bilmiyordum." Başka söyliycek birşey bulamadım. Çok heyecanlandım ve şaşırdım. Agra'nın ilki olmak müthiş bir şey ya!! Alttan alttan mutlu oldum la çaktırmayın.
Başını sallayıp düğmeye bastı. Asansör hareket etmeye başladı. Dördünce kata geldiğimizde karşılıklı iki beyaz kapı vardı. Sağdaki kapıyı cebinden çıkarttığı anahtarla açıp içeriye girmemi işaret etti. İçeriye girdiğimde beyaz tonlarında sade bir salonla karşılaştım. Çok iyi dizayn edilmiş ferah bir yer. Krem rengi koltuklar, onların önünde açık mavi yuvarlak bir küçük masa, karşılarında da televizyon. Bir duvarda boydan kısa enden uzun bir ayna vardı. Solanu büyük gösteriyordu. Odada iki tane kapı vardı. Birisine girdiğimde yatak odası olduğunu anladım. Yine beyaz tonlarında sadece bir oda. Beyaz renk aynalı bir şifonyer. Onunla takım olarak sürgülü gardrop ve yatağın iki tarafında komidinler. Duvarlar krem rengi ama yatağın baş tarafındaki duvarda duvar kağıdıyla hoş bir görüntü kazanılmış. Bu odada bir kapı vardı. Onu açtığımda küçük ama tatlı bir banyoyla karşılaştım. Geneli beyaz olan arada süslemelerle renklendirilmiş bir yer.
Burayıda incelemeyi bitirince kapıyı kapatıp arkamı döndüğüm anda Agra'yla burun buruna geldim. İnadına kıpırdamadan öylece durdum.
Hiç istifini bozmadan konuşmaya başladı. "İncelemeni bitirdiysen güzel bir film izlemeye ne dersin?"
"Olur."
"Güzel." Dudaklarıma bakıyor. Ama hiç kıpırdamıyor. Sadece bakıyor. "Hadi ama, o kadarda zor değil. Yaklaşıcaksın ve dudaklarını benimkilerle birleştiriceksin." Sapık yaa.
Yüzümü buruşturup yüzüne hafif bir tokat attım. "Boşuna bekleme Agra. Seni öpmiycem."
"Benim yapmamı istermisin?" Bunu söyledikten sonra ellerini belime koydu. Harekete geçeceği anda ellerimi göğsüne koyup onu durdurdum.
"Sağol canım ben almıyım. Hadi film izleyelim."
Geri çekildi ve ofladı. "Tamam canım öyle olsun. Sen filmi seç ben atıştırmalık birşeyler hazırlıyım."
"Agra! Atıştırmalık yerine puding yapsak olmaz mı?" Çok canım çekti ya.
"Puding mi?" Küçük bir kahkaha attı. "Sen nasıl istersen. O zaman benimle geliyorsun güzelim çünkü onu tek başıma karıştırmaya hiç niyetim yok."
Bu sefer ben küçük bir kahkaha attım. "Tamam. Hadi yapalım."
Uzun bir bölüm oldu. Yeni bölümü ne zaman yazarım bilmiyorum ama büyük ihtimalle hafta sonu olur. Tüm okuyucularıma sevgilerr :D
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Belalı Sevgilim
Roman pour AdolescentsHer insanın hayalleri vardır. Okul... İş... Aile... Para.... Amaa, bazıları duygusallık ister. Sevilmek, değerli hissetmek ister. Bazıları, aşk ister...
