Oy: 20
Yorum: 15
İki kardeş barıştıktan sonra iki hafta geçmişti. Jisung asla pes etmiyor ve iki de bir morlunun yanına gidiyordu. Minho ise onu asla kafaya takmadan günlerini geçiriyordu. Sadece boşa uğraşıyordu Jisung, morlunun onu affetmesine imkan yoktu. Bu bu kadar basitti işte. Ama imkansız denen şey gerçekten var mıydı?
"Jisung artık bundan vazgeç, beni rahat bırak seni affetmeyeceğimi söyledim." dedi bıkkın bir şekilde.
Şu an sınıfta Minho kendi sırasında oturmuş kitap okurken Jisung da onun yanına oturmuş sadece morluyu izliyordu. Bir şey yapmasa dahi Minho'yu rahatsız ediyordu işte bu bakışları.
"Zaten sabahtan beri benim yanımda oturuyorsun. Neden Jeongin'i yanımdan kaldırdın da geldin ya? Ben seni anlamıyorum."
Jisung hemen yanındaki bedene bakarak derin bir iç çekti. Minho'nun onu affetmesine ihtiyacı vardı. Artık sevgilisine sarılmak istiyordu. Çok özlemişti gerçekten.
"Minho ne desen haklısın. Her ne kadar kabul etmek istemesem de seni aldatmış... aldatmış sayıldığımı biliyorum." dedi sesi titreyerek. Gözleri dolmuştu ve ellerini yumruk yaparak kendine olan sinirini atmaya çalışıyordu "Yemin ederim amacım bu değildi Minho, yemin ederim. Sadece seni korumak istedim. O parti günü ise her şeyi elime yüzüme bulaştırdım. Ben gerçekten böyle olsun istemedim. Seni çok seviyorum."
Minho gözleri dolu bir şekilde yanındakine çevirdi bakışlarını. Zaten parlak olan bakışları bir de yaşardığı için parıl parıldı.
"Jisung, sözlerinin beni ne kadar kırdığını biliyor musun? Seni kırdığımı biliyorum ve belki de bu kadar kırılmayı hak ettim ama sözlerin beni yavaş yavaş bitirdi. Anlatabiliyorum değil mi? Eğer bunu baştan bana anlatsaydın her şey daha kolay olabilirdi. Beni babamın elinden kurtarmak istediğini biliyorum ama her şey tekrardan mahvoldu işte. Ne yapacağımı bilmiyorum. Abime nasıl yardım edeceğimi hiç bilmiyorum, bu hayattan nasıl sağ kurtulacağımı bilmiyorum. Geçen gün senin evinden çıkıp Felix ve Jeongin'in evine gittim. Oradaki bahçıvan üzerime saldırdı. Ne yapacağımı şaşırdım. Hayat beni bu durumların içine atarak dayanma gücümü sıfırlıyor artık." diyerek ağlamaya başladığı sırada Jisung onu kendine çekerek hemen sıkıca sarıldı. Minik bebeğinin söylediği sözler o kadar ağır gelmişti ki ona ne yapacağını şaşırmıştı. Kendi de gözlerinden akan yaşlara engel olamıyordu ama bir yandan da sevdiğine güç olmalıydı.
"Bebeğim benim güzel meleğim. Ben bu yaşadıklarına nasıl engel olamadım? Seni nasıl koruyamadım? Senin oraya gitmene sebep olduğum için nefret ediyorum kendimden. Minho ne olur affet beni, yalvarıyorum. Bu sefer hiç kimseden saklamamıza gerek yok. Herkese seni ne kadar sevdiğimi söyleyebilirim, benim minik sevgilim olduğundan bahsedebilirim. Lütfen affet beni meleğim, lütfen."
Minho sevdiği çocuğun göğsünde yaşadıklarına ağlarken kafasını salladı aşağı yukarı. Artık onu affetmek istemediğini söyleyerek duygularını saklamak istemiyordu. Zamanı gelmişti işte. Bu çocuğu affedecekti.
"Eğer beni bir daha bu şekilde ortada bırakırsan seni döverim. Hatta Chan hyunga da ve hatta-"
Dudaklarına yapışan dudaklarla sözlerine devam edemedi. Okulda olduklarından dolayı şaşkınca onu omuzlarından itti.
"Sen- Neden böyle bir şey yaptın aptal çocuk. Öğretmenler görürse okuldan atılırız." dedi endişeyle. Jisung da heyecan ve mutlulukla cevap verdi yanındakine ve tekrar sarıldı.
"Seni seviyorum, seni çok çok çok seviyorum! Aşığım sana." diyerek ondan ayrılıp hayranlıkla baktı sevgilisine.
Şu an öğle arasında olduklarından ve herkes dışarıda olduğundan çok rahat davranıyordu. Beş dakika sonra sınıfa giren sinirli bedenle ona döndüler. Kapıyı öyle sert açmıştı ki oturdukları yerde gülerek konuşan iki bedeni yerinden sıçratmıştı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Baby Boy
RomansaKüçük ve sevimli Lee Minho ve sevgilisi Han Jisung'un ilişkilerinde son zamanlarda pürüzler çıkmaya başladı. MinSung UkeMin SemeSung İlk Bölüm: 07.05.23 Son Bölüm:
