"Yani? Gitmesi gereken asıl kişi Minho! Çocukta ne akıl bıraktınız ne fikir!" Chan üzgünce yanındakine baktı.
"Biliyorum, haksızım. İleri gittim ama onu düşünüyorum ben Felix. İyi bir abi olmaya çalışıyorum. Her geçen saniye daha da batırıyorum. Sadece mutlu olmasını istiyorum ama bunun Jisung olmadan mümkün olmadığını biliyorsun."
Felix her ne kadar reddetmek istese de doğru olduğunu biliyordu. İç çekerek pes edermişçesine kafasını salladı.
"Peki bir şekilde size yardım edeceğim ama Jisung senin neden psikoloğa gittiğini anlamadım."
Jisung karşısındakinin kabul etmesiyle gülümsedi ve içindeki heyecana engel olmadan yaptıklarının normal olmadığını fark etmesiyle gitmek zorunda hissettiğinden bahsetti. Felix karşısındakinin kötülüğünü istemiyordu. Sonuçta o da onun arkadaşıydı.
"Peki, ben artık gideyim. Beni bekliyorlardır ve eminim ki şu ana kadar hiçbir şey yememişlerdir." diğer ikisi de onu onayladı ve gitmesine izin verdi. Zaten biraz sonra da kahve saçlı olduğu mekandan ayrıldı.
Biraz sonra iki bedenin onu beklediğinden emin olduğu kantine doğru ilerledi. Aklından çıkmayan düşüncelerle yüzüne sahte bir gülümseme kondurdu. Mor saçlının yüzündeki ifadeden anladığı üzere iki arkadaş kavga ediyordu. Sahte gülümsemesi gerçek gülücüklere döndüğünde ikilinin bakışlarının ortak noktası olduğundan boğazında gıcık varmış da onu rahatsız ediyormuş gibi bir edayla öksürdü.
"Ne yapıyorsunuz bakalım cimcimeler?"
"Sana sinirli olduğumuzu görmene rağmen hala bu tür tavırlar sergilemeni sağlayacak ne tür bir yürek yedin?" sevgilisinden aldığı cevapla ağzına bir fermuar çekermiş gibi yaptı.
"Özür dilerim güzelim."
Minho ikisinin bu aptal flörtleşmesine gözlerini devirdi. Jisung ile birlikteyken arkadaşları böyle mi hissediyordu yani? Korkunç.
Beraber zil çalana kadar vakit geçirdiler ve öğle arasına gelene kadar bayağı bir eğlendiler. Birbirlerine zorbalık yaparken eğlenmeleri de onların ruh halini belli ediyordu sadece.
"Minho!" tekrardan arkadan gelen sesle oraya döndü minik beden ve yüzündeki gülümsemenin an be an düşüşüne şahit oldu ikili. Chan'ın onların yanına geldiğinde kardeşinin yüzüne bakmadığını gördüğünde morali bozuldu. Ondan özür dileyip sıkıca sarmak istiyordu kardeşini.
"Minho dünde suratıma bakmadan gittin bebeğim. Beş dakika konuşabilir miyiz?" kardeşi gözleri dolu bir şekilde onu onayladı. Abisine kırgın kalmak istemiyordu.
Chan kardeşinin onu onaylamasıyla mutlu olduğunu açıkça belli ediyordu. yanındaki Jisung da ona hevesle bakarken morlu göz ucuyla bile bakmadı maviliye.
İki kardeş yanlarındaki bedenden ayrılarak okulun arka bahçesine gittiler. Sarı saçlı abisinin bir şey demesine izin vermeden sıkıca sarıldı ona. Nedeni bariz belliydi bir kere. Abisi onun için her şeyi yapmıştı o da abisi için affedebilirdi herkesi.
"Abi ne olursa olsun, ne kadar kırılırsam kırılayım ben senin için Jisung'u bile affederim. Evet, kırıldım sana ama benim için çok şey yaptın. Sen benim tek ailemsin hyung."
Chan da kardeşinin sarılmasına karşılık verirken gözlerinden dökülen yaşlara engel olamadığından kardeşinin kokusunu içine çekerek rahatlamaya çalıştı. Minho da gerçekten onun tek ailesiydi. Annesi de babası da dünya üzerindeki en kötü ebeveynler olabilirlerdi. Yıllardır kardeşini onlardan korumaya çalışıyordu. O kadar zordu ki... Sadece bir yaş büyüktü ondan ama bütün sorumluluk onun omuzları üzerindeydi.
"Balım benim, ben senden ne kadar özür dilesem azdır. Senin için o kadar endişeleniyorum ki anlatamam. Salak gibi davrandım. Bir anda kendime engel olamadan sana saçma sapan şeyler söyledim. Sen ne dersen de sana karşı kendimi iyi hissetmiyorum. Dediklerim ağırdı ama beni affetmen için her şeyi yapacağım. Jisung konusunda... O senin için değişmeye çalışıyor. Psikoloğa gitmeye başladı. Seni sevmesine rağmen sinirinden sana saçma şeyler söyleyip duruyor ve bu onu da çok üzüyor."
"Ben Jisung'u bile affederim derken mübalağa yapıyordum. Hyung ben ihanete uğradım. Benimle sevgiliyken sahte de olsa başka birinin sevgililik teklifini kabul etti. Nasıl kabul edeyim şimdi ben onu? Psikoloğa gitmesi iyi bir şey. Gelecek ilişkilerini kurtarabilir. Saçma bir sinir vardı üzerinde zaten."
"Başka biriyle olmasını istediğine emin misin?"
Abisinin ciddi sorusu üzerine bir süre düşündü küçük olan. Jisung onu resmen son birkaç aydır çok üzüyordu ama eski günlerdeki güzel zamanlarını unutabilmiş değildi. Kendisine olan saçma ithamlarına rağmen ilişkilerinin başında çok güzel iltifatlar alıyordu.
"Hyung ilişkimiz güzel başladı ancak güzel bitmedi. Konuşamadık bile bitirirken. Bir anda bitmek zorunda kaldı resmen. Ben Jisung'u gerçekten çok seviyorum, üç yıllık lise hayatımın en güzel zamanları onunla geçti. Yine de bitmesi gerekiyor. Biriyle olması beni üzüyor zaten ama yapacak da bir şey yok hyung. Jisung'un beni sevdiğini zannetmiyorum, üzgünüm." abisi onu dinlerken kafasını ağır ağır aşağı yukarı salladı. Ciddi bir şekilde dinledi onu, her ne kadar Jisung'a bir şans vermesi taraftarı olsa da kardeşinin her an yanında olmalıydı.
"Bana fikrimi soracak olursan bence Jisung ile tekrar denemelisiniz. Yine de bu ilişkiyi ben değil sen yaşadın güzelim bu yüzden buna karışacak konumda değilim. Seni her daim desteklediğimi biliyorsun, değil mi?"
Minho gülümseyerek abisine sarıldığında arkada onları dinleyen Jisung'dan bir haberlerdi...
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Baby Boy
RomantizmKüçük ve sevimli Lee Minho ve sevgilisi Han Jisung'un ilişkilerinde son zamanlarda pürüzler çıkmaya başladı. MinSung UkeMin SemeSung İlk Bölüm: 07.05.23 Son Bölüm:
