"Bu odadaki. Herşey. Şu oturduğun koltuk var ya. O bile benim babama, vefat ettiği için ise bana ait. Şimdi polis çağırmadan defol buradan"
Alaylı ifadesini bozmadan ayağa kalkıp bana yaklaştı "öyle mi?"
Bu lafı ne kadar çok duymuştum ben?!
"Öyle. Kıçına tekmeyi basmadan pılını pırtını topla defol buradan"
...
"Teyzenin nasıl haberi olmuş peki?"
Anlık sinirle Berk'i aradım. Elim ayağım titriyordu resmen. "A-alo Berk.. benim Banu ben yani sen işin yoksa. Yani ah tanrım"
"Babamın sekreteri arayıp söylemiş Berk"
"Tamam şimdi sakin ol ve neler olduğunu anlatmak için önce kafanda toparla tamam mı?" Başımı sanki o görecekmiş gibi sallayıp babamın koltuğuna oturdum.
"Berk lütfen ama lütfen beni al ben iyi değilim"
Orada birilerine benimle konuştuğunu anlatıp telefona geri döndü "adresi ver"
Başını sallayarak beni anladığını belirtti.
"Hey bak üzülme. Hisselerin çoğu sende değil mi?" Diye Gül teselli verdiğinde onu onayladım "e öyleyse?"
"Gül bu işler senin bildiğin gibi yürümez. Yönetim kurulu diye birşey var. Eğer hisseler Banu'daysa ve Banu işlerin gidişatına bakmıyorsa, şirkete uğramıyorsa ve saire yüzlerce bunun gibi sebepten ötürü hisselerden vazgeçmesi istenebilir " diye Berk onu aydınlattığında 'haa' demişti. Anlamadığıysa her halinden belliydi.
Bakışlarımı onlardan kaçırıp birazdan batacak olan güneşe baktım.
Batmaya devam ettikçe gökyüzüne kızıl, turuncu, sarı, kırmızı tonlarını gönderiyordu ki, insanı büyüleyen şeylerden biriydi bu.
"Bir klişe yapıp 5sos 'ın amnesia şarkısını mı çalsak ne yapsak" diyerek aradaki sessizliği böldüğümde Berk "şanslı ergen piçler" diye mırıldandı.
"Akın da geçen gece böyle söylemişti" diyip alayla ona baktığımda tek kaşını kaldırdı.
Ne yani şaşırmış mıydı? Haberi yok muydu?
"Geçen gece?"
Muzipçe sırıttığında bir kaç saniye bekledim. Aniden kahkaha patlattığında yanlış anladığını farkedip durumu toparlamaya çalıştım. Kahretsin yanlış anlamıştı!
"Hayır hayır Berk öyle değil" başını sallasa da hala kahkahalarına devam ediyordu.
Gül'e baktığımda neredeyse bir elini çenesinin altına dayayıp ona hayran gibi bakıyor olduğunu gördüm.
Boğazımı temizlediğimde Berk de ciddileşmesi gerektiğini anlayıp kahkahasına engel oldu.
"Berk gerçekten öyle değil. Gül'ü evine bıraktıktan sonra onun yanına gelip gelemeyeceğimi sordu, deniz kenarına kayalıklara. Hey bir dakika ya, Akın sana anlatmadı mı?"
Başını hayır anlamında salladı.
"Seni bardan aldığımızı da bilmiyor-"
"Tanrım orada olmadığını söyle!"
Kıkırdayıp sesimi biraz uykulu , biraz da kalınlaştırmaya çalıştım "anne benim çişim var"
Berk'in gözleri büyürken Gül kahkahalarla gülüyordu .
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Sebep
RomanceÇünkü ben, tüm renkleri çalınmış bir gökkuşağı değilim. Ben mavi ile renkleneceği günü bekleyen bir gri'yim adamım.
