Justin Timberlake - Mirrors
"Doğru eve Banu!"
"Ama-"
"Eve dedim"
Banu boynunu bükerek yanıma geldiğinde Berk'in spor arabası hızla deminki yerinden uzaklaşıyordu.
Banu geçip arabaya oturduğunda geri dönmediğini farkedip panikle konuştum "e evin yolu burası değil?"
"Eve gittiğimizi kim söyledi?"
.....
Tanrım. Herşey bir anda nasıl mahvolmuştu öyle?
Herşey bir anda nasıl oldu, nasıl gelişti bilememiştik. Banu'nun son sürat Berk'in arabasını takip etmesi, eski bir inşaata gitmemiz, Ayaz ve Olcay'ın orada Berk ile Akını beklemesi, Banu'yla gizli gizli onları gözetmemiz.. hepsi bir anda olup bitmişti sanki.
Bakışlarımı dışarı çevirip Berk'in sinirden şarkı mırıldanmasını dinlemeye başladım.
"Banu kaza yapacaksın!"
Banu sinirle elini direksiyona geçirip iki araba önde gaza tecavüz eden Berk'in arabasına baktı.
"Ya hızlı gitmezsem kaybedeceğim izlerini!"
Korkuyla yerime sinip kemerimi sıktım. Kırmızı ışıkta bile geçmiş, bir sürü cezayı yemişti gerizekalı fakat ne yavaşlıyor, ne duruyordu.
"Burası neresi ya?"
Ona baktığımda çenesiyle harabelik gibi yeri biryeri gösterip farları kapattı.
"Gerizekalı, ışıkları niye kapatıyorsun? Arabayı toslayacaksın bir yere!"
Anahtarı yerinden çıkarıp el frenini çekti. "Çünkü buradan sonra arabayla devam edemeyiz akıllım" kemerini açtı ve arabadan indi. Onun inmesinin ardından ben de inip kapıyı sessizce kapattım.
Elindeki kumandayla arabayı kilitlerken çıkan sese küfredip yerinde debelendikten sonra Banu beni de çekiştirerek karanlıkta yürümeye başladı.
"Banu önümü göremiyorum"
"Ha benim gözlerimden ışın çıkıyor, ben görüyorum zaten. Yürü kızım alışırsın beş dakika sonra"
"O kadar yolumuz var mıdır ya"
Kolumu çekiştirip ilerlemeye devam ederken ayağı taşa takılıp yere düştüğünde bileğinden tutsam da yere çakılmasını engelleyememiştim.
"Hay ben sizin..."
"Tamam ya söylenme, iyi misin? Bacağın mı burkuldu ne oldu?"
"İyiyim ya yardım et kalkalım zaten ışıklar görünüyor şurada" diyip öndeki iki karşı karşıya durak arabanıb ışıklarını gösterdi.
Bu sefer asfalt yola çıktığımız için daha hızlı ilerliyorduk ki, bu iyiydi. Sanırım iki inşaat arasında bir yerdeydik o yüzden asfalttı.
Yarım yamalak duvarın arkasına saklanıp bizimkileri izliyorduk fakat şu an herşey sakin gözüküyordu.
"Gül benim aklıma birşey geldi"
Göz kırpıp başımı salladım ve 'ne?' İşareti yaptım.
"Bekle"
Cebinden telefonunu çıkarıp bir kaç tuşa basdıktan sonra telefonu kulağına götürdü.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Sebep
RomanceÇünkü ben, tüm renkleri çalınmış bir gökkuşağı değilim. Ben mavi ile renkleneceği günü bekleyen bir gri'yim adamım.
