-18-

100 8 5
                                        

bir senedir bölüm atmadığımı fark edince bi tutuşmadım değil, bu yüzden selam. kitabı baştan sona ikinciye okuşum, kurguyla alakalı bütün notlarım da silindiği için biraz sil-baştan oldu. iştir yüksek lisanstır derken çok saldım, ama dönmeye çalışıyorum. türkçem bile köreldi aw konuşamıyorum yazamıyorum asla

buyurun efendim.

—

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

Bazı fırsatlar bana hayatımın çok yanlış anlarında geliyordu. Ya da bana gelen şeyler şansızlığımın senaryolarıydı da ben aslında fırsat sanıyordum. Bana fırsat falan gelmiyordu— mucizeler bana inanılmaz uzaktı.

Bu sabah Aldemir Holding'e birkaç evrak bırakmaya gittiğimde, Zümrüt'e çene çalmak için odasına çıktım ama çıkmaz olaydım. Dertlerime dert eklendi, hayatımdan birkaç sene eksildi falan.

"Son davan ne oldu?"

"Hangi dava?"

"İki aydır uğraştığın bir dava vardı ya? Bir saçını başını yolmadığın kalmıştı stresten."

Ay. Kaya'yı diyordu bu. Ya, ne olsun Zümrüt'üm, diyordu alter egom. Baktım davadan bir bok olmuyor, adamı hapse tıkacağıma kalbime tıktım, takılıyor öyle.

"Bitti ya o," diye mırıldandım. "Müvekkilim geri çekti şikayetini." Hatırladıkça sinir kat sayımın yükseldiği durumu Zümrüt'e anlatırken, tabii ki de şikayet ettiğimiz kişinin Kaya olduğunu söylemedim.

Hala klavyesini kullanarak birilerini yerin yetmiş kat dibine sokan Zümrüt, aynı zamanda beni ilgiyle dinliyordu. "Dayak olayından sonra bu işte bir bit yeniği olduğu belli. Ama umarım kendi başına davayı yürütmeye çalışmıyorsundur, Defne."

"Aşk olsun canım, hiç yapar mıyım öyle şey?"

"Yaparsın."

"Doğru, yaparım." Ofladım. "Hem sen ne yapıyorsun iki saattir bilgisayarda?"

"New York'ta yeni bir otel zinciriyle anlaşıyoruz. Bir toplantı için bizzat göndermem gereken birkaç eposta var." Sonra bana şöyle bir baktı, aklında bir şeyler olduğu belliydi. "Defne. Neden oradaki legal danışmanlığımızı yapmıyorsun? Ne zamandır ilgini çekecek bir iş bekliyorsun, ayrıca evdekilerden de kurtulmuş olursun."

Zümrüt'ün böyle durumları oluyordu arada bir. Kendimi hiçbir baltaya sap olamayan küçük enişte gibi hissediyordum, durmadan bana bir iş bulmaya çalışıyor, ben de burun kıvırıyordum.

Amerika'ya taşınmak, yepyeni bir işte çalışmak, üstüne bir de orada burada kazandığım davalardan aldığım paranın on katını aylık kazanmak inanılmaz bir şeydi. Tam da arkadaşımın dediği gibi, evdekilerden kurtulurdum. Burada adıma sadece iki şey vardı, biri arkadaşlarım -2 adet- diğeri de kedim İhtiyar. Yani beni burada tutan çok şey yoktu, kediyi yanıma alırdım, Zümrüt zaten zırt pırt seyahat ediyordu, İpek'i de birkaç ayda bir davet ederdim. Teklifi kabul edebilirdim, sorunlarımı ortadan kaldırabilirdi. Güzel bir işim, güzel bir hayatım, güzel de bir param olurdu.

OyunbozanHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin