XXII

49 11 57
                                        

Kurgu finale kadar her şeyiyle kafamda hazır ama yazmaya gelince bir türlü yazamıyorum. En sevdiğim kurgum buydu bir de neden böyle oldu yaa 😔

Keyifli okumalar. Yorum yaparsanız çok mutlu olurum 🥹🥹

× × × × ×

| 13 Haziran 2018 • 18.28

| Anıl

  "Anıl."

  Alperen ders çalışan kimseyi rahatsız etmemek adına adımı fısıldayınca başımı sorudan kaldırdım ve ona doğru eğilerek aynı şekilde fısıltıyla cevap verdim.

  "Alperen?"

  Yüzünde ufak bir gülümseme belirirken, başını biraz daha bana doğru eğdi. "Sence de çok sıcak olmadı mı burası ya? Zafere gidip dondurma alalım mı? Sonra da tepeye çıkar yeriz."

  Dediği gibi sıcak hava rahatsızlığını hem burada hem de üzerimizde belli ediyordu. O yüzden üzerinde fazla düşünmeden teklifini kabul ettim.

  "Olur, gidelim."

  Bugünkü verimli ders çalışma saatlerimizi tamamlamıştık. Dondurma için verdiğimiz ufak bir ara aksamaya sebep olmazdı.

  Saatin geçmesinden dolayı bugün bir daha kütüphaneye gelmeyeceğimiz için eşyalarımızı toparlayıp kimseyi rahatsız etmemeye özen göstererek kütüphaneden çıktık.

  Adımlarımız her zamanki aldığımız açık dondurma satan abiyi buldu. Dondurmamızı sanki başka yerden alırsak ona ihanet edecekmiş gibi olduğumuzdan başka yerden alamıyorduk. Hem hesaplı hem de tadı daha güzeldi.

  Neredeyse on beş dakika süren yürüyüşümüzün ardından geldik. Her zamankinin aksine bu sefer başında bir başka satıcı vardı. Üzerinde durmadan camın dışından parmağını seçenekler üzerinde gezdiren Alperen'in parmağına baktım. Ne alacağına karar verdikten sonra işaret parmağıyla camın dışından abiye istediklerini gösterdi.

  "Çilekli ve karamelli olsun abi benimki. Mümkünse çileklisi altta olsun."

  Çilekli şeyleri sevmesi yüzünden dediğine hafif gülümserken, dondurmacı abi dediği cümlede kötü bir şey varmış gibi Alperen'e iğneleyici bir bakış attı. Ancak Alperen benim neli isteyeceğimi sormak adına bana döndüğü için kendisine atılan o bakışı görmedi.

  "Sen neli istiyorsun Anıl?"

  Biraz düşünür gibi yapsam da Alperen'e külahını uzatan abiye "Arkadaşınkiyle aynı olsun benimki de." dedim ve o tuhaf bakışlarının verdiği rahatsızlık yüzünden o adama dalmak ve sonra bir an önce alıp buradan gitmek istedim. Bir dahaki sefere Alperen'e burayı artık sevmediğimi, başka satıcılara da şans vermemiz gerektiğini söyleyerek gelmeyecektim. Eminim ki o da bunu duyunca itiraz etmezdi.

  Dondurmacı abi benimkini de hazırlayarak külahı uzattı.

  "İkisi birlikte 10 lira."

  Elimi cebime atıp ikimizin parasını ödeyeceğim sırada Alperen benden önce davranarak hızla ödedi.

  "Buyur usta. Hayırlı işler."

  Ben Alperen'in usta demesine şaşırıp, parayı uzatan elim havada kalırken boştaki kolunu omzuma attı ve hızlı olmazsak dondurmanın eriyeceğini, o soğukluğun keyfini çıkartıp serinleyemeyeceğimizi söyleyerek konuşmama fırsat tanımadan beni tepeye doğru yürütmeye başladı. Göz ucumla ona bakıp kaşlarımı çattım.

  Dudakları ne diyeceğimi anlayarak ufak bir gülümseme ile yukarı kıvrılırken bana döndü.

  "Bir öpücük vererek ödeyebilirsin. Senden gelen o öpücük, benim için parayla ödemenden daha değerli."

Belirsiz • [bxb]Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin