III

705 62 20
                                        

Multi: Anıl

Keyifli okumalar :3

× × × × ×

| 5 Mayıs 2018 14.42

| Anıl

  Testin son sorusunu da işaretleyip sol elimi çeneme koydum ve ne yaptığına bakmak için göz ucumla Alperen'e baktım. Uyuyordu. Şimdiye kadar tüm ısrarlarıma direnerek uyumasa da artık kendini tutamamıştı anlaşılan. Ben de soru çözmekten sıkıldığım için biraz ara vermenin iyi olacağını düşünerek kalemi bıraktım ve başımı test kitabının üzerine koyup onu izlemeye başladım.

  Bir erkeğin bir erkeği incelediğini görmekten hoşlanmayacaklarını düşünürken başımı kaldırıp sanki eğilmekten başım ağrımış gibi etrafa ufak bir göz gezdirdim. Herkes kendi alemindeydi. Bu tarafa bakan kimse yok diyebilirdim. Oturduğum sandalyeyi ses çıkarmamaya çalışarak Alperen'e doğru biraz daha çektim. Tekrar başımı yanına koyarken uyuduğu için kızamaz düşüncesiyle kendime engel olamayarak ona biraz daha yaklaştım ve onu incelemeye başladım.

  Uyurken bile çok güzel görünüyordu. Alnını kapatan saçları başını masaya koyduğu için aşağı eğilmiş, alnını hafiften açığa çıkarmıştı. Elimi kaldırıp onu uyandırmamaya çalışarak, rahatsız olmasın diye sol gözünü kirpiklerinde kalan birkaç saç telinden kurtardım.

  Saçlarını çekmemle hafif kaşları çatılıp, gözlerini kırpıştırır gibi olsa da birkaç saniye sonra kaşları tekrar eski hâlini aldı. Uyanmasını bekledim ama uyanmadı. Uyanmaması iyiydi. Belki uyanıp böyle yaptığımı görse yanlış anlardı. Gerçi yanlış anlayacak birisi değildi. Son zamanlarda iyice artış gösteren tüm sırnaşık hallerime kalabalık içinde yapmadığım sürece bir şey demiyordu. Alışmıştı sanırım benim ona dokunmama. Ve tüm bu zamana kadar ki ona olan sırnaşmalarımın yanında şu anki yaptığım şey, -rahatsız olmasın diye kirpiğindeki saçını çekmem- çok masum kalıyordu.

  İşaret parmağımın ucunu hafifçe yanağına koydum ve uyanmaması için fazla baskı uygulamadan yanağında gezdirmeye başladım. Parmağımı aşağı kaydırıp hafif dokunuşum yüzünden parmağımın ucundaki tenini hissetmeye çalışırken, gözlerimi de pürüzsüz denebilecek yüzünde gezdirdiğim parmağıma kilitledim.

  Kendimi öldürmeye meyilli bir tip olduğumu tanışma şeklimiz yüzünden iyi bildiği için, kafamın içine akın eden saçma düşüncelerle baş başa kalmamam için elinden geldiğince beni yalnız hissettirmeyip, sürekli benimle konuşmaya çalışıyordu. Sürekli konuştuğumuz için kafama ne zaman kendime zarar verme veya kendimi öldürme düşünceleri dolsa her zaman kafamı dağıtıp beni o düşüncelerden uzaklaştırıyor ve bir şekilde kendime getiriyordu.

  Bu yaşıma kadar Alperen'in yaptıklarını ilgisiz ailem yapsın istemiştim. Beni ve isteklerimi Alperen gibi görmezden gelmeyip, dinlemelerini ve anlamalarını istemiştim. Ama beni hiçbir zaman görmemiş, dinlememiş ve anlamamışlardı. Üstüne benden onları anlamamı isteyip, onlara karşı aldığım tavırlarda ise kendilerinde hata bulmayıp her zaman beni suçlamışlardı.

  Ama Alperen öyle değildi. Etrafımdaki herkesten farklıydı. Erkek olmasına rağmen şu ana kadar bana destek olan, beni seven ve beni anlayan tek kişiydi. Suçsuz olduğum durumlarda beni suçlamıyordu. İyi bir dinleyiciydi ve benimle empati kurabiliyordu. Belki de bu yüzden ona ilgi duyuyor ve aklımdan çıkmıyordu.

  Elim dudak hizasına geldiğinde düşüncelerden sıyrılıp duraksadım. Gözlerim parmağımdan dudaklarına kaydı. Fazla olmasa bile dolgun dudakları vardı. Dokunmak istediğimi hissedince elimi yanağından dudaklarına kaydırmaya başladım. Ancak kaydırmamla durmam bir oldu. Dudaklarına dokunmam hoş olmazdı. Ben uyurken birisi benim dudaklarıma dokunsaydı sanırım bu durum hiç hoşuma gitmezdi. Tabii dokunan kişi Alperen olursa durum farklılaşırdı. Bana dokunmasına izin verebileceğim tek kişi oydu. Sadece o bana istediği gibi dokunabilirdi.

  Bunu düşündüğümü fark etmemle hızla elimi çektim ve başımı diğer tarafa çevirdim. Sapık gibi neler düşünüyordum. Bir de üzerine güzellik algısı olan birisi olmamama rağmen onu güzel bulmuştum. Ama bir gerçek vardı ki Alperen erkek olmasına rağmen gerçekten çok güzeldi. Bu güzellik sadece dış görünüş olarak değil, kalbendi. Sanki kalbinin güzelliği dışına da vurmuş gibiydi.

  Eğer bir kız olsaydı, hissizleşip donuklaşan kalbime rağmen şimdiye kadarki ona olan ilgim aşka döner ve kesinlikle ona aşık olurdum. Onunla birlikte olabilmek için muhtemelen de ona asılır ve çoktan çıkma teklifi bile ederdim.

  "Anıl."

  Adımı fısıldayan Alperen'in sesini duymamla, az önce onu güzel bulmamış ve ona hiç dokunmamış gibi başımı kaldırıp baktım ona.

  "Bir şeyler yemeye gidelim mi? Acıktım ben."

  Bunu dediği için saate baktım. 14.49'du. Kahvaltı niyetine yediğimiz poğaçaların üzerinden bayağı bir saat geçmişti. Alperen sürekli bir şeyler yemeyi seven birisi olduğu için şimdiye acıkması normaldi. Hatta acıkma konusunda geç bile kalmıştı. Başımı sallayarak onu onayladım. "Gidelim."

  "Sen acıkmadın mı yoksa?"

  "Acıktım."

  Bu zamana kadar acıkmasam bile o aç olduğu için her zaman açım derdim. Benim için yalnız yemek yemek sorun olmasa da, benim tam tersim olan Alperen için bu büyük bir sorundu ve kendi başına yemek yemekten nefret ederdi.

  "Güzel." diyerek keyifle yerinden kalktı ve ceketini aldı. "Saate bakınca sen acıkmadın sandım." Başımı iki yana sallayarak dediğini reddettim. Aç değildim ama bunu onun bilmesine gerek yoktu. Test kitabımı ve kalemimi çantama koyarak ayaklandım. Ders çalışanlar olduğu için onları rahatsız etmemeye dikkat ederek sessizce kütüphaneden çıktık.

  Kütüphaneden çıkar çıkmaz kolumu Alperen'in omzuna atıp onu kendime çektim ve "Ne yiyelim?" diye sordum. Bu sorumla hızla bana döndü. "Döner." Göz teması kurduğumuzda, yüzündeki heyecanlı gülümsemesini görmemle ağırca başımı salladım. Döner yemeyi nasıl bu kadar çok sevebilirdi?

× × × × ×

Belirsiz • [bxb]Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin