× × × × ×
| 6 Mayıs 2018 Pazar Devamı
| Anıl
Alperengilin evine geldiğimde başta salona geçsek de, yeni uyanıp direkt buraya geldiğim için Alperen'in bana 'Kahvaltı yaptın mı?' diye yönelttiği soruyu başımı sallayarak reddetmem yüzünden salonda oturmamız son bulmuştu.
Salondan çıkıp mutfağa gireceğimizde beni omuzlarımdan tutarak durdurmuş, ellerimi yıkamadan mutfağa giremeyeceğimi söyleyerek zorla lavaboya götürmüştü. Ben elimi yıkarken, o da istemesem bile bana kahvaltı hazırlamak üzere mutfağa geri dönmüştü. Ona zahmet vermemek için ellerimi hızlıca yıkayıp kuruladım ve yardım etmek için yanına gittim.
Mutfağa girmemle bana kısa bir bakış atsa da geri önüne döndü ve zeytini tabağa koymaya devam etti. Yanına adımlayıp bilerek "Yardım edeceğim bir şey var mı?" diye sordum. İstemediğim hâlde yine de hazırlıyordu. Benim için kendini yorması yüzünden boş boş durup, kahvaltıyı öylece önüme getirmesini izleyemezdim.
Konuşmadan başını iki yana salladı. Sesimi çıkarmadan kaşlarımı çatıp dalgın ve uykulu duran yüzünü inceledim. Ona böyle olmak hiç yakışmıyordu. Telefonda pek bir şey demese de eve geldiğimden beri benimle doğru dürüst konuşmamıştı bile. Moralimin yavaşça bozulduğunu hissettim. Bana kırgın mıydı? Yoksa sinirli miydi?
Bana bakmasını sağlamak için elimi atıp yüzünden tutacağımda sanki hissetmiş gibi arkasını döndü ve buzdolabına adımladı. Eline aldığı birkaç tabağı bana uzatıp "Ben vereyim sen de alıp masanın üzerine koy." dedi. Başımı sallayarak yanına gittim ve bana verdiği tabakları alarak dediği gibi masanın üzerine bıraktım.
Bunlardan sonra da eline salatalık ve domates alarak buzdolabını kapattı. Geri tezgaha adımlayıp elindekileri yıkamaya başladı. "Ben bunları doğrayayım, sen de ilk şu zeytini ardından da şu dolaptan tabakları alıp masaya koy." Cümlesini bitirip başıyla kastettiği dolabı gösterdi. Dediğine başımı sallayıp dolaba ilerlerken "Şu çekmecede de çatallar falan var, onları da koyarsın." diye de ekledi.
Bunun için de gösterdiği çekmeceye bakıp tekrar başımı salladım ve dediklerini yapmaya başladım.
* * * * *
Kahvaltı faslını bitirip orayı topladıktan sonra salona gelmiştik. Biraz PS4 oynamış ve biraz da boş boş televizyon izledikten sonra yapacak bir şey bulamayınca anlamadığı geometri sorularını çözmek için odasına gelmiştik.
Sonrasında bana sormak için işaretlediği yerleri tek tek açıp sorularını soruyordu. Soruları çözüp çözümlerini anlatırken sadece onu inceliyordum. Farkında bile değildi odaya geldiğimizden beri onu izlediğimin.
"Hee, anladım. Demek burasını böyle yaparsam bundan sonra bu soruları daha rahat çözebilirim." deyip sorudaki bir yeri çizmeye başladığında başımı salladım. Hevesli bir şekilde soruyu kendisi baştan çözmeye başladı. Soruyu anlayıp anlamadığını görmek için ben anlattıktan sonra her zaman böyle yapardı. Hafif gülümseyerek soru çözüşünü izledim.
Birkaç dakikanın ardından bu soruyu yapabildiğinde daha da keyiflendi. İşte geometri böyle bir şeydi. Yapamazsan dünyanın en sıkıcı dersi olurdu ama yaparsan da aşırı eğlenceliydi.
Başka soru var mı diye diğer sayfalara da göz attı. Bu konu dışında başka sorusu kalmayınca "Nasıl yapacağımı anladım. Bunları senin anlatmana gerek kalmadı." dedi ve test kitabını kapattı. Başımı sallarken eğilmekten ağrıyan sırtım yüzünden gözlerimi kapattım ve kollarımı havaya kaldırıp olduğum yerde gerindim.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Belirsiz • [bxb]
Fiksi UmumTek isteği ailesi tarafından görülmek olan 22 yaşında bir gençti Anıl. Ancak ailesi onu hiçbir zaman görmemişti. Üstüne isteklerini anlamayarak, her zaman onun varlığını ve isteklerini yok saymışlardı. Anıl, onların ilgisizliği ve yok sayışıyla artı...
![Belirsiz • [bxb]](https://img.wattpad.com/cover/289607728-64-k460810.jpg)