Adsız Bölüm 18

136 8 0
                                        

Tahsin dede ; "Sen onca yıl bu kadınla mı yaşadın ?"

" Evet, annemle babam ben 13 yaşındayken ölünce onunla kalmaya başladım. 18 yaşına kadar beraberdik"

"Ah zavallı yavrum o kadınla nasıl yaşadın sen "

Tekrar yutkundum. " Nikâh işlemlerine hemen başlayalım, onu beklemeye gerek olmadığını söyledi "

Şahin bana bakarak "Biz başvuruları yaptık, ev de tuttuk, o yüzden söylemiştim."

" Kusura bakma sürekli kendimi savunmaya geçiyorum ama çocukluktan kalma bir alışkanlık"

Sessiz kalmıştı. Tepsiye servis malzemelerini yerleştirirken bana bakıp "Burada yemek yemeyecek miyiz?"

"Mutfakta yemezsin diye düşünmüştüm "

" O kadar sosyete değilim yerim " benimle beraber masayı kurarken oldukça rahat olması beni de rahatlatmıştı. Sonra ki açılan konuların hiç birinde savunmaya geçmeden sohbetin rahatlığına kendimi kaptırmıştım.

Sofraya çıkarttığım her salata için ayrı ayrı iltifatlar edip tadına her baktığı yemeğe "hımmmm ,vay harika" diye iltifat ederken gözlerim ağzına takılı kalmıştı.

Yemek boyunca pek çok noktada ortak zevklerimiz olduğunu öğrenmemin rahatlığıyla sohbetimiz bol kahkahalı ve eğlenceli geçmişti. Sofrayı topladıktan sonra bulaşıkları yıkamama yardım ederken artık kırk yıllık dost gibiydik.

Bulaşıklar bittikten sonra çay demlenirken haber izlemek için salona gidince tatlıları çıkartıp iki tabağa koyup çayla beraber peşinden gittim. Tatlılara bakarken gülümseyip "Eğer gerçekten evli olsaydık spor salonundan çıkamam gerekirdi. Sende bu yemekler varken çok hızlı kilo alırdım."

Tam gerilim bittiğinde bu cümleler tekrar gerilmeme neden olmuştu ama geceyi zehir etmek istemiyordum. Gülümseyip " Dost olmak daha kolay gerçek kocam olsaydın beni kızdırdığın zaman yemek yapmazdım, acı biberi ya da tuzu yemeklere daha çok atardım"

Beni bir süre süzdükten sonra " Dost olmamız gerçekten iyi olacak o zaman zira o lezzetlerden bir daha yememe fikri bile üzücü salatalarını bile yemek için seninle dostluğumu devam ettiririm" çatalıyla tatlıdan alıp ağzına götürdü. Dudaklarının arasından yine Hımmm sesi gelip kaşlarını kaldırıp bana baktı. " sana bir lokanta açmalıyız sen tariflerini verirsin milyonlar kazanırsın"

Kahkaha atıp "Ah sağ ol ben evimde canım istedikçe sevdiklerime yapmayı tercih ederim. Ben Öğretmenlik yapmayı istiyorum"

" Ben şaka yaptım çalışmaya ihtiyacın yok"

" Var ben kendi ayaklarımın üstünde durmak istiyorum, para kazanınca borcumu ödemek istiyorum sana "

" Sakın konuyu bir daha açma senin bana yaptığın iyiliğin büyüklüğü parayla ölçülemez ayrıca eğer borcun olsaydı bile az önce iki tl den kaç köfte yedim salatalar falan bir ev parası ödemem gerekirdi sana "

Cevap vermek için ağzımı açtığımda uzanıp dudaklarımın üstüne parmaklarını koyup

" Lütfen yeni başlayan dostluğumuzu kuracağın cümlelerle bozma " dudaklarımdan parmaklarını çektiğinde nefes alamaz haldeydim.

Ayağa kalkıp gitmeliyim dediği zaman saat çoktan gece olmuştu. Kapıya kadar beraber gidip yüzüne bakmadan cevapsız ve vedasız yolcu ettim. Kapıyı kapatıp arkasına yaslandığımda kalbim mutluluktan ve anlamsız heyecandan hızla çarpıyordu. Titrek parmaklarımla az önce onun parmaklarının dokunduğu dudaklarıma dokundum hala sıcaklığı duruyordu.

Yatağa girinceye kadar evin içinde onun hayali ile gezmeye devam ettim, yattıktan sonra saatlerce hayaller kurup sonunda mutlu ve evli olduğum en güzel rüyaya daldım.

Sabah her zamankinden daha heyecanlı ve dinç uyanıp kahvaltımı yaptıktan sonra mutfağı toplarken kapı çalındı. Kapıyı açtığımda Adile nine kapımın önünde bastonuna yaslanmış bekliyordu. İçeri girmesi için ısrar etmeme rağmen kabul etmeyip dışarda beklemeye devam ederken söyleniyordu.

"Ay çok sıcak hemen hazırlın da çıkalım çok bunaldım"

" Nereye gidiyoruz Adile nine "

" Nereye mi deli kız gelinlik almaya gidiyoruz tabi ki, diktirmek için vaktimiz kalmadı o yüzden bir arkadaşımın kızının özel tasarım gelinlikleri sattığı yerine gidiyoruz hadi oyalanma ben arabada bekliyorum" itiraz edemeden arkasını dönüp kapıdan çıkıp arabaya bindi.

Oflayarak içeri girdim. Hemen Şahin'e durumu söylemek için telefonu açtığımda çalmasına rağmen cevap vermedi, mesaj atıp babaannesinin beni gelinlik almaya götürdüğünü yazdım cevap birkaç dakika beklememe rağmen gelmeyince çaresiz hazırlanıp babaannesiyle beraber gelinlik alışverişine gittim. Yol boyunca ben gelinlik giymek istemiyorum sade bir kıyafet bana yeter dememe rağmen beni dinlemeyi red etmişti.

" Geleneklerin dışına çıkıp kendi başınıza ev kurdunuz gördük her bir şey eksik şimdi de düğünde gelinlik giymeyeceğim diyorsun, hayır kızım bu duruma el koyuyorum."

"Ama Şahin !"

" Ben hallederim o işi sen şimdi alışverişin keyfini çıkart kızım, düğün değil nikah ve sonrasında mevlit düşündük biz "

" Ama! "

" Sadece ama diyorsun be kızım şimdi biraz sakinleş olayın keyfini çıkart"

Arabadan indikten sonra karşıma çıkan 3 katlı gelinlikçiye baktım. Dudağımı ısırdım.

" Bakın nineciğim bana daha fazla masraf yapmanızı istemiyorum, gerek yok beyaz uzun bir elbise bulurum nikâh sonrası mevlitte de giyerim ben "

Koluma girip bastonun yükünü azaltmak için bana yaslanıp "Sus artık küçük gelin bari bu işi düzgün yapalım"

İçeriye adım atar atmaz fantastik bir dünyadaymışım gibi geldi buram buram zenginlik kokuyordu. Sanki masal dünyasından fırlamışçasına dekoru olan gelinlikçiyi hayretler içinde inceledim. Girişte kocaman uşak ve peri heykelleri vardı. Yüksek girişte kocaman avizeleri incelerken peri kıyafetleri gibi kabarık rengârenk elbiseler le dolu bölümden geçtik. Önden yürüyen görevli bile kabarık balo kıyafeti giymişti. Geniş bir kabul salona girdiğimizde yüksek arkalıkları olan kral koltuklarına oturdu, ince belli fincanlara değmemek için ellerimi önümde birleştirip etrafı izlemeye devam ettim.


AŞK ACITIRBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin