Etrafa hayranlıkla bakarken koridordan üzerinde uzun uçuk pembe bir elbise ile uçarcasına yürüyen oldukça güzel sarışın kadın sevgiyle nineme sarılıp; "Hoş geldiniz "dedi.
Daha sonra da bana doğru yaklaşıp ellerimden tutup sevgiyle ve ilgiyle beni incelerken aslında göründüğü kadar genç olmadığını fark ettim. Göz etrafı makyajla kapatılmaya çalışılsa da kırışıklıkları yorgun izler bırakmıştı.
" Ah, Çok güzelsin melek gibi dur sana iyice bakayım, ah gözlerimin önünde canlanıyor. Şimdi evet evet hayal ettiğim gelinlikle muhteşem olacaksın .....ah çok heyecanlandım şimdi hemen denemelisin" derken arkasını dönüp 178 numarayı hemen hazırlayıp bu perinin yetişmesi gereken bir rüya var".
Her şey o kadar masalsıydı ki, ikram ettikleri tabaklar ikramlar hepsi bu dünyaya aittiler, filmlerde ki havanın oluşması için oldukça para harcanmış gibi gözüküyordu. Kahvelerimizi bitirir bitirmez beni yine ellerimden tutarak üst kata giden asansörlere yönlendirdi. Pembe deriyle döşenmiş tavanı ayna olan asansörde yukarıya çıkınca duvarları balo salonu figürleriyle süslü duvar kâğıtları olan geniş bir salona girdik. Ve o an kulağıma vals sesleri dolmaya başlayınca etrafta her an belirecek beyaz atlı prensimi gözlerimle istemsizce aradım.
Bana gülümseyerek bakıp; " Gelinliği giydiğin an bu balonun yıldızı sen olacaksın güzelim ve inan bana yüzyılın gelini sen olacaksın hadi şimdi değişim zamanı külkedisi"
Kendimi gerçekten de öyle hissediyordum, sudan çıkmış balık gibi ya da teyzesi tarafından aşağılanan ama yakışıklı prens tarafından fark edilip hayatı kurtulan külkedisi hayallerimden beni soyamaya çalışan kızların ellerinin bedenime dokunmasıyla sıyrıldım.
" Kendim soyunabilirim" deyince "itiraz etme meleğim bırak bu işi bildiğimiz gibi yapalım, şimdi gözlerini kapat" dedi.
Susup giyinmeme yardım etmelerine müsaade ettim hızlıca üstümü çıkartıp yeniden giydirirlerken o kadar hızla hareket ediyorlardı ki gelinliğin modelini anlamamıştım. Aynaya bakamıyordum burada hiç ayna yoktu. Giyinmem bitince saçlarıma hızlıca şekil verdiklerinde bile gözümü açmama müsaade etmediler. Elimden tutup beni sarmaşıklar dan oluşan bir kafese sokup kapısını kapattı.
" Aşağıda buluşalım güzellik " deyip ellerini çırparak kaybolurken ben eski moda asansörle sarmaşıklardan oluşan halatların hareket etmesiyle tıpkı masallarda ki gibi süzülerek alt kata indim. Salona adım atar atmaz Adile nine heyecanla ayağa kalkıp "Harikasın ,muhteşem olmuşsun" derken ağlıyordu. Etrafıma bakıp ayna ararken dış kapının zili çaldı.
Ellerimi tutan Adile ninenin gözyaşlarını silip lütfen ağlamayın derken kafamı kaldırdım beni aynaya doğru sürükleyen ev sahibimiz işte en sevdiğim bölüm dedi.
Ve ben aynada kendimi gördüm. Gelinlik sihirli gibiydi belki de gerçekten bu bir masaldı ve her masal gibi gerçek değildi. Muhteşemdi. Göğüs etrafımdan kollara doğru devam eden danteller o kadar inceydi ki ben dokunmaya korkardım, dantellerle sarmalanmış uzun kolları içinde ellerim kaybolmuştu. Belimin inceliğini daha da vurgulayan uzun kurdele arkada ki kuyrukla birleşirken danteller etek kısmını da sarmıştı. Saçlarımı asilce bir topuz yapmış üstüne küçük bir taç takmışlardı. Tam ensemden uzayan tül ise arkada kuyruğumla birleşiyordu.
Gördüklerime daha fazla dayanamayıp çarpan kalbimin üzerine elimi koyup bir damla gözyaşımı salıverdim. Aynada beni izlerken ellerini birleştirip ağlamaya başlayan kadına minnetle baktım. Beni bu hale getiren oydu. Şahin'nin ninesine dönüp sevgiyle baktım. Elinde ki mendille ıslak yanaklarını siliyordu. Daha sonra aynanın diğer ucunda ki hareketlenmeyi sezince gözlerim o tarafa kaydı ve yüzünde ki ifadesini anlamadığım Şahin ile göz göze geldik odada ki herkes gözlerimde kaybolurken birbirimize baktık kalbim hızlanıp ellerim titreyene karnımda kelebekler uçuşana kadar bakmayı sürdürdüm. Bana bakmayı bir an bile bırakmadan yavaşça bana yürürken bile kımıldamadım. Arkadan bana iyice yaklaşıp durdu ensemde nefesini hissederken aynada bana bakmayı sürdürdü.
