Şahini duruşu gerilmişti çatık kaşlarla kadına bakarken kadın umursamazca bana elini uzatıp
"Merhaba ben Aytül" dedi.
Negatif enerjisini umursamadan elimi uzattı "Ben Asya "
" Seçtiğim kıyafetler üzerine tam olmuş, tahminlerim doğruymuş " Şahin öfkeyle ayağa fırlamıştı. İkisi bir birine öfke ile bakarken bende şaşkınlık ve utanç içinde onları izliyordum.
Kolunu mengene gibi sıkarak Dileği uzaklaştırırken ben masanın altında ellerimi sıkıp başım önümde ağlamamak için direniyordum. Biraz uzakta durmuş tartıştıkları her hallerinden belli olan Aytül ve Şahine baktım. Ne yapacağımı düşünüp öylece oturup düşünürken Telefonu masanın üzerinde titreşmeye başlamıştı. Garson yanıma yaklaşıp çayınızı tazeleyeyim deyip bardağıma uzanınca gerek yok dedim. Oldukça genç ve yakışıklı olan garson "Siz onları umursamayın her zaman kavga ederler ama birbirlerinden kopamazlar. Birbirlerini çok seviyorlar öyle olmazsa buranın idaresini gözleri kapalı Aytül hanıma vermezdi "diye fısıldadı.
Dedikodu yapmaya bayılan birisi olduğu her halinden belli idi ama ben sevmezdim. Ayağa kalkıp "Lavabo nerede?" diye sinirle sordum.
Gösterdiği yöne yürürken bakışları umursamamaya çalıştım.
Tuvalete girip kapıyı kapattım klozete oturup düşünürken gözlerimden akan yaşları sildim. Evet, yeterince onursuz davranıyordum ama kesinlikle sevgilisine kıyafetlerimi aldırıp birde onun mekânına getirmesini beklemiyordum. Otobüsüm kaçmıştı, bileti değiştirecek param zaten yoktu. Küçücük tuvalette saklanmaya devam edemezdim. On dakika kadar oturduktan sonra dışarı çıkacakken tuvaletin kapısı açılıp kapandı ayakta öylece tuvaletin boşalmasını beklerken
Adımın seslenmesiyle sıçradım. Aytül'ün sesini duyunca tüm tüylerim havaya dikilmişti. Bir daha seslenince mecburen tuvaletten dışarıya çıktım. Hemen kapının dışında beni bekliyordu.
Gözlerimizi kaçırmadan bakıştık, Ne o nede ben yılmayınca ilk o konuşarak göz temasını bıraktı.
" Bak karşılaştığın şeyden ve tavrımdan dolayı çok özür dilerim aslında senden haberim vardı. Kıyafetleri seçerken bile hiç kıskanmadım inan ki ama seni buraya getirmesini beklemiyordum. Düşman olmak zorunda değiliz, ailesi beni kabul etmediği için seninle evlenmek zorunda ve ben bunu kabul ettim. Arkadaşlarım beni gaza getirmeseydi asla böyle davranmazdım. Tekrar kusura bakma lütfen seninle dost bile olabiliriz" elini tekrar uzatmıştı. Onun söylediklerini dinlemiştim.
Şahin'i gerçekten sevdiği gözlerinden anlaşılıyordu. Onunla neden evlenemediğini düşünüp ona üzülürken "Ben dulum ve bir çocuğum var o yüzden ailesi beni istemiyor benim için metres demeleri umurumda değil, Şahin yanımda oldukça" gözleri dolunca omzuna dokunup başımı anlayışla salladım.
Çıkmaya çalıştım, konuşamayacaktım konuşsam ağlamaktan korkuyordum çünkü kenara çıkıp bana yol verdi. Dışarıya çıkınca derin bir nefes alıp çıkışa doğru yürümeye başladım. Arkamdan yanaşıp " Bu tavrını anlaşmamızdan vazgeçmiş olarak yorumlamam mı gerekiyor?"
Yürümeye devam ederek "Hayır sadece sevgilininin karşısında kahvaltı yapıp ona işkence yapmak istemediğim olarak yorumla, ben senin kadar duygusuz değilim"
Bu kez o hızlı adımlarla peşimden o yürüyordu. Sokak boyunca koşar adım yürürken oradan uzaklaştıkça biraz daha sakinleşmiştim.
"Belirli bir yere mi koşuyoruz yoksa hedefimiz olmaksızın mı?" yine yüzüne bakmadan "Evet var şurada oldukça güzel bir menemen yapan yer var oraya gidiyoruz" en sonunda aradığım yeri görmüştüm, yavaşlayıp lokantaya girdiğimde geçmişim yemek kokuları ile birlikte burnuma doldu. Buraya ne zaman gelsem aynı hislerle doluyordum. Okuldan döndüğüm zaman kokan soğan ve yemek kokuları ile beni sımsıcak karşılayan annem sanki şimdi mutfaktan çıkacaktı.
Küçük şirin bu yeri çok seviyordum, burası benim her ay kendime verdiğim ödüldü. Her zaman ki masama gelip oturunca kasada ki Davut amca içeriye sevinçle seslendi.
" Hayriye koş senin kayıp kız geldi" açılır kapanır kapıları duvara çarpacak kadar iri cüsseliydi Hayriye Teyze yanakları o kadar şişti ki gözleri o şişman yanakların altında kalmış gibi dururdu. Minik parmakları tombiş ve öpülesiydi. Kollarını açıp beni sarmaladı.
"Bize veda etmeden gittiğini sanıyorduk çok üzüldük çok"
"Gitmedim buradayım işte "
Birden kollarımda öylece duruverince Şahine baktığını anladım. Kollarından sıyrılıp Şahini tanıştırmak için ona döndüm.
"Hayriye teyzem Davut amcam size nişanlımı Şahini tanıştırayım" hızlıca cümlelerimi bitirip sustum. Herkes birbirine bakıyordu. Hayriye teyze ilk şaşkınlıktan sonra elini uzatıp tokalaştı sonrada Davut amca saygıyla "Çok sevindik çok ta mutlu olduk. Çok şanslısın o melek gibi bir kız oğlum sınıfta kalmak üzereyken her gün gelip ödevlerine yardım etti hem de bedava. Sınıfı başarıyla geçti oğlum onun sayesinde ona çok şey borçluyuz"
Şahine bakıyordum bakışlarından bir şey çözmeye çalışıyordum ama mümkün değildi. Biraz önce Aytülle kavga ederken görmüştüm onu, öncelerinde ise Simayı severken ki şefkatli yüzünü, yüzümde ki örtüyü çektiğinde ki nefreti yüzü ve gözleri kolay okunurken şimdi hiçbir şey okuyamıyordum.
Sessizlik içinde masamıza geçip oturduk. Hayriye teyzem kapıların ardında kaybolurken Davut amca da tekrar yerine geçmişti. Konuşmadan bakışmadan dakikalarca orada otururken telefonu çaldı.
Açıp konuşurken kaşlarını yine çatmıştı, kısa ve öz cümleler kuruyordu. Kapattıktan sonra bana bakarak " Emlakçı aradı, birkaç ev bulmuş kahvaltıdan sonra bakmaya gideriz" dedi
Sadece kafamı salladım. İç çekme sesiyle "Bak şahit olduğun şeyler için özür dilerim, kesinlikle hatalıydım senin onunla bu şekilde karşılaşman yanlıştı"
"Benden değil ondan özür dilemelisin sonuçta sevdiği adamın evleneceği kadına kıyafet almak zorunda kaldığı yetmezmiş gibi birde onunla kahvaltı yapmasını izlemek zorunda kalıyor. Bu çok zalimce bir davranış"
"Ben ona hiçbir zaman yalan söylemedim ve gizlemedim, ilişkimizin sınırlarını biliyor o çok güçlü bir kadın merak etme"
