"Emrinizdeyiz kralım. " diye hepsi başlarını eğdiler. Alita, ne olduğunu anlamaya çalışıyordu. Bazıları Ashildr gibiydi. Gözleri dünyanın tüm renklerine sahipti. Bazıları ise normal insanlara benziyordu. Alita şaşkın şaşkın bakmaya devam edince hepsi birbirine ne oldu bakışları atıyordu. Thiel, yanına gidip dürtünce Alita, kendine geldi.
"Ah şey eee tamam kaldırın başınızı artık. "
Alita, Thiel'e soru soran gözlerle bakıyordu.
"Güvenli bölgeye gidemiyorsun ben de onları buraya çağırdım. "
Alita, tek kaşını kaldırıp baktı bu kez.
"Hepsini bir gece de mi topladın? "
"Bir gece mi? Sen bir haftadır uyuyorsun. "
Alita, sözleri idrak etmeye çalıştı.
"Bir hafta?.. Ciddi misin? "
Thiel ciddi ciddi bakınca Alita'nın gözleri şaşkınlıktan açılmaya başladı.
"Ciddisin. " diyebildi.
"Tamam o bir haftayı kapatmamız gerek. Hepsi bölgedekiler mi? "
"Hayır çoğu orda kaldı. Burdakiler halk üstünde sözü geçen kişiler. "
Alita, hepsine tekrar baktı.
"Benim kim olduğumu biliyor musunuz? "
"Siz önceki kralımızın ikinci varisisiniz. " dedi orta yaşlı bir adam.
Alita sadece gülümsedi.
"Randa'yı neden istemiyorsunuz?"
Hepsi birbirine baktı. Aynı adam cevap verdi.
"Randa başta çok iyiydi. Güçleri daha da öteye götürmeye çalıştı ki kendince az da olsa başarılı oldu. Size ne kadarı anlatıldı bilmiyorum ama bizim dünyalarımız önceden birdi. Lien, İlüyan, Lieth ve Fire. Siz asıl bu dünyalılar bizim dünyamıza kapı açıp ilk krallar geldiğinde başta huzurluyduk sadece bizim yapımızı inceliyorlardı. Aion ilk kralla konuştu. Dünyamızı bir tutan anahtarın yerini öğrendi ve anahtarı alıp sakladı ve dünya birden dörde bölündü. "
Alita, anahtarın yerini Teddren'i görünce anlaşmıştı. Ama dünyanın dörde bölündüğünü bilmiyordu. Üstelik Aion'un neden bu şekilde davrandığını da.
"Dörde mi? Üç tane dünyadan bahsedildi bana. Ah pardon hepiniz oturun lütfen. "
Hepsi birbirine bakıyordu.
"Oturun ve anlatın. Söyleyeceklerinizi Randa'ya karşı kullanabilirim. "
Hepsi oturunca adam devam etti.
"Bir dakika adın neydi? "
"Luka. "
"Devam et Luka. "
"Dördüncü dünya karşılaştığınız o canavarların dünyası. Onlarda önceden bizim gibilerdi. Aion dünyaları bölünce üç kral arasında savaş patladı ve savaşın yapıldığı yer ise Fire oldu. Fire halkının bizim gibi güçleri yoktur. Kendilerini korumak amaçlı deney yaptılar ve Fire tamamen canavarlaştı. Üç kralın halkı dünyalarına dönerken üç kral kendi aralarında hala savaşıyordu. En sonunda kralların ölmesiyle ortam sakinleşti lakin bu sakinlik ikinci kralımızın seçtiği varislerin birbirine düşüp birinin ölmesiyle güç yarıya düşünceye kadar oldu. Sonra diğer krallar anahtar için tekrar savaşa girdiler ve bu Teddren, Theon ve Thigpen zamanına kadar sürdü."
Alita her şeyi pür dikkat dinliyordu. Aklına takılan tek şey Aion'un neden aniden dünyaları böldüğüydü.
"Aion neden dünyaları böldü?"
Luka bilmiyorum anlamında kafasını salladı.
Üç kraldan hemen önce bir şeyler olmuş olmalı. Karşısına çıkan Aion, Thiel'in anllatığı Aion ile rüyasındaki Aion çok farklıydı. 'Olabilir mi? ' diye düşündü.
"İlk krallardan önceki yaşamınız nasıldı? "
Luka diğerlerine baktı. Kafalarını olumlu anlamda sallayınca devam etti.
"Tek bir kral vardı. Dört dünyayı da dengede tutuyordu. Güçlerimiz ise eşitti. Kimsenin kimseye üstünlüğü yoktu. "
"Yasak olan herhangi bir şey var mıydı? " diye sordu Alita düşünceli bir şekilde.
"Şey sarayda sadece kralın girebildiği -hizmetlilerin bile girmesi yasaktı- bir oda vardı. Aion, ve diğer ikisi oraya kral dışında giren ilk kişilerdi. Ordan çıktıktan sonra Aion'a bir şeyler olmuş ve aniden odaya tekrar girerek dünyaları bölmüş."
Alita, şaşkınlıkla dinliyordu.
"Bu saray ve oda şu an nerde? "
"Dünyalar bölününce saray Fire'da kaldı. "
Alita gülümsedi.
"Hayır! " dedi Thiel.
Alita tek kaşını kaldırıp baktı.
"Gidiyoruz ve sen bana yol göstereceksin. " dedi Alita otoriter sesle.
Thiel sinir oldu ama yapacak bir şeyi yoktu.
"Efendim orası çok tehlikeli. "
"Farkında mısın bilmem ama varlığım başlı başına tehlike. Sizin buraya gelmeniz bile tehlike. "
"Ama efendim-"
Alita elini kaldırdı.
"Gidiyoruz. Bitti. Thiel, güvenli bir şekilde gittiklerinden emin ol. İhtiyaçlarını karşıla, buraya gel. Dersim bittiğinde ufak bir yolculuk yapacağız. "
Diğerlerine döndü Alita.
"Anlattıklarınız için çok minnettarım. Çok yardımcı oldunuz. " dedi ve hepsinin elini sıktı.
"Efendim, Fire çok tehlikelidir dikkatli olun. Saray şu an harabe. Ama duyduğum kadarıyla bazı odalar hala sağlam. İyi şanslar buna çok ihtiyacınız olacak. "
Alita gülümseyerek karşılık verdi. Ve hepsini gönderdi. Thiel de gidince hemen yemek yiyip hazırlandı ve okulun yolunu tuttu.
***
Alita derste hiçbir şey anlamıyordu. Çünkü bir haftadır yoktu. O dersleri telafi etmesi gerekti. Ayrıca Fire'a gidip aklındaki şeyi onaylaması ki eğer doğruysa diğerlerini bulması gerekti. Bunların üstüne klanın tamamını kendine çekip Randa'yı devirmeli ve dünyaları eski haline getirmeliydi.
Alita, çığlık atmamak için kendini zor tuttu. Kafasını sıraya koydu.
"Normal bir hayat... " dedi kendi kendine.
"Alita? İyi misin? " dedi hocası.
Alita kafasını kaldırdığında titremeye başladı.
"Ölümün benim elimden olacak" dedi bir adam sesi. Ve her yer aniden kan oldu.
Alita daha fazla titremeye başladı. Hocası yanına gelip ona dokunduğu an bilincini kaybetti.
Herkes bir anda Alita'nın olduğu sıraya yöneldi. Öğretmen hemen Alita'yı kucağına aldı ve revire ilerledi. Revire geldiklerinde Alita'ya dikkatlice baktı. Gözlerinin içine ışık tuttu. Bilincinin geldiğini anlayınca derin bir nefes aldı. İçeri bir başka doktor girince durumu anlattı ve çıktı. Doktor, Alita'ya yaklaştı. Kulağına eğilip fısıldadı.
"Bu sadece başlangıç."
***
Alita başını kaldırdığında her yer maviydi. Ayağa kalkmaya çalıştı ama oturduğu yere zincirlenmişti. Kurtulmaya çalıştıkça zincirler onu daha da sıkıyordu.
"Boşuna uğraşma. " dedi bir kız sesi. Kafasını kaldırdığında mavi saçlı simsiyah gözleri ve beyaz elbisesiyle bir kız duruyordu.
Alita, şaşkınlıkla bakıyordu. Yansımadaki Aion gibiydi ama aynı zamanda değildi. O binada gördüğü Aion gibi değildi. Sanki Alita kendisine bakıyordu.
"Kimsin? " dedi sakince söylemeye çalışarak ama sesindeki şaşkınlık kendini göstermişti. Kız gülümsedi. "Bilmiyorum. "
Alita tek kaşını kaldırdı.
"Kim olduğuma sen karar vereceksin. Ama şu kadarını söyleyeyim; ben senin gücünüm. Aion muyum Alita mıyım buna sen karar vereceksin. " dedi kız.
***
Alita, kendine gelmişti. Kadının dediğini duymuş ama istifini bozmamıştı. Daha fazlasını duymalıydı. Ayrıca neyin başlangıcı olduğunu öğrenmesi gerekti. Ses o anda duyduğu ses değildi ama yabancı da değildi. Kapı sesini duyunca gözlerini yavaşça açtı. Kimse yoktu. Yataktan doğrulduğunda etrafına göz gezdirdi. Kapıya odaklandı. Yüzünde yavaş yavaş tehlikeli bir sırıtış belirdi.
"Günaydın. " dedi ve sırıtışı yüzüne iyice yayıldı.
"Hadi kuralları değiştirelim. Ne dersin?" dedi ve ayağa kalktı. Aynada kendi yansımasını görünce durdu. Kollarını hafiften kaldırdı, bedenine baktı. Saçları şu an tamamen maviydi. Gözleri ise simsiyah.
"Umarım... Umarım bu savaşı kaybederim. Kazanırsam her şeyi kaybederim. " dedi kendi kendine. Kapıya yöneldiği sırada saçlarına baktı. O kızın dedikleri geldi aklına.
"Kim olduğuma sen karar vereceksin. "
Biraz düşündü. Aynaya tekrar baktı. Acıyla gülümsedi.
"Olmamam gereken dünyada yaptıklarıma bak." dedi ve revirden çıktı.
Ders falan umrunda değildi. Okulu herkesin tuhaf bakışları altında terk etti. Eline telefonu alıp rehberde Thiel'i aradı ama sonradan aklına geldi.
"Buna bir telefon şart! " diye söylene söylene evin yolunu tuttu.
Eve girer girmez Thiel'i aradı.
"Thiel! "
Thiel, mutfaktan ağzında lokma varken çıktı ve Alita'yı o halde görünce yemek boğazında kalıyordu. Alita hemen Thiel'in yanına gidip sırtına vurdu ve su uzattı. Thiel kendine geldiğinde Alita'ya hala tuhaf bir şekilde bakıyordu.
"Hazırlan gidiyoruz. Fire'a. Hemen. Şimdi. İtiraz istemiyorum."
Thiel hemen kalktı ve ceketini giydi. Alita ile çıktılar.
Yine laboratuvarın önüne gelmişlerdi. Alita, Thiel'e tek kaşını kaldırarak bakıyordu.
"Fire'a gidiyoruz değil mi? Arka bahçede kapı. " diyerek oraya yöneldi. Alita'da onu takip etti.
Thiel boş boş bir kapıya bir Alita'ya bakıyordu. Alita hadi aç bakışı atınca Thiel bıkkınlıkla ofladı.
"Fire insanı gibi mi görünüyorum?"
"Çekil. " dedi Alita. Thiel ise sanki açabilecekmiş gibi alayla bakıyordu.
"Açıl Fire'ın kapısı. Ben Lien kralı Aion. "
Thiel'in alaycı yüzü Alita'nın son sözüyle yerini şaşkınlığa bırakırken ikinci şok dalgası kapının açılmasıyla gelmişti.
Alita mı Aion mu? Sizce hangisi? Ayrıca Alita yada Aion'un kaybedeceği her şey ne olabilir? Hikaye aklımdaki kurgudan sapmıştı ama daha iyi fikirler geldi aklıma. Okuyan herkese çoook teşekkür ederim. Ayrıca vize haftasına sayılı günler kaldı. Bazı bölümler geç gelebilir ama elimden geldiğince yazıp yayınlayacağım. Sabrınızdan dolayı teşekkür ederim... :)
ŞİMDİ OKUDUĞUN
VARİS
FantasyGece vakti mezarlığın ortasında kanlar içinde yatan mavi saçlı bir adam. Önünde ne olduğunu anlamaya çalışan küçük bir kız. Adam, kanlı elini kızın alnına koyar ve son sözlerini söyler. "Düşmekten korkacaksın;Düş... Yaralanmaktan korkacaksın;Yarala...
