Hızla dolabımı kapattım ve siyah deri ceketimi giyerken kalabalık koridorda sırıtarak bana doğru gelen Mike'a gülümsedim. Yanıma geldiğinde kollarını belime sararak vücutlarımızı birleştirdi ve dudağıma küçük öpücükler kondurdu. Ardından sırıtarak gözlerime baktı.
"Gitmem gerekiyor." dedim boynuna bıraktığım küçük öpücüğün ardından.
"Çok kötü." dedi sırıtarak. Ardından "Antremanda yanımda olamayacaksın yani?" diye ekledi sorarca.
"Bundan haberim yoktu." dedim ve dudağımı büzdüm.
Güldü ve dudağıma küçük bir öpücük kondurdu.
"Takımı toparlamam gerekiyor. Haftaya büyük maç var, biliyorsun."
Mike okulun basketbol takımının kaptanıydı. Bu da okuldaki tüm kızların hayali olan şu yakışıklı ve fazla popüler çocuk olmasını sağlıyordu. Sadece koridorda yürürken bile tüm kızların can çekiştiğini görebilirdiniz. Ve bana duyulan kıskançlığın seviyesini de tahmin etmek zor değildi. Uzun sarı saçları, çekici mavi gözleri, harika fiziği ve uzun boyu ile herkesi kendine hayran bırakacak dış görünüşe sahipti. Kim onu istemezdi ki?
Üzgünüm kızlar ama Mike Burgle benim sevgilim.
"O halde sana iyi şanslar." dediğimde sınıftan çıkan Harry Edward Styles'ı görmem ile içimden iyi bir küfür sıraladım.
Aptal.
Tüm ders boyunca o lanet olası yan sırada oturmuş ve Styles'a kötü bakışlar yollamıştım. O ise sadece bu durumdan eğleniyor gibi görünüyordu ve inanın bana, bu durumdan nefret etmiştim. Okuldaki ilk günü için fazla sinir bozucuydu. Ondan hoşlanmamıştım.
Mike sorarca "Şans öpücüğü?" dediğinde düşüncelerimden sıyrılarak bakışlarımı ona çevirdim.
Gülümsedim ve dudaklarımızı birleştirdim. Kısa süre sonra dudaklarımızı ayırdığımda dolabını kapatan Harry Edward Styles ile göz göze geldiğimde koridorda ilermeye başladı.
"Bu öpücük fazla harikaydı." dedi Mike sırıtırken.
Gözlerimi Harry Edward Styles'tan ayırıp tekrar Mike'ın gözleri ile buluşturdum ve ardından sırıttım.
"Geç kalıyorum Mike." dedim vücutlarımızı ayırırken.
Ellerini uzun saçlarına geçirerek geri itti ve sırıttı.
Bu hareketine gerçekten bayılıyordum.
"Görüşürüz." dediğinde hızla dudağına son bir öpücük bıraktım ve koşarak koridorda ilerlemeye başladım.
Merdiven basamaklarından hızla inerken cebimden telefonumu çıkardım ve Richard'a eve geleceğimi anlatan kısa bir mesaj yolladım. Okul kapısından dışarı çıktığımda hızla otoparka yöneldim ve deri ceketimin fermuarını çektim. Telefonumu tekrar cebime koyarken Harry Edward Styles'ı gördüğümde gözlerimi devirip derin bir nefes aldım.
Bu çocuk her yerde karşıma mı çıkacaktı?
"Evine bırakabilirim." dedi sırıtarak siyah jipinin kapısın açarken.
Bunu ciddi olarak teklif etmediğini alay dolu yüz ifadesinden rahatça anlayabiliyordum. Ki ciddi olsa bile bunu asla yapmazdım.
"Tek başıma eve gidecek kadar büyüdüm." dedim ve siyah motorumun arkasındaki kaskı elime aldım.
Evet, bu şeyi sürmeye bayılıyordum. O bir harikaydı.
"Yer kavgası edecek kadar küçüksün ama." dedi ve söylediği çok komikmiş gibi güldü.
Gerçekten aptal.
"Kavga edecek kadar inatçı olan da sensin." dedim kaskı kafama takarken.
"Biraz." dedi sırıtarak.
Ona kötü bir bakış atıp motoruma bindim ve bir şeyler söylemesine fırsat vermeden gaza bastım.
Bu çocuktan gerçekten hiç hoşlanmamıştım.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
BAD GIRL (Harry Styles Fanficton)
FanfictionHayatının çıkmaz yoluna 18 yaşında girmeyi nasıl hayal edebilirdi ki?