Koridorda Mike'i bulmak için attığım her adımda içimdeki sıkıntı gittikçe büyüyordu. Onunla konuşmam gereken önemli şeyler vardı ve ne tepki vereceğini kestiremiyordum. Ah, hadi ama! Onu resmen evden kovmuştum. Haksız olduğum kadar da haklıydım aslında. Tanrım! Ona durmasını milyonlarca kez söylememe rağmen durmamış ve tek düşündüğü beni düzmek olmuştu. Bu şu ana kadar yaşadığım, kendimi en iğrenç hissettiren şey olmuştu. Ve şimdi bu aptal durumdaydık. Hafta sonu boyunca hiç konuşmamıştık. Neler olacağını fazlasıyla merak ediyor ve endişeleniyordum.
Artı, Bayan Emily bu ders ne yapmaya çalışmıştı? Tanrım. Cidden bu saçmalığı düşünmek sinirlerimi bozuyordu ve bu, şimdi ihtiyacım olan en son şey bile olamazdı. Günümün bu kadar erken saatte aksiyona bulanması benim için cidden fazlaydı.
Düşüncelerimi bölen Mike Burgle ile göz göze geldiğimizde adımlarımı hızla ona yönlendirdim. Yüzünde anlamlandıramadığım bir ifade vardı ve Tanrım, lütfen bana öyle bakmayı kessin.
Önünde durduğumda çevremizdeki kalabalıktan rahatsız olarak "Sessiz bir yerde konuşmalıyız." dedim ifadesizce.
Kısa süre yüzüme baktıktan sonra alayla sırıttı. Ardından parmaklarını sarı saçlarının arasından kaydırdı. "Neyi konuşmalıyız Nanci Butcher?"
Mike bozuk olan sinirlerimi parçalamaya falan mı çalışıyordu, yoksa ben yanlış mı algılıyordum? Tanrım, neyi mi konuşmalıyız!
Derin bir iç çekip etrafımızda göz gezdirdim. Gerçekten kalabalıktı ve en ufak bir şeyde tüm dikkat üzerimizde olurdu ki, zaten tüm dikkat üzerimizdeydi.
"Sessiz bir yerde Mike."
Tekrar aptalca sırıttığında öfkeyle dudaklarımı birbirine bastırdım.
"Konuşacak bir şeyimiz yok." dedi soğuk ses tonu ile. Cidden, daha fazla itici gözükemezdi.
"Yoksa benden önce Harry Styles'ın altına girdiğini mi konuşacağız!"
Yüksek sesle kullandığı kelimeler beyin süzgeçimden tekrar tekrar geçerken hiçbir şeyi doğru duymuş olmak istemedim. Cidden istemedim. Vücudum resmen öfkeyle uyuşurken kullanabileceğim tüm kelimeleri unutmuş gibiydim. Yapabildiğim tek şey aptal suratına sağ yumruğumu geçirmek olmuştu. Ardından hızlı adımlarla oradan uzaklaşırken koridorda bizi izleyen aptalları umursamamıştım bile.
"Seni fahişe!"
Kulaklarıma inleme eşliğinde adım atan Mike'ın sesi canının yandığını belli eden türdendi. Arkamı bile dönmeye gerek duymadan orta parmağımı havaya kaldırdım.
"Piç kurusu."

ŞİMDİ OKUDUĞUN
BAD GIRL (Harry Styles Fanficton)
Fiksi PenggemarHayatının çıkmaz yoluna 18 yaşında girmeyi nasıl hayal edebilirdi ki?