Bölüm 38

148 10 4
                                    

Dudaklarımın arasındaki pipetin yardımıyla son kez portakal suyumdan bir yudum çektim ve oturduğum sandalyede doğrularak gözlerimi çarprazımdaki yeşil gözlere diktim. Harry Edward Styles. Yanakları hala kırmızı olsa da kesinlikle düne göre daha iyi görünüyordu. Serum vücuduna iyi gelmiş olmalıydı.

Ah evet, serum. Bu sabah evden apar topar çıkıp hastaneye gittiğimizde Styles'a takılan şu serum. Harry'e serum takılmış ve ilaç verilmişti fakat ben ilk defa şanslı taraftım ki, işi basit bir ilaç ile atlatabilmiştim. Şimdi ise tostları fazla lezzetli olan bu minik kafede kahvaltımızın neredeyse sonuna gelmiştik.

Gözlerimi onun gözlerinden ayırıp, sipariş ettiği kahvenin tahminen son yudumlarını içen Anne'ye baktım. Bugün doktora, dün sabah Styles'ın camlar açık bir şekilde banyodan sonra bornozla yatakta uyuduğunu anlattığım için, olayın ayrıntılarını öğrenmiş olarak Harry'e kızgındı. Hadi ama, haklıydı da! O, gece resmen yanıyordu.

"İlaçlarınızı ne zaman almanız gerektiğini biliyorsunuz, değil mi?" diye sordu kahve fincanını kare masanın üzerine koyduktan hemen sonra Harry'nin, ardından benim gözlerime bakarak.

Harry derin bir iç çektiğinde ona baktım. Bu durumdan fazlasıyla sıkılmış görünüyordu. Ve biraz da bana sinirli. Ne yani, doktora yalan söyleyerek iyileşmeyi nasıl düşünüyordu ki. Ben sadece, söyleyivermiştim işte.

"Bir sorun mu var Harry?"

Anne'nin ciddi ses tonu, bana ortamın gerileceğini hissettiriyordu. Ve onun bu yönünü yeni yeni tanıyordum.

"19 yaşında reşit bir gencim. Ve gördüğün gibi küçük bir çocuk değilim anne. Artık şu hastane konusunu kapatmalıyız çünkü sinirlerimi bozuyor." dedi Harry bıkkın bir şekilde.

Anne, Styles'ın yüzüne fazla ciddi bir şekilde bakarken "Reşit bir gençsin ve bu, görüldüğü gibi çocukça hareketler yapmayacağın anlamına gelmiyor." dedi.

"Çocukça hareketler mi? Sadece uyuya kalmıştım. Bunu isteyerek neden yapayım ki! Basit bir şeyi çok fazla büyütüyorsun anne."

"Büyütmek mi? Eğer bir gün erkek çocuğun kendi ihmaliyle neredeyse zatüre olursa bunun ne anlama geldiğini anlarsın Harry."

Erkek çocuğun mu? Tanrım, resmen ortada bir film dönüyordu ve şu işe bakın ki, patlamış mısır almayı unutmuştum.

Anne regl döneminde olabilir miydi? Ah, kesinlikle öyleydi.

"Bunun için bir erkek çocuğa sahip olmama gerek yok,"

Harry'nin sözüne devam etmesini engelleyerek konuşmasını yarıda kestim.

"Ah, bence artık eve gitsek iyi olur çünkü, iyi hissetmiyorum. Hem insanların dikkatini de fazlasıyla çekiyoruz ha?"

Oturduğum sandalyeden kalkıp masanın üzerindeki telefonumu alarak cebime koydum. Bu arada pes ederek Lisa'nın gece gönderdiği binlerce, abarttım, mesajın birkaçına bakıp ardından ona bir cevap vermemiştim. Ve bugün için henüz beni arayıp mesaj atmamasını garipsemeye başlamıştım. Pes etmiş olması fazla olanaksız geliyordu.

Zihnimdeki düşünceleri bir kenara atıp Harry ve Anne'nin gözlerine beklentiyle baktım. Birkaç saniye süren sessizliğin ardından Anne de ayağa kalktı. Ardından Harry.

Üstümdeki çok kalın olmayan montun fermuarını çektikten hemen sonra kafenin kapısından çıktım ve temiz havayı derince içime çektim. Şu, karın durduğu ve havayı içine çektiğinde ferahladığını hissettiren an. Buna gerçekten bayılıyordum.

Kısa süren bir duraklamanın ardından karşı kaldırımdaki Anne'nin beyaz arabasına ilerledim. Güneş kendini göstersede sıcaklığını hissettirmiyordu. Ve hava durumuna göre gelecek günler hava sıcaklığı gittikçe artacakmış. Yani herşey eski haline geri dönecekti.

BAD GIRL (Harry Styles Fanficton)Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin