ONLARIN HİKAYESİ

689 74 87
                                        

Satır arası yorum bırakmayı unutmayın. İyi okumalar.

Ahh, hadi ama. Şimdi de Hilal çıktı öyle mi? Boran şu an karşısındaki manzaraya kameralara baktığı gibi bakıyordu. Ne ile sınanıyorum diye düşündü. Ne oluyor bana? 

Hilal beklediğinden daha zarifti. Leonidas ona benzese de Hilal Miray'a çokça benzer az da olsa ondan farklıydı. Ne yapması gerektiğini bilmiyordu. Kaçmalı? Psikoloğa gitmeli? Ya da onlarla mı konuşmalı?

İlk iki seçeneği kafasında eleyerek masaya ilerledi. İkilinin karşısına oturdu. Sinir küpüne çoktan dönmüştü. 

'Evimde ne işiniz var?'

Hilal kaygıyla başını Leon'a çevirdi. 

'Daha kibar olduğunu söylemiştin hayatım.'

'Evet öyleydi fakat karşısında bir hanımefendi görünce dengesi bozuldu herhalde.' Hilal Leon'un sözleri ile kıkırdadı. 

Boran ise bambaşka duygular içerisindeydi. Canlandırmaya, hissetmediği halde yaşatmaya çalıştığı aşk tüm doğallığı ile gözlerinin önündeydi. Ve hayranların neden bu kadar onları sevdiğini anladı. 

Boran canlandırdığı aşkı hiç onların ki gibi görememişti. İşin mutfağında olmak, duyguları bir bütün olarak ele almasına maalesef çoğu zaman engel oluyordu. Oysa seyirci her şeyi bir bütün halinde izliyor ve fark ediyorlardı. Ve karşısındaki çiftin aşkı onu etkilemişti. 

'Sizi hep biz canlandırdık Miray ile. Hep bizim yansıtmaya çalıştığımız ve senaryodaki kadarını bildim. Ama böyle görmek bambaşkaymış.'

Hilal gülümsedi Boran'a. Garipseyişini doğallıkla karşıladı. Bu bekledikleri bir tepkiydi.

'İnan sizinki kadar sevilmedi bizim aşkımız' dedi burukça. 

Boran düşündü. Ne yaşamışlardı kim bilir? Peki ya dizide de mi öyle olacaktı? Ama bu çift mutlu bir sonu hak etmiyor muydu?

'S-sizin gerçek silüetlerinizi görmek isterdim. Bizden farklısınız biliyorum.'

Evet, fazlasıyla merak ediyordu. Leonidas ise ona öyle bakıyordu ki. Altında yatanları çözemedi bile. 

' Bizi merak etme Boran. Bizi böyle bil yeter. Sana seni mutlu edecek şeyler veremeyebiliriz. Sen sadece ve sadece bizi doğru geçir karşı tarafa, yeter.'

'Sen Leon'a bakma Boran, hem kusura bakma ama Leonidas senden daha yakışıklıydı.' Hilal ise ortamı yumuşatmaya çalışmıştı. Sanki ruh değillermiş gibi. 

O gece Boran nasıl yatağana geçti, nasıl  uyudu hiçbir şey hatırlamıyordu. Dün yaşananları hatırlamaya çalıştı. Hilal geldi gözünün önüne. İster istemez Miray ile karşılaştırdı Hilal'i. Ses tonları farklıydı. Ve Miray'ın sesi daha güzel geldi Boran'a. Belki de sadece alışkın olduğundandı. 

Güne her zamanki rutinleriyle başladı. Kahvaltı etti, biraz dışarı çıkmak istedi. Hava diğer günlere nazaran serindi. Şanslı hissetti. Aşağı inerken yine o kediyi gördü.

Leonidas'ın söyledikleri geldi aklına. 

'O kedi de ona verdiğin yarım galeta da tesadüf değil.' Kısa bir ürperti geçti vücudundan. Aldırış etmeyerek meraklı gözlerle Boran'ı izleyen kediyi sevdi bir süre. 

Son basamakları hızlıca indi ve son iki merdiveni yine atlayarak geçti Boran. Alışkanlığı olmuştu. Dışarı çıktığında rahatladığını hissetti. Hafif esen rüzgar ve yanından geçip giden insanlar. İlgi ve dikkat onda değildi işte. Düşünceleri de onu rahatsız edemiyordu şimdi. 

DERUHTEHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin