~6~

44 6 6
                                        

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.


Son sargımı da yaptıktan sonra saatlerdir yüzüne pansuman yapmaya çalışan Tae ye umutsuz bakışlar atıp yanında ki koltuğa oturdum. Elinden malzemeleri alıp pansumanını tamamlamaya başladım. 

-Jeon? 

-hı?

-Gerçekten onu affetmeyecek misin?

-Tae bu konu hakkında artık konuşmayalım demedim mi sana?

-Of tamam Jeon. Sana da birşey sormaya gelmiyor.. Ama dostum cidden acı çekip üzülüyorsun. Eminim o da kahrolmuştur. Baksana kız hıçkırarak ağl-

-Tae! Kes artık! 

Diyip pamuğu yüzüne fırlattım. Ayağa kalktım ve ceketimi alıp Tae nin evinden ayrıldım. Ah cidden Tae haklı olamazdı değil mi? Yada haklı mıydı? Tanrım ne diyorum ben!  Derin bir nefes alıp yaz gecelerinin soğukluğunun yüzüme vurmasına izin verdim. Kendimi  biraz da olsa böyle cezalandırabiliyordum. Ah şu iş de olmasa şimdiye gidip uyumuştum. Oflaya puflaya içeriye girdim. Namjoon Hyung bana şaşkın şaşkın bakıyordu. Yüzüne sorarcasına baktığımda kendine geldi.

-Jeon çok kötü görünüyorsun. Bu halinde ne böyle?

-Bir sorun yok Hyung.

-Anlatmak ister misin diyip önündeki koltuğu işaret etti. Dayanamayıp oturdum. Ne diyecektim ki? 

-Hyung... Bir kızla arkadaş oldum. Ve ne bilim ona arkadaştan daha yakın hissediyordum sanki. Galiba  o da öyleydi. Ta ki beni evinin önünde bir hırsızı döverken görüp polise şikayet edene kadar. Beni dinlemedi bile. Güvenmedi.  Benden nefret ediyorsun dediğimde cevap veremedi bile. .

Sonlara doğru sesim kısılıp titremişti. 

-En  kötüsü galiba onu affedemeyeceğim.

-Jeon eminim o da böyle olmasını istememiştir. Ama kadınları anlamak çok zor inan. Kim bilir neler  düşünmüştür. Ama şunu unutma ki bence güveniyor ve nefret etmiyor.

Yüzüne şaşkın şaşkın baktım..

-Cidden öyle midir Hyung?

Heyecanlanmıştım az da olsa.

-Sanırım evet diyip kıkırdadı.  Namjoon Hyung kadınları tanırdı. Umarım fikirlerinde yanılmazdı. 

-Neyse hadi bu kadar gevezelik yeter. Fırla işinin başına!

Derin bir nefes alıp tulumumu giymeye gittim.

~~~

İş çıkışında kahvaltı için meşhur mekanlarımdan biri olan sosisçiye gittim. Siparişimi verip beklemeye başladım. Esneyip duruyordum. Ah! Nerde şu güzel uykularım? Sandalyemde biraz daha gevşeyip kafamı masaya gömdüm. Uykusuzluktan bir tuhaf olmuştum. Tam uykuya dalacaktım ki saçımda gezinen elleri hissedene kadar. 

-Tae hiç komik değilsin. Çek şu ellerini! Diyip ellerini ittirdim. 

-Bak bakim  Tae ye benziyor muyum? Dedi tanıdık bir ses.

Kafamı yavaşça kaldırıp karşımdakine baktım. Bu Jimin Hyung tu. Gözlerime inanamadım. Jimin gelmişti.

-Dostum sen miydin? Hoşgeldin! 

Diyip yanına gittim ve sarıldık. Onu cidden özlemiştim. Geçen yıl Seoul e gitmişti okul için. Sanırım tatilde gelebilmişti anca. Bayağı bi sohbet edip yemeklerimizi yedik. 

-Dostum şaka bir yana iyi görünmüyorsun. Üstelik her tarafın pansuman ve morluk içinde. Hala bırakmadınız değil mi şu işleri?

-Boşversene. Böyle iyiyim.

-Ruhen de iyi görünmüyorsun. Hm dur tahmin edim dayın seni bu hale getirdi? Yoksa hmm bir kız mı?

Dedikten sonra şaşkınca yüzüne baktım.

-Yeap! Bak işte tahmin etmiştim. Kim bu şanslı kız? 

-Hiç kimse. Öyle biri yok. 

Dememle onun içeriye girmesi bir oldu. Tanrım neden bana bunu yapıyorsun?!  Gözlerim onu izlerken Jimin çoktan sırıtarak bana bakıyordu. 

-Ah şu kız. Benimde arkadaşım olur. Tanırım yani. Benden alt sınıfta. Hep notlaşırız. 

Dediğinde  o duvardaki masaya oturmuş siparişini vermişti bile.  Beni  görmemişti. Gözleri ağlamaktan şişmiş ve teni solmuştu. Keyfi yerinde görünmüyordu. Tae nin haklı çıkmasından nefret ediyordum..



~Evet arkadaşlar sizce nasıl oldu? Jimin sonunda geldi! Lütfen vote leri eksik etmeyin. Sizleri seviyorum😊

Cloudy // Jeon JungkookHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin