Sonunda bölümü tamamlaya bildim😊
Çok uzun zaman yazmadığım için özür dilerim❤
İyi okumalar❤
(Medyada Ömerin yeni stili😎shop yapacam demiştim ama Erkanın böyle fotosunu buldum😍tam da aklımda kurduğum gibi😎)
Ömer
Arabadan indiğimde zor ayakta durmuştum,bu pantolonu, bu gece bitsin,hemen çıkarıp parçalayacağım. Demir yanıma gelip saçlarımı düzeltti ve gözlüğü tekrar uzattı.
"Demir kaçsam mı acaba?"
"Niye oğlum. Bak bir stil sahibi oldun kayınpederinin sayesinde."
"Zehra ne diyecek sence?"
"Oğlum var ya,yakacan kızın kalbini."
Bunu dedikten sonra güldü ve apartmana doğru ireliledi. Tabi bu sözden sonra bende istemsizce gülümsedim.
Kapının önüne geldiğimizde "acaba hiç bulaşmasam mı bu işe" diye düşündüm.
"Demir yok,ben vazgeçtim."
"Niye oğlum. Bak ben garanti veriyorum,Zehranın babası seni tanımayacak."
"Böyle görmektense tanıması daha iyidir. Yok ben gidiyorum,hayatta çıkmam onların karşısına bu halde"
Ama geç kalmıştım. Demir zile basmıştı bile. Demire "sen bittin" dedim ve heyecanla kapının açılmasını bekledim. Kapıyı Zehra açmıştı. Beni görünce resmen ağzı açık kalmıştı,kesin beğenmedi.
"Ömer?"
"Ben...çok şey olmuş değil mi?"
"Çok...çok...değişik olmuşsun"
Hiç düşünmeden hevesle "beğendin mi?"diye sordum. Demirin kıkırdamasından yalnış bir şey söylediğimi fark ettim.
"Yani,çok değişmişsin. Ama..."
"Ama?"
"Fazla olmuş sanki"
İçeriden babasının sesi gelince Zehranın yüzü gerginleşti,elleri titremeye başladı.
"Tamam,geçin içeri. Babam bekliyor"
Ömer
İçeri girmek istemiyordum. Korkmuyordun,asla korkmazdım hatta,ben bir Kervancıoğluyum,beni kimse korkutamazdı. Bu halde Zehranın babasının karşısına çıkmaya utanıyordum. Kabul ediyorum,böyle daha havalı oldum,havalıydım ama daha da cool oldum. Giydiğim dar siyah pantolon,gri tişort ve deri ceket bana aslında yakışıyordu,ama ben alışık değildim bu tarza.
Salim beyin arkası bana dönüktü,Zehra koluma vurunca boğazımı temizleyip "iyi akşamlar" dedim ve nefesimi tuttum. Salim bey yerinden kalkıp bize taraf döndü. İşte o an içimdem bildiğim bütün duaları okudum beni tanımaması için.
"İyi akşamalar efendim"
Bu sefer elimi uzatıp zar zor gülümsedim. Göz ucuyla da Zehraya bakmayı ihmal etmemiştim,o da aynı benim gibi nefesini tutmuş korkuyla babasına bakıyordu.
"İyi akşamlar"
Sesi çok soğuktu,bakışları gibi. Birden gözlükleri çıkarmayı unuttumu fark ettim,elimi gözüme götürüp tam çıkaracaktım ki Zehra koluma girdi. Şaşkınca ona bakınca zoraki bir gülümsemeyle "gözlerin hala yanıyor,değil mi?"diye sordu.
"Anlamadım"
Kolumu alttan cimcikleyip "dün geldin ya hastaneye,gözlerin ışıkta yanıyordu ya. Hani doktor sana gözlüğü hiç çıkarma dedi ya"
