O gün eve gittiğimde yaşadığım olay konusunda biraz daha konuşmuştuk. Şimdilik bu durumın ne olduğu konusunda kesin bir bilgiye varamıyorduk. Jongin'in dedikleri aklımıza yatsa da buna da bir neden bulamıyorduk. Bunca zaman kendi başıma kimseye zarar vermeden yaşamış bir insandım ve asla böyle bir şey başıma gelebileceğini düşünmemiştim. Çünkü bu çok saçmaydı. Neden böyle bir şey olabilirdi ki?
Sonuç olarak annemi aramaya karar verdiğimde onlara da ulaşamamıştım. Bu nedenle bu olayı askıya almaya karar verdim. Biraz hava almaya ihtiyacım vardı. Üstelik evde de yiyecek bir şey kalmamıştı. O nedenle diğerlerine haber verip dışarı çıktım.
Her zamanki gibi izleniyormuşum hissi beni yalnız bırakmıyordu. Öğrendiklerimden midir bilinmez bu his beni artık az da olsa korkutmaya başlamıştı. Başıma sürekli kötü bir şey gelecekmiş hissine sinir olmaya başlamıştım. Bunca zaman bir kez bile bu karanlıktan korkmamıştım ama şimdi bilemiyordum.
Markette işimi bitirdikten sonra markete tek başına gelmemin ne kadar saçma olduğunu fark etmiştim. Aldıklarım gerçekten çok fazlaydı ve hepsi çok ağırdı. Evdeki salaklar ise telefonlarına bakmayı reddediyordu. Bir de onlara sinirlenmiştim sanki hiç derdim yok gibi.
Bu nedenle iş başa düşmüştü. Hepsini tek başıma taşımaya çalışıyordum. Sonuçta eve yakın bir parka kadar hepsini taşıyabilmiştim. Parkta biraz dinlenmek iyi olacaktı. Parka girip banklara yürüdüğüm esnada sokak ışıklarından biri bir anda sönmüştü. Ben de bununla birlikte bir şeye toslayıp elimdekilerle birlikte yere düşmüştüm.
Ne olduğunu anlamak için sokak lambasını yaktığımda ise karşımda bana şaşkın şaşkın bakan transfer öğrenciyi görmüştüm.
İsimini hatırlamıyordum. Sadece bana bakıyordu ve bana nasıl çarptın der gibi bakıyordu.Aklımdan geçeni sözcülere de dökmüştü. "Bana nasıl çarpabildin?" Ona şaşkın şaşkın bakan bu sefer bendim.
"Nereden bilebilirim? Hem senin orada ne işin vardı?" Onunla gerçekten anlaşamıyorduk.
Kafamı sallayı ayağa kalkmaya çalıştığımda ayağımın acıdığını fark ettim. Lanet olsun.Düşerken çarpmıştım ve şimdi de canım çok yanıyordu. Ayağa kalkıp yere düşen poşetleri toplamaya başladım. Sonra ilginç bir şekilde transfer öğrenci de bana yardım etmeye başlamıştı.
"Ayağın iyi mi?" Durup ona bakmıştım. "Hadi ama canının acıdığı çok belli. Geç şuraya otur, bunları ben toplarım." Bir saniye bunun şeytan olması gerekiyor değil mi?
Genelde bu şekilde küçük de olsa yardımlardan kaçınırlardı hep. Karşımdaki şeytanın bana yardım etmesi gerçekten de ilginçti. Belki de böyle şeyleri takmıyordu.
"Evin nerde? Sana yardım edeyim."
Hah?
Şimdi de yardım etmeyi teklif mi ediyordu? Şaşkın şaşkın dururken bütün poşetleri almış beni bekliyordu. Ayağa kalkıp yavaş yavaş yürümeye başladığımda beni takip ediyordu.
Bu durum gerçekten çok ilginçti. Normalde şeytanlara pek yaklaşmazdım ama nedense o bana farklı bir his veriyordu. Sanki ondan uzak durmamı gerektirecek bir şey yoktu.Evime kadar geldiğinde ona teşekkür ettim.
Bizim salaklar ise kapıyı açtıklarında bir bana bir de yanımdaki şeytana bakıyordu. Bir anda korkup savunma modu almak arasında kalmışlardı ama sonra benim yüzüne bakıp her şeyin iyi olduğunu anladıklarında vaz geçtiler.Onun ellerindeki poşetleri alıp içer götürdüklerinde şeytana döndüm. "Ben gerçekten çok teşekkür ederim. Kaba davrandıysam kusura bakmayın. Ben Baekhyun."
"Ben de Chanyeol." dedi ve arkasını dönüp gölgelerde kayboldu.
Baekhyun odasında oturmuş en sevdiği kitabı kucağında yeni tanıştığı şeytanı düşünüyordu. Gerçekten ilginç biriydi. Genelde böyle biriyle tanışmak çok nadir olurdu. Çünkü şeytanlar meleklerle uğraşmayı çok severdi. Belki o elimdekinin ne olduğunu bilir diye içinden geçirmişti.
Neden olmasın? Ona sormaya karar vermişti. Sonuçta o hala bir şeytandı. O nedenle temkinli yaklaşmalıydı ama nedense onda farklı şeyler semişti Baekhyun.
Evet o farklı biri olmalıydı. Bunu biliyordu Baekhyun.
O esnada Chanyeol karanlıkta ilerliyordu. Karşısındaki zavallı melek ondan korkmamıştı. Bu iyiydi. Sinsice gülümsedi Chanyeol. 'Gerçekten de tuzağa düşürmek kolay olacak.' diye içinden geçirdi.
Yavaş olmalıydı. Yavaş yavaş onu ağına çekmeliydi. Önce güvenini kazanacaktı. Bunu yapmak kolaydı. Bunca zaman onu izlemişti. Nasıl kendisine güvendireceğini biliyordu.
O esnada karanlıktaki diğerleri merak ediyordu. Chanyeol 'Merak etmeyin.' dedi. Her şey ondaydı. Hiçbir sıkıntı çıkmayacaktı.Sabah uyandığımda okula hiç gitmek istememiştim. Bugün o kadar sıkıcı dersler vardı ki yataktan çıkmam giderek zorlaşıyordu. Ama sonra aklıma Chanyeol'a sormam gereken elimdeki iz aklıma gelmişti.
Kendimi zorlayarak da olsa yataktan kalkıp üstümü değiştirdiğimde, Chen kapımı kırmaya başlamıştı. Tekrar vıracağı esnada bir daha kapıyı açma Baekhyun. Kendine not. Evet burnuma vurmuştu. Tabi ondan sonra onu güzel dövmüştüm ama şimdi tüm günü kızarık bir burunla geçirecektim.
Okula gittiğimde Chanyeol'un sırasında uyukladığını gördüm. Okula gelmişti ve bu iyiydi. Öğlen arası onunla konuşacaktım. İlk tenefüs yanına gittim. "Chanyeol merhaba. Beni hatırladın mı dün yardım etmiştin."
Sadece kafasını evet anlamında sallamıştı. Uykusundan uyandırdığım için bana boş bakıyordu. "Öğlen seninle konuşmak istediğim bir şey var. Arka bahçede konuşabilir miyiz?" Olabildiğince açık ve aydınlık bir alan seçmeye dikkat etmiştim. Sonuçta o bir şeytandı ve dikkat etmeliydim.
Kafasını sallayıp kabul ettiğinde teşekkür ettim ve yerime oturdum. Kafamda çok soru vardı ve bunların açığa kavuşacağını umuyordum. Kalan derslerin bir anca geçmesini istedim.
(๑╹ω╹๑ )
Chanyeol'un sinsi hali bayağı ilginç oldu 😂
Her neyse olaylar yavaş yavaş gelişecek.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Heaven ☆ Chanbaek
Fanfiction[Tamamlandı] "Ve sonra Şeytan, kendini bildiği bileli tanıdığı tek arkadaşına (düşmanına), Melek'e aşık oldu."