Ne kadar zamadır bilincimin yerinde olmadığını ve hala yaşayıp yaşamadığımdan emin olamadığım rüyalarımda tekrar onu görmüştüm. Senden tiksiniyorum derkenki surat ifadesini görmüştüm. Neden şimdi daha gerçekçi geliyordu? Gerçek olduğu içindi belki de.
Uyanmak istediğim rüyalarım beni bırakmıyordu ve ihanete uğramış zavallı kalbim hala ağlıyordu. İçimde hissettiğim bir his gözlerimi yavaş yavaş aralayıp gerçek dünyaya dönmeme sebep olmuştu. Kendimi bir yatakta uzanırken buldum. Oda hafif karanlıktı ve yanımdaki komidinin üstündeki ışıktan başka odayı aydınlatan bir şey yoktu.
İçimdeki korku beni ele geçirmeye başlamıştı. Chanyeol sürekli aklımdaydı ve bu sinirimi bozmaya başlamıştı. Ayrıca buradan nasıl çıkacağım hakkında küçücük bir fikre dahi sahip olmamam durumumu daha da kötü kılıyordu.
Eve gitmediğim için ve bana ulaşamadıkları için muhtemelen diğerleri çok endişelenecekti. Ama onların bile beni bulabileceğinden emin değildim. Ayrıca onları bu tehlikeli durumun içine de sokamazdım. Daha benim durumum belli değilken kim bilir onların başına neler gelirdi. En iyi arkadaşlarımı riske atamazdım.
Boş odada yatakta doğruldum ve etrafımı daha iyi görmek afına odayı süzdüm. İçeride pek bir şey yoktu ve muhtemelen kapısı da kilitliydi. Işığımı çıkarmaya çalıştım ama işe yaramıyordu. Neden işe yaramadığını bir türlü anlamıyordum. Eğer dediği doğruysa Chanyeol'un ihanetini aşana kadar, kalbim rahatlayana kadar gücümü kullanamazdım.
Ama bu durumda neden böyle bir gücüm vardı ki o zaman? Daha kendimi bile savunamazken neden melektim ki?
Aklımdaki milyonlarca soru ile dizlerimi kendime çektim ve beklemeye başladım. Ne suçum olduğunu bilmeden bekledim. Bunca zaman kimseye zarar vermedim. Hep kendi içimde yaşadım ama şimdiyse bunları yaşayan yine bendim. Gözyaşlarım tekrardan beni terk ederken bundan bir an önce kurtulmayı istedim.
Bekleyişimin ardından birlikte sesi duymam ile odanın kapısı açılmıştı. Chanyeol'un Yixing dediği çocuk karşımda duruyordu. Yavaşça içeri girdi ve kapıyı tekrar kapattı. Ardındanda yatağımın yanına gelip bana baktı. Suratında hala pis bir gülümse vardı ve benim suratına bir tane geçiresim geliyordu.
"Sonunda uyanmışsın. Nerede olduğunu bilmek ister misin?"
Ellerimi yumruk yapıp sadece suratına bakmakla yetinmiştim. "Bir meleğin asla olmaması gereken bir yerdesin küçük melek. Şeytanların inindesin. Ve emin ol buradan sağ çıkmayacaksın. Buna hayatım üstüne garanti veriyorum." dediğinde tekrar sırıttı ve bana tiksinç gözlerle baktı.
Arkasını dönüp çıkacağı esnada söze girdim. "Göreceğiz bunu iğrenç şeytan. Buradan kaçmayı başaracağıma emin olabilirsin." dediğimde bir kahkaha attı.
"Birkaç saate işkencen başlayacak Baekhyun. Bakalım o zaman da böyle konuşabilecek misin?" dedi ve bana döndü.
"Ne işkencesinden söz ediyorsun sen!?" diye bağırdığımdaysa dışarı çıktı ve kapıyı kapatmadan cevap verdi.
"Sen tehlikelisin Baekhyun. Bir şeytan için özellikle daha fazla tehlikelisin. Chanyeol'un yanında durman onun ölümüne yol açar Baekhyun. Sadece o da değil herhangi bir şeytanın. İğrenç bir ışığın var ve biz bu ışığa sahip olmak zorundayız. Sen Melek'sin Baekhyun. Gerçek bir tane." dedi kapıyı hızlıca kapatıp anahtarla kapıyı kilitledi.
Ne dediği konusunda en ufak bir fikrim yoktu. 'Sen Melek'sin Baekhyun' Bu da ne demekti? Bir ihtimal bende gerçek melek ışığının bulunmasından söz ediyordu ama bunu bunca zaman hiç çıkarmamıştım. Çünkü bildiğim kadarıyla gerçek bir melek ışığına sahipsen çıkardığın anda derin bir acı hissedermişsin. Ama ben bunu hiç yaşamamıştım.
21 yaşıma girmemle belki bu güç bende uyanabilirdi ama bunu benim bebekliğimden nasıl görmüşlerdi? Şeytanların hislerinin o kadar güçlü olduğunu sanmıyordum. Ama tek açıklaması da bu gibi görünüyordu.
Eğer bu doğruysa o acıya katlanıp ışığımı uyandırmam gerekiyordu. Buradan kurtulmak istiyorsam bu şarttı. Ama dediğine göre sadece birkaç saatim vardı ve bunu nasıl yapacağım konusunda bir fikrim dahi yoktu.
Ama sonra aklıma bir anda bir şey takıldı. O gün terasta ışığım yüzünden Chanyeol fenalaşmıştı. İçimde olan güç yüzünden bu olmuş olabilirdi ve eğer ışığım gerçekten ona zarar veriyorsa ondan uzak durmalıydım. Ona zarar veremezdim. Belki de benden korktuğu için öyle davranmıştı.Salak kalbim hala bunları düşünürken gerçeğe inanmak istemiyordum. Bana bıraktığı etki buydu Chanyeol'un. Sevgi. Gerçek sevgi. Ne yapacağımı bilemeden hem ondan korkuyordum, hem de onu seviyordum.
Düşüncelere dalmış hala yatakta otururken bir ürperti hissettim. Odanın içinde bir daha vardı. Bundan emindim. Karanlıkta gizlenen bu yüzün az çok kim olduğunu tahmin ediyordum. Belki de o an tahminim yanlış çıkmasını ne kadar isterdim size anlatamazdım.
Bütün gücümü topladım ve ağzımdan o tek kelimeyi bıraktım. "Chanyeol." Yatağın karşısındaki karanlıktan ışığa çıktı. Yüzü yere dönük bir şekilde yatağın yanına geldi. En sonunda kafasını kaldırdığında yüzünde anlam veremediğim bir ifade vardı. Sanki mahvolmuş gibiydi. Belki de pişman veya üzgün? Anlayamıyordum.
"Baekhyun." İsmimi duyduğumda titredim. Şu an ondan korkuyordum ve bana ne yapacağını bilemiyordum. Bir anda eğildi ve bana sarıldı. Ne olduğunu anlayamadan öylece kalakalmıştım. Korkuyordum ve korkum titrememe dönüşmüştü. Ona güvenmem gittikçe zorlaşırken korkum artıyordu sadece.
Titrediğimi fark ettiğinde beni bıraktı ve geri çekildi. Parçalanamaya devam ediyordu. Bana zarar verdiğini fark ettiğindeki korku ifadesi zihnime kazınıyordu. "Be..ben özür dilerim. Yanına bir daha yaklaşmayacağım." dediğinde içimde bir şeyler koptu. Kalbim sıkıştı.
Gözlerimdeki yaşlar tekrar beni terk ettiğinde sorabildiğim tek şey "Beni bir kez bile sevmedin mi?" olmuştu.
Gözleri dolmuş sanki duvarın içine girip tamamen yok olmaya çalışırmışçasına benden uzaklaşmaya çalışıyordu. Sinirlendiğimde ona karşı olan korkum da azalmıştı. Lanet kalbim onu sevmekten başka bir şey yapamazken ağzından çıkacak her şeye güvenmeye hazırdı.
Hızla ayağa kalktım ve yakasına yapıştım."Söyle!" diye bağırdığımda sadece gözlerimin içine bakıyordu.
Bir anda gözlerimi kapadı. Açtığındaysa kendimizi dışarıda çimenlerin arasında bulduk. Hava kararmıştı ve bana bakıyordu. Bana söylediği tek şey "Üzgünüm Baekhyun!" olmuştu.
。・°°・(>_<)・°°・。
Of Lotus'un bitimi içime bir oturdu size anlatamam. Benim için çok özel bir yeri vardı. Şimdi yavaş yavaş Heaven'ın da sonuna geliyoruz. Daha bölüm var ama ne bileyim tuhaf bir hismiş bu.
Okuduğunuz için teşekkür ederim. Sizce konu nasıl gidiyor. Benimle paylaşırsanız çok mutlu olurum. ☺️

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Heaven ☆ Chanbaek
Fanfiction[Tamamlandı] "Ve sonra Şeytan, kendini bildiği bileli tanıdığı tek arkadaşına (düşmanına), Melek'e aşık oldu."