Sonuç olarak uzun süren çalışmaların ardından ve sürekli Chanyeol'un evinde geçirdiğim anlardan sonra etkinlik tarihi gelmişti. Onun önünde şarkı söylemeye bu süreç içerisinde alışmıştım ama hala o kadar kalabalığın önünde şarkı söylemek beni çok korkutuyordu.
Ama içimden bir ses bunu yapabilirsin diyordu bana. O sahnede yalnız olmayacaktım ve bunu başaracaktım. Bunu biliyordum.
Konserimizi akşam sekizde başlayacaktı. Ondan önce okula gelip konser yerini gözden geçirmiş, eksik bir şey olup olmadığına bakmıştık. Daha sonra ise diğer sınıfların hazırlamış olduğu etkinliklere katılmaya karar verdik.
Chanyeol etkinlikleri sevmediğini söyleyip bizden ayrılmıştı. Bu aslında biraz üzmüştü beni. Aklımdan onunla eğlenceli şeyler yapmak geçiyordu ama pek eğlenmeyi seven gibi biri durmuyordu.
O nedenle kafamı ona takmayarak arkadaşlarım ile okulu gezmeye başladık. Bir sürü sınıfa gittik. Kimisi kafe açmıştı, kimisi ise tiyatro ve benzeri etkinlikler düzenliyordu. Gün içerisinde gerçekten çok lezzetli şeyler yemiş ve içmiştim.
Gayet güzel gidiyordu ve akşam saatleri yavaş yavaş yaklaşıyordu. Tabi benim heyecanım da giderek artıyordu. Sonuç olarak konsere yarım saat kala kendi başıma biraz dinlenmek istemiştim o nedenle bizimkilerden ayrılıp yukarı çatı kayına çıktım.
Hava çok fazla soğuk değildi ve erkenden kararmıştı. Gökyüzünde yavaş yavaş kendilerini göstermeye başlayan yıldızlara bakarken sırtımı duvara yaslamış heyecanımın gitmesini bekliyordum.
Ben orada otururken terasın kapısı açıldı. Başta kimin geldiğinden emin olamasam da yanıma yaklaşınca onun Chanyeol olduğunu gördüm. Bana baktıktan sonra yanıma oturmuş sırtını dayayıp yıldızlara kafasını çevirmişti.
Yan yana oturmuş hiç ses çıkarmadan sadece yıldızlara bakıyorduk. Belki de zaten o an yıldızlar bizim için konuşuyordu.
Arada titreyen elimi saklarcasına ona baktım. Gözleri yıldızların altında parlıyordu. Kıvırcık saçları ise hafif rüzgarda savruluyordu. Sanki bir ışık yayıyordu. Gözlerimin önünde parlıyordu.
Belki de yıldızlardan dolayı gözlerim kamaşıyordu ama emin olamıyordum.Chanyeol çok güzeldi.
Gözlerimin önünde hiçbir şey yapmadan duran bu şeytan çok güzeldi. Ne bir karanlık, ne bir sinsilik yada aklınıza gelebilecek hiçbir kötü şeyi göremiyordum onda.
Ona baktığımı anladığı anda kafasını çevirmişti. Gözlerini gözlerime kenetlediğinde ilk defa o derin gözlerinde muhteşem şekilde parlayan bir ışık görmüştüm. Puslu gözler yok olmuştu.
Gözlerini kaçırıp elime kenetledi. Uzanıp elimi elinin arasında aldı ve "Korkma" dedi.
O an sanki bütün heyecanım ve korkum yok olmuştu. İçime bir ferahlık gelmişti. Gözlerine bakarken "Sen de korkuyorsun." dedim.
Tekrar gözlerini kaçırıp yıldızlara baktığında "Ben de daha önce böyle bir şey yapmamıştım." dedi.
İkimizin heyecanı da belki de o an gökyüzündeki yıldızlara karışıp gitmişti. Onun da benim gibi hissettiğini öğrenmek bana cesaret vermişti.
Alarmımın çalması ile saatin geldiğini anladığımızda ikimiz de ayaklandık konser alanına vardığımızda Chen yanıma gelip kafama vurmuştu.
"Nerde kaldınız? Neredeyse yetişemeyecektiniz!" diye bağırmıştı. Affetmesini sağlayana kadar zaten sahneye çıkmıştık.
Heyecandan bir an kalbime ineceğini sanmıştım. Başta gerçekten tereddüt etmiştim ama o an Chanyeol'un bana bakışını ve dudaklarından kısık bir şekilde dökülen "Başarabilirsin!" sözünü duyduktan sonra içime bir güç doğmuştu.
Mikrofonu elime aldığım an sanki Chanyeol'un evindeki çalışmalar gibi rahat hissetmiştim.
İlk önce biz Chanyeol ile Beautiful Liar'ı söylemeye başladık.İkimizin sesi gerçekten de çok uyuyordu ve seyirciler bayağı sevmiş gibi duruyordu. Söylerken arada ona baktığımda hep gözlerimiz buluşuyordu. Bu şarkıda pek bir sıkıntı yoktu. İyi bir final verdikten sonra hep birlikte bu sefer mikrofonları ele aldık.
Grup şarkımız olan Confession Song'a seyirciler de katılmaya başlamıştı ve gerçekten eğlenceli bir şekilde şarkıyı söylemiştik.
İçimde hiçbir korku kalmamıştı ve gerçekten de çok eğleniyordum. Şarkıyı bitirdikten sonra finalden önce bir su molası verdik ve ondan sonra ise benimkileri beni sahneni ortasına atıp konuşma yapmam için cesaretlendirdiler.
"Me..merhabalar. Bizi dinleyeme geldiğiniz için çok teşekkür ederiz. Umarım eğleniyorsunuzdur. Şimdi son şarkımız olan Love Song'u Chanyeol ile birlikte söyleyeceğim. Biliyorum bir melek ve bir şeytanın birlikte şarkı söylemesi çoğu insana tuhaf geldi ama burada aslında farklı olsak da birlikte bir şeyler başarabileceğimizi göstermek istedim. Hepimizin bildiği o hikaye gibi farklı olsak da neden bir arada olamayalım? Sadece ön yargılarımızı kırsak yeter. Ben de burada bunu kanıtlamak istedim. Teşekkür ederim bu fırsat için. Umarım seversiniz. İyi eğlenceler herkese."
İşte şimdi heyecandan ölüyordum. Gerçekten bunları söylemiş miydim? İnsanlar şaşkın bir şekilde bana bakıyordu ve bu durumun hoşlarına gitmediğini düşünmeye bile başlamıştı. Ama sonra alkışlayıp ıslıklarla eşlik ettiklerinde tuttuğum nefesimi verip Chanyeol'un yanına gitmiştim.
O ise diğerlerinden daha farklı bir şaşkınlıkta bana bakıyordu. Sanki söylediklerimi gerçekten söylediğime kulakları ve kalbi inanmıyordu. Sanki benim gibi birinin olacağına inanmayan bir bakıştı bu.
Ardınsa kendine geldi ve gitarını alıp yerine oturdu. Ben de onun yanına gidip yerimi aldığımda düetimiz bana olan kısacık bir bakışı ile başlamıştı.
Şarkı söylemeye başladığım an insanların yüzüne baktım. Hepsi bana büyülenmiş gibi bakıyordu. Şeytanlar da dahil olmak üzereydi buna. Chanyeol ise sürekli bana küçük bakışlar atıyordu ve parmakları benim sesimle daha çok gitardan muhteşem sesler çıkarıyordu. Ben onun çalışına o benim söyleyişime aşık olmuştu.
Öyle olacak ki şarkıda bana eşlik etmesi gereken yerlede bile dili tutulmuş bir şekilde bana bakarken gitarını çalıyordu. Bu beni güldürse de gülmemek ve şarkıyı bozmamak için çabalıyordum.
Sonuç olarak güzel bir finalin ardından konserimiz bitmişti ve insanlar bizi coşkuyla alkışlamışlardı. O an belki de insanların kalbinde bir farklılık yarattım diye düşünmüştüm. Bir ilki gerçekleştirmiştim ve onlara yeni bir yol açmıştım. Belki de insanlar benim gibi güvenmeyi başarabilirdi.
Sonuç olarak sahneden indiğimde heyecanıma yenik düşüp ani tuvalete gitme ihtiyacı hissetmiştim. Diğerleri konuşup gülerken tuvalete gittim. İşimi halledip çıktım ama çıktığım koridorun tamamen karanlık olduğunu gördüm.
Karanlığın içinden bir ses bana sesleniyordu. "Bu son uyarım. Ona güvenmeyi bırakmazsan canın yanacak!"
Açıkça Chanyeol'dan uzak durmamı söylüyordu ama bense hala bunu neden yapmam gerektiğini anlamıyordum. Ayrıca buna pek niyetim de yoktu.
(>人<;)
Kyaaaaahhh. Yazımdan feels geçiriyorum yardım edin. Neyse kısa ama tatlış ir bölüm olduğunu düşünüyorum. İnşallah beğenmişsinizdir.
Okuduğunuz için teşekkür ederim. Diğer hikayelerine bakmayı unutmayın (*^ω^*)

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Heaven ☆ Chanbaek
Fanfiction[Tamamlandı] "Ve sonra Şeytan, kendini bildiği bileli tanıdığı tek arkadaşına (düşmanına), Melek'e aşık oldu."