Yeni bir hayran kurgu daha! ^^ Hemen okumaya geçelim.
Bundan tam 20 yıl önce, Hoshiokka, en bilinen ismiyle Yıldızlar Altındaki Krallıkta başladı bütün hikaye...
Bu ulus, Ujin Denizinin doğu kıyısında yer alan zengin ve bereketli, bazı yerleri ise engebeli veya dağlık olan Kawagishi isimli bir bölgede yer alıyordu, Nehir Diyarı. Kral Hiashi, ülkeye gayet iyi bir şekilde hakimdi, huzurlu ve refah günlerdi.
Hoshiokka'nın Son Kralı.
Son dönemlerinde krallık, başka bir komşu ulus olan Akuonto ile savaş halindeydi. Akuonto kralı IV Sarus, daha çok bilinen ismiyle Zalim Sarus, gözlerini Hoshiokka topraklarına çevirmişti, ülkesini büyütüp güçlendirmek istiyordu.
Birkaç ay boyunca yaşanan savaşlardan sonra Sarus, Hoshiokka kuvvetlerini bozguna uğratıp geçtiği yerlerde terör estirdi, arkasında nefes alan tek bir canlı bile bırakmadı. Sarus'un yaklaştığını haber alan herkes, ülkeyi terk edip canlarını kurtarıyordu, ailelerini bu savaşa kurban vermek istemiyorlardı.
Umut, bu toprakları terk etti.
Nihayetin Sarus, başkenti ele geçirdi, ancak halkın yarısından çoğu şehri terk etmişti. Kalanları ise kalıp savaşmayı tercih etti, sonuçta yok oldular. Hayatta bırakılanlar zincire vuruldu.
"Efendim!" Birkaç asker, bir kişiyi kollarından tutup sürükledi ve Sarus'un çadırının önüne gelip adamı yere, dizlerinin üstüne attılar. "Kral Hiashi Hyuga'yı yakaladık! Ayrıca kraliçe de burada." Bol giyinen koyu lacivert saçlı bir kadını da yanına attılar.
"Hm..." Sarus geriye yaslanıp kır düşen sakalını sıvazladı. "Zindanlara atın. Kalan ömürlerini kan ağlayarak geçirsinler."
"Bu yaptıkların yanına kalmayacak!" Hiashi gürledi.
"Oh..." Sarus bilmiyormuş gibi bir yüzle ellerini iki yana kaldırdı. "Kalacak ya da kalmayacak. Ama sen, bunu görecek kadar yaşamayacaksın." Muhafızlara işaret verdi. "Bunu idama hazırlayın." Askerler selamlayıp Hiashi'yi götürdü. "Bunu da bir çadıra götürün. İyi bir bakım yapın, naçizane bir hizmetkar olacak." Pis pis gülümsedi. "Ah..." Karnına baktı. Hamileydi. Askerlere götürülmesi için işaret verince kraliçeyi de götürdüler.
Doğacak bebekle ilgili güzel planları vardı.
***
Kraliçe, yani Hinabi, iki hizmetli onu zorla oturtup makyaj yaparken aniden bir törpüyü alıp yanındakinin ağzını kapatarak boğazını kesti, öbürü ne oluyor diye bakınca onun da sonu aynı oldu.
Çadırın önünde askerler olduğu için, arka tarafa geçti. Çadırda küçük bir delik açıp gözlemledi, kimse yoktu.
"Buradan gidiyoruz!" Deliği büyütüp içinden geçti ve koşmaya başladı. Doğuya doğru koşuyordu, kampı geride bıraktı. Ama önünde uçsuz bucaksız bir çöl uzanıyordu.
Başka şansı da yoktu. Çölün içine doğru gitmeye devam etti kalan gücüyle...
"Efendim!" Askerler Sarus'un önüne geldi. "Kraliçe kaçmış!"
"Ne tarafa gitti?" Geriye yaslandı, Kahverengi gözleri uzun ve dalgalı saçlarının altında gürlüyordu.
"Doğuya. Hemen takibe düşüyoruz!"
"Gerek yok." Alayla gülümsedi. "Hamile bir kadın... Kızgın kumların üstünde, nereye kadar gidebilir." Yanındaki masadan bir altın kadeh alıp şarap içti. "Geberir gider, Hyuga kurusu."
Ve ondan sonra bir daha kraliçeden haber alınamadı. Kumlarda susuzluk ve açlıktan dolayı düşüp fenalaştığına ve öldüğüne kanaat getirildi. Hayatta kalıp diğer uluslara dağılan halk ise, zulüm altında bir şekilde yaşamaya çalıştılar.
Kral infaz edildi, kraliçe ise ölü ilan edildi. Geriye Hoshiokka soylusu kalmamıştı.
***
Doğruydu, kraliçe de ölmüştü. Ancak...
Kaçtıktan iki gün sonraki günün öğleden sonrasında kraliçe, doğumu gerçekleştirdi. Kumlarda bitkin şekilde yatarken bebeği kucağında tuttu, ağlayan kız çocuğuna zorlukla gülümsedi.
"Hey!" İki kişi mucize eseri yanına geldi. Bu ikisi, şehir saldırıya uğramadan hemen önce kaçanlar arasındaydı. "Kraliçem!" Bir adam görüşüne girdi, kahverengi gözlüydü, kısa siyah dik saçı vardı ve çene hattında ilerleyen sakalı vardı. Arkasında ise siyah, dağınık uzun saçlı soluk bir bayan vardı.
"..." Kraliçe son bir gayretle bebeği Asuma'ya verdi. "Hinata..." Son nefesini verirken gözlerini kapattı. Adam ise çaresizlikle kalktı ve kucağında ağlayan bebekle yanındaki kadına baktı. Kadının kızıl gözlü soluk yüzü ağlayacak gibiydi, elini yumruk yapıp ağzına götürdü ve sessizce gözyaşları döktü.
"Ş-Şimdi n-ne yapacağız Asuma?" O da çok çaresizdi, yüzünden okunuyordu. Asuma, sırtındaki çantadan bir havlu çıkarıp bebeği sardı ve burnunu çekip ufka baktı, doğuya.
"Bilemiyorum." Ağlayan bebeğe baktı. "Zavallı..." Sıkkın bir nefes verip tekrar aynı yöne baktı. "Bu çölün ötesinde, doğuda Konoha'ya gideceğiz. Yükselişte olan bir ulus. Oraya gideceğiz." Bebeği kadına verdi. "Orada daha iyi durumda oluruz."
"Y-Ya bu." Kadın, ellerinde salladığı bebeğe baktı. "Onu d-doyurmamız lazım." Burnunu çekti.
"Elimizde olanlardan tüketebileceği şeyler ver. O artık bizim çocuğumuz. Hinata Sarutobi olacak." Bebeğe baktı. "Gerçek soyadını kimse bilmemeli."
"Tamam." Çocuğu birkaç şeyle besledikten sonra yola koyuldular. Bilinmeyen bir hayata doğru gidiyorlardı, geri dönüş yoktu. Bir şeyden habersizlerdi.
Bu kız, günün birinde çok önemli birisi olacaktı.
Bu bölüm başlangıç olsun. :3

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Kralla Bir Gece [NaruHina]
FanfictionZalim bir kral, batıya doğru bir sefere hazırlanıyor. Ve bunun için her şeyi feda edebilecek kadar soğukkanlı. Hatta sefer masraflarını karşılamak için, ülkesinde etrafa dağılmış olan bir halkı, paralarını almak için katledecek kadar acımasız. Sürgü...