Çocukların arkasından içeriye girdim. Çünkü dışarıdaki kızlar beni öldürecek gibi bakıyorlardı. İçeriye girdiğimde çığlıkları hala duyuyordum. Burası gerçekten çok kalabalıktı. Herkesin bir işi vardı ve kimse yerinde durmuyordu. Bir an etrafıma bakındım. Çocuklar yoktu. Ve babam da. Kapıyı açma gereği duymadan kulise daldım. Ovv hayır! Harry karşımda yarı çıplak duruyordu. İçeri girip çıkmam bir olmuştu. Kapının önünde nefes alış-verişimi düzeltmek için uğraşırken babamın yanımda olduğunu fark ettim.
“Kristen bir sorun mu var?”
“İçeride yarı çıplak duran bir Harry var bu sorun olur mu?”
“Sen burada bekle ben bir bakayım.”
Babam kapıyı yarım açıp kafasını içeriye uzattı.
“Çocuklar müsait misiniz?”
Ne dediklerini duyamıyordum. Babam bana döndü ve “Geçebilirsin Kristen.” dedi. Utanarak içeri girdim. Babam dışarıda kaldı. Hepsi giyinmişti. Ve gerçekten yakışıklılardı. Kendimi bir an çok şanslı hissettim. Sahneye çıkan kapıya ilerlediler. Kalbim daha hızlı çarpıyordu. Ne oluyordu bana? Sahneye adım attıklarında yükselen çığlıkları duymamak mümkün değildi. İki şarkı söylemişlerdi ve şimdi sıra Little Things’deydi. Kendime karşı koyamadım ve kapının kenarında onları izledim. Sıra Harry’deydi. Yan tarafa baktı ve göz göze geldik.
“You’re perfect to me…”
Bunu gözlerime bakarak söylemişti. Ah… Yanaklarıma dolan kanı hissetmiştim. Hemen geri döndüm ve konserin bitmesini bekledim.
Aldığım bilgiye göre konser bittikten sonra bir parti olacakmış. Aman ne parti! Yarın okulumda ilk günüm olacak ve ben parti peşinde mi koşacağım? Hayır, hayır. Tabi ki de… hayır.
“Baba.” Babam bana dönerken tek kaşını kaldırdı.
“Şey.. Ben eve gitmeliyim. Biliyorsun, yarın ilk günüm okulda ve… geç kalmak istemem,” dedim hızlıca.
Başıyla onaylayıp gülümsedi. “Tek başına gidebileceğinden emin değilim. Sonuçta daha 17 yaşındasın.”
Sesli bir nefes verip ona döndüm. “Sahiden mi baba? Ben de 30 yaşındayım demiştim.”
“Pekala pekala. Bana kızma. Ama bilirsin, babalar kızları için endişelenir.”
Başımı sallayıp ayağa kalktım. Etrafa baktığımda hayranlar çoktan gitmişti. Biz de babamla onların giyinmesini bekliyorduk. Eğer lanet okulum olmasaydı ben de partiye gidebilirdim. Nihayet parti kıyafetlerini giyip gelmişlerdi. Demek istediğim… konser kıyafetlerinden kurtulmuşlardı.
“Ben partiye gelemiyorum…”
“Neden?” Harry’nin sorduğu soru üzerine dudağımı ısırıp hepsine teker teker baktım.
“Aslında yarın okulum var. Ve… gelmeyi düşünmüyordum.”
“Sen bilirsin.” Diyerek omuz silkti Zayn. Ah kimin umurundaydım ki? Harry ise durumu kabullenerek başını salladı. Diğer çocuklar da tepki vermedi. Ne diye buraya gelmiştim ki? Şimdi rezil oluyordum. Muhtemelen, içki içemediğim için partiye gitmediğimi sanıyorlardı. Yarın okulum olduğunu bilselerdi... Söylemiştim zaten. Kafa kalmadı bende de. Sussana Kristen. Ah şapşal kafam, kes artık!
“Kristen?”
