∥B.19

9.3K 277 83
                                        

Yola çıktıklarında Dilhun yaşadıklarını düşündükçe kalbinin sıkıştığını hissediyordu. Babasının geçerli bir sebebi olamayacağı kadar vahim bir durumdu. Hangi neden onu haklı çıkarabilirdi ki? Dilhun istemsizce bir bacağını stresle sallamaya başlamıştı. Dizi yükselip, alçaldıkça Alparslan'ın dikkati Dilhun'a kaymıştı. Aklından geçenleri okumayı dilemeyi istemişti. İçinde nelerle boğuştuğunu bilmek ona yardım edebilmek istemişti. "İyi misin?"

"Ne kadar olabilirsem. Beni ofisime götürebilir misin?" Alparslan'ın kaşları merakla havaya kalktı. "Bir şey mi alacaksın?" Meraklı tutumuna engel olamamıştı. Saatine baktığında gece yarısına yaklaştığını görmüştü. "Bir haber yayınlayacağım."

"Buna emin misin Dilhun? Çok fevri hareket ettiğini düşünüyorum." Dilhun, omuz silkti. Bu yola çıkış amacı sadece insanlara yardım etmekti. Birini kayırmayacaktı. Bu kişi babası bile olsa yapamazdı. Yüreğindeki ağırlığı yok saymayı deniyordu. Bunun için ne kadar çaba sarf etmesi gerektiğini biliyordu ve hayat her geçen gün önüne bir set daha çekiyordu. Çabalamak... Bu sıralar onun en çok yaptığı şey olmuştu. Güçlü kalmak için çabalıyordu. Ağlamamak için çabalıyordu. Önüne bakmaya ihtiyacı vardı. Bütün bu düşüncelerle boğulduğunu hissediyordu. "Eminim. Eğer bir yanlış varsa düzeltmeyi bilirim ama insanlar bir şekilde bunları okuyor ve biliyor. Belki birkaç kişinin hayatına dokunabiliriz."

"Her geçen gün beni daha fazla şaşırtıyorsun." Dilhun cevap vermek istememişti. Ne övgü istiyordu ne de eleştiri sadece aklındakileri insanlarla paylaşmak istiyordu. Alparslan arabasını Dilhun'un ofisine doğru yönlendirdi. Geçtikleri sokakları daha iyi görebilmek için camını araladı Dilhun. Çok ince bir çizgide yaşıyorlardı. Bu ülkede ya vardın ya yok. Hayata tutunabilmek için şans vermemişlerdi. Burada doğduğun ev kaderindi.

Ofisin kapısına geldiklerinde Alparslan'ın adımları Dilhun'u takip ediyordu. Dilhun kapıyı açarken Alparslan etrafı kontrol etmeye devam etti. İçeri girdiklerinde Dilhun bekelemeden odasına geçmişti. Masasının başına geçip bilgisayarını açtığında eli titremişti. "Dilhun."
Alparslan bunu gördüğünde ona nazik bir ses tonuyla seslendi. Dilhun'un gözleri doluydu. Alparslan'ın ses tonu onun içinin titremesine neden olmuştu. Gözünden akan birkaç damla yaşa engel olamamıştı. "Bunu yapmalıyım."

"Bunu yapmamalısın." Alparslan yanına yaklaşıp açtığı bilgisayarını kapattı. Ellerini tutup ayağa kalkmasını sağladı. "Bazen her doğru bildiğimizi yapmamız gerekir. O senin baban Dilhun. Kimse sana babana karşı böyle bir tutum sergile diyemez. Bunu senden beklemek haksızlık olur."

"Bildiğim doğruları yapmazsam nasıl bildiklerimi savunabilirim ki?" Alparslan onu koltuklara doğru çekti. Oturacakları sırada Dilhun kendisinin bile beklemediği bir şeyi yapıp Alparslan'ın beline kollarını doladı. Hiç güveneceğini düşünmediği adamın göğsüne alnını dayadı. Tutamadığı hıçkırıklarını bıraktığında Alparslan birkaç saniye ne yapacağını bilememişti. Kollarıyla Dilhun'u sardığında Dilhun'un ağlaması şiddetlenmişti. "Bildiklerini savunmaktan vazgeçmeyeceksin. Sadece emin olduğunda savunmalısın. Babanı henüz dinlemedik ve zaten zor geçen zamanların seni daha fazla yaralamasına izin verme."

"Çok yorgunum." Tek dediği bu olabilmişti. Alparslan elini saçlarının arasından gezdirdi. Dilhun bu kadar zor durumdayken kalp atışının hızlanmasına anlam veremiyordu. Onun için bu kadar buruk hissetmekte garipsediği duyguları arasındaydı. "Geçecek. Ne zaman bilmiyorum ama bunun yakın zamanda olması için çabalıyorum."

"Teşekkür ederim." Dilhun başını Alparslan'ın göğsünden ayırdığında kızarmış gözlerini Alparslan'ın kehribarlarıyla buluşturmuştu. Dağılmış durumda olduğunun farkındaydı ve bunu önemsemiyordu. Az önce yaşadıkları anın etkisi altındaydı. Endişesinin yerini karmaşa almıştı. "Ne için?"

Yayımlanan bölümlerin sonuna geldiniz.

⏰ Son güncelleme: Jan 27 ⏰

Yeni bölümlerden haberdar olmak için bu hikayeyi Kütüphanenize ekleyin!

BERCESTEHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin