XIV : Dönülmeyen Bir Yer

68 11 6
                                    


"Gelin Türküsü II
BİRİNCİ SES
Kızlığım
ah kızlığım!
Nereye gideceksin
seni yitirdiğimde?
İKİNCİ SES
Bir daha
dönülmeyen
bir yere gideceğim
Tatlı Gelin!
Bir daha sana hiç
dönmeyeceğim!" –Sappho (çv. Cevat Çapan)

2017, Eylül

"Aylardan nisan, yıl ise 1981. Günü bilmiyorum ama vakit geceydi," Stephanie Hwang sıcak çayından bir yudum içti. Karşısında oturan iki genç kadına bakıyor ve geçmişin buğulu camlar ardından el salladığını görüyordu. "Bizim hikâyemiz tam tamına on yıl sürdü. 81'in nisanında başladı 91'in nisanında da bitti."

Kendini tutamadı elleri yaşlı, gözleri hâlâ gencecik kadın. Yaşlar aktı da aktı gözlerinden, bu yüzden genç kaldı gözleri. Kuru dudakları titrerken ellerinde fotoğraflar tutuyordu. Yanında bir küllük, sigara dumanı yapışıyordu saçlarına.

"Onu Jiri'de, bulduğunuz kulübenin orada bulmuştum. Öylesine mutlu olmuştum ki... Evden kaçmıştım. Birkaç günlüğüne kalır sonra başımın çaresine bakarım dedim ona. Çok yorulmuştum, susuzdum ve karnım açtı. Teşekkür ettim, önemli değil dedi. Yemek yapayım, temizlik yapayım dedim, ben yaparım dedi. Ben de cebimdeki parayı verdim, hayır diyemedi. Bizim için alacağı çok şey vardı... Hiç unutamam o günü." Gözlerindeki yaşları sildi ve sigarasından bir nefes aldı. Gözleri fotoğrafta, gençliğine bakıyordu. Beyaz ve yırtık elbisesine dokunuyordu. Taeyeon'un gülümsemesini izliyordu parmak uçlarında. "Adım Miyoung, Hwang ailesinin tek kızıyım. Zengin ailem beni zorla evlendirmeye çalışıyor. Ben de kaçtım. O da oyun bildi, kendisi de böyle tanıtmak istedi. Adım Taeyeon, Kim ailesinden geriye kalan tek şeyim. Gücüne güç katmak isteyen devlet beni öldürmek istiyor. Bu yüzden kaçtım. Hapisten mi kaçtı diye düşünüp korktum, neden diye sordum ona. Farklı olduğunu, devlet de farklıları yönetemeyeceği için öldürmeye gider dedi. Hiç sormadım neden farklı olduğunu... Yaşın kaç dedim. Yaşıt olduğumuzu öğrendik. Bir şeyimiz yok, parayla bir şeyler alırım. Dere var yıkanın, ben de size yedek kıyafetlerimi ayarlarım dedi. Taeyeon-shi! Evet, hanımefendi? Bu ânı kaydetmek istiyorum, dedim. İlk kez orada fotoğrafımızı çektim. Bu fotoğraf." Uzattı elindeki fotoğrafı Yoona ve Yuri'nin önüne.

"Nasıl hiç yorulmadan bu kadar şeyi yapabiliyorsun, Taeyeon? Aynen böyle sordum bir gün. Artık alışmıştık birbirimize. Benim birkaç gün sözüm unutulmuştu bile. Ama her şeyi Taeyeon yapardı. Bir hizmetçi gibiydi. Derede bulaşık yıkıyordu, ben de çimlerde oturmuş onu izliyordum. Elimde de fotoğraf makinası vardı. Hoşuna gittiğini söyledi. Neden ki, diye sordum. Çünkü senin için yapıyor olmak eğlenceli, dedi. Ben de ilk defa o anda kameraya bakıp da gülümsediği bir fotoğraf çekebildim. Sonra bir gün oturduk birbirimize anlattık her şeyi. Daha doğrusu ben her şeyi anlattım, o sadece üzerinden geçti." Önlerine birkaç fotoğraf uzatıp gülümsedi. Yuri'nin, biricik kızının elini tuttu. "Ben hep en iyilerle büyüdüm Yuri'm. Ama hiçbirini ben seçmedim. Tek istediğim kendime ait bir hayattı. İnsan zorla sevebilir mi diye sordum ona. Çok mutluyum yanında dedim. İyi ki buraya geldin dedi bana, sensizliği düşünemiyorum dedi. Ah... Nasıl seviyordu beni, nasıl. Hiç sevilmedim ben öyle. Aptaldım ben o zamanlar, dedim ki. Taeyeon, erkek olsaydın bana âşık olduğunu sanırdım. Ne kadar çok kırmış olmalıyım onu... Hiç anlatmadı bana. Sonraları bile. Ama hep acısını çektim o cümlenin. Ona dedim ki sen de anlat. Ben farklıyım dedi. Sustu sonra. Merak etme dedim, ben varım artık.

O tüm zorlukları bilirdi. Ben ise yabancıydım hepsine. Bir gün, onsuz korktuğumu anladım. Ben zaten hep korkaktım. Alışığım dedi gitmeye, zorluklara. Ben değilim dedim. O gitti, bizim için bir şeyler almaya. Bense o dönene kadar ağladım. Hep gitti. Sonraları geldiğinde yorulduğunu fark ettim. Ellerinden eşyaları aldım. Yoruldu diye okşadım. Sarıldım. Öptüm yaralarını... Ama kulübeden bir kere bile ayrılmadım. Yedi yıl boyunca hiç... Bir gün düşündüm ki bir kanıt bırakalım buraya. Korktu hemen. Dedim ki, eğer bir gün buradan gidersek arkamızda bir şeyler kalsın. Yollarımız ayrılırsa buraya gelip seni hatırlamak isterim."

Sorrowful AprilHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin