VIII : Aşkın Nektarı (M)

158 14 39
                                    

"Neresi biliyorsunuz: öyleyse
Bırakın Girit'i gelin
elma ağaçlarının çevrelediği
kutsal tapı yerine
Günlük dumanları tütüyor sunaktan
serin bir dere mırıldanıyor
dalları arasından ağaçların
Gül fidanları gölgeliyor toprağı
derin bir uyku yağıyor
titreyen yapraklardan;
atların otladığı çayırda
çiçeklerini açıyor ilkyaz,
anason kokusu yayılıyor havaya.
Gel, Kıbrıslı Ece!
aşkınla karıştırdığın nektarı
doldur altın kupalarımıza." –Sappho (çv. Cevat Çapan)

2017, Haziran

Saçlarından damlayan ter, alnından aşağıya akmaya başlamıştı. Kulağının yanından geçmiş, onu gıdıklamaya başlamıştı. Çenesine doğru süzülüp boynuna doğru kaçtı ter damlası, kürek kemiğinin üzerinden kayıp tişörtünün içine aktı. Kwon Yuri, nefes nefese kalmıştı. Her yeri ter içinde, bedeni ise onu mutlu eden bir acının esiri. Saçlarını geriye atarken dudaklarını yaladı esmer kadın.

Sabahları koşmayı severdi.

Kwon Yuri'nin bu hayatta yapmayı en çok sevdiği şeylerden biriydi spor. Kendine gelmesini sağlıyor ve kafasını rahatlatıyordu. Çocukluğundan beri yüzer ve koşardı. Takım sporlarında iyi olmasa da diğer türlü şeyleri seviyordu. Sağlıklı hissediyordu ve herkesin aklını alan bir vücuda sahipti. Ama... Onu rahatlatması gereken koşu, işe yaramıyordu.

Saat altıda rüyasından uyandığında yastığı sırılsıklamdı. Terden bir su haline gelmişti Kwon Yuri. Bugüne kadar Yoona'yı rüyasında birçok kez görmüştü ama bu şekilde ilk defa görüyordu. Bilinçaltını ele geçirmişti resmen.

Soğuk bir duş aldıktan sonra iki saattir parkta koşuyordu. Ama değil aklından Yoona'yı atmayı daha çok kazımıştı onu adeta. Her adımında daha yakınında hissediyordu onu, sanki beynini uzaktan yönetiyordu birileri. Bunu düşünmek istemiyordu, ama hiçbir şekilde engel de olamıyordu. Rahatlaması gerekirken işte, daha da çok kayboluyordu bu boşlukta.

Kwon Yuri, aynı zamanda spor yaparken kulaklıklarını takıp şarkı dinlemeyi de rahatlatıcı bulurdu. Ama dinlediği her şarkı ona Im Yoona'yı hatırlattıkça nasıl rahatlayabilirdi ki? Bu şarkıları yazanlar kimse, sanki hep onu anlatıyorlardı. Ya da hep seksten bahsediyorlardı şarkılarda.

"Ah!" Sinirli bir şekilde otelin önünde durduğunda kulaklıklarını koparırcasına çekip çıkardı. Yüzüne yapışmış moral bozukluğuyla odasına doğru yürümeye başlamıştı, sporu yarıda kesildiği için de sinirliydi aynı zamanda. "Aptal Im Yoona."

Asansör yerine tonlarca merdiven çıkarak bacak kaslarını yormayı tercih etmişti. Belki de sertçe bastığı için siniri atabilirdi, ya da daha da çok sinirlenebilirdi.

Odasına ulaştığında telefon kabının içinde sakladığı kartını çıkarıp odasına girdi. Bir kez daha duş alacaktı ve sakin müziklerle birlikte yoga yapacaktı. Çünkü rahatlaması gerekiyordu Kwon Yuri'nin. Bedeninden ve kafasından Im Yoona'yı ve onunla birlikte gelen tüm sapık duygularla düşünceleri kapı dışarı etmeliydi.

"Günaydın," şimdi de yatağında sırtı duvara yaslanmış bir şekilde keyif çatan Im Yoona'yı görüyordu. Harikaydı bilinçaltı, hayali Im Yoona üretmeyi bile başarmıştı. Hem de öylesine gerçekti ki, o pislik sırıtışı bile yüzündeydi. "Erkencisin."

Telefonunu sehpanın üzerine bırakırken kaşlarını çatmış ve yatağındaki kadını izliyordu. Artık onun gerçek olduğunu kabul etme vakti gelmişti ama Kwon Yuri inatçıydı. Dolabına yönelip bir havlu çıkardı. Yüzündeki terleri silerken dolabından kendine kıyafetler seçiyordu.

Sorrowful AprilHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin