|3|

26 4 0
                                        


Çığlıkların arasında ringe çıkan Jason Wilder ile gerilirken gülümsememi bastırmamaya çalışıyordum. Dünkü gibi gülerek ringe gelirken kısa bir an etrafı taradı. Ardından doğrudan gözlerime bakarak yanıma gelmeye başladı. Nihayet dibime gelince onca bağırışa rağmen "Kahvaltını beğendin mi?" sorusunu duyabilmiştim. Gülümsemeye devam ederek dişlerimin arasından "Ah , evet. Eminim çöp kutusu da çok beğenmiştir." dedim. Gülerek yanımdan arkama geçti ve maç başlayana kadar konuşmadık.

Ah lütfen gerçekçi olun biraz.

Tabikide getirdiklerinin hepsini yedim.

Dakikalar sonra Wilder'ın yanına çıktığımda terli yüzünü sıvazlıyordu. Ona havlusunu verip suyunu açtım. Yüzünü ve göğsünü kurularken elimden suyu alıp içmeye başladı. Bu sırada onu süzüyordum. Acaba bu kaslar için ne kadar zamandır uğraşıyordu.

"Bana biraz daha böyle bakarsan , beni ringte becermek istediğini düşüneceğim."

Gözlerim yavaşça kısılırken bana uzattığı suyu yüzüne püskürttüm. Jason şaşırmış görünümüyordu fakat yine de içinde bir yerlerde bunu yapacağımı beklemediğini anlamıştım. Elinden havlusunu alıp yüzünü kuruladım ve "Bu kendine gelmen içindi, Wilder." dedim. Alayla gülümsedi. "Yine de benimle yatmak istiyorsun." Göz devirerek ringten indim. Olumsuz bir şey söylememiştim.

Sonuçta az önce size gerçekçi olun diyen bendim , değil mi?

Maçın nasıl geçtiğini anlamazken Wilder'ın bu gün de kazanmış olması şaşılacak bir şey değildi. John yine paralarımızı dağıttıktan sonra ortadan kayboldu ve bende üzerimi değiştirmek için kulise yöneldim. "Kate Rose , bu geceyi birlikte geçirmeye ne dersin?" diye sordu yanımda ilerleyen büst.

Gülümsememi bastıramazken "Tabiki olmaz derim." diye mırıldandım. Havlusu ile hala kurulanıyordu. "Bu cevap kabul edilemez." Kulisin kapısını açıp içeri girerken "Kalbimi kırmana izin vermeyeceğim ,Wilder." diye seslendim. Son gördüğüm şey Jason'un sahte hayal kırıklığı ile bana bakıyor olmasıydı ve son duyduğum şeyse "Ben o erkeklerden değilim." diye isyan etmesi olmuştu.

"Tanrı aşkına , Prada. Burası cehennem gibi." dedim elimdeki küçük kartonla kendimi serinletmeye çalışırken. Prada elindeki bardağı kurularken "Jason Wilder'ın burada olduğundan herkesin haberi var." dedi. Konuşuren çenesi ile dans pistinde üç kızla aynı anda dans eden Wilder'ı göstermişti. Kısa bir an onlara baktım. Gerçekten müstehcen görünüyorlardı. Önüme dönerek içkimden bir yudum aldım.

Bu gün tezgah genel olarak boştu çünkü insanlar ya şehre geri dönmüş olan efsanevi bir boksörün kızlarla yaptığı şovunu izliyordu ya da arkadaş gruplarıyla masalarında sohbet ediyordu. Aniden biri kollarını boynuma dolayınca şokla elimdeki içkiyi tezgaha bıraktım. Sarılan kişiyi görüp "Elizabeth!" diye çığırmam saniyelerimi almıştı. Kollarımı ona sıkıca doladıktan hemen sonra geri çekildim. "Burada ne işin var?" diye sordum çılgınca sırıtırken. "Kızkardeşimi görmek için buraya gelmem gerektiğini biliyordum." dedi kendiyle gurur duyar gibi. Prada'yla göz göze gelince elimi salladım. Yanıma gelince nihayet Beth'i görmüştü. "Bebeğim burada!" diye ciyakladı. Beth kıkırdarken tezgahın üstünden uzanıp Prada'nın yanağına büyük bir öpücük kondurdu. Prada ve Beth sohbet ederken yanımdan biri tezgaha uzanınca irkilerek kim olduğuna baktım. Tezgaha iki kez vurup ona yönelen garsona bira şişelerini işaret etti. Ardından bana dönüp "Hiç eğlenmiyorsun ,Kate." diyerek dudak büzdü.

Arkamı dönüp insanları izlemeye başladım. "Ben eğleniyorum Wilder yalnızca, seninle değil."

Gülümserken cildindeki ter parlayınca silmemek için kendimi zor tuttum. Yanlış anlamayın. Benim işim buydu.

CAPTAİNHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin