|7|

30 4 2
                                        

"Kalk artık Kate. Lütfen. Tanrı aşkına ambulansı arayacağım."

Beth kafamın tepesinde bağırırken tek gözümü açarak yüzüne baktım. Kucağındaki Drew uzanarak ellerini çırptı. Kollarımı ona uzattım. Beth Drew'i yatağıma bırakırken "Neden uyanmıyorsun bebeğim? Bugün önemli bir buluşman olduğunu sanıyordum." dedi şüpheyle. Yanıma emeklemiş olan Drew'e kollarımı doladım. "Kabul etmemem gerekirdi." Beth şeytani bir gülümseme eşliğinde kollarını önünde birleştirdi ve "Birileri Wilder'ın tehlikesini fark etmiş." diye mırıldandı. Drew'in yüzünün her yerini öpüyordum. Tatlı gülücükleri odada yankılanırken Beth "3 saatin var, Katy-Kate. Yetişemeyeceksin." diyerek daha da daralmama sebep oldu.

Beth Drew'i alıp koklaya koklaya öperken yüzümü yastığa bastırarak bağırdım. "Gitmek istemiyorum!" Beth'in sesinin uzaklaştığını duydum. "İstiyorsun!"

Bir süre daha yüzüm yastığa dayalı bir halde yattım. Telefonum çalmaya başlayınca uzanarak kimin aradığına bile bakmadan meşgule aldım. Rahat geçirdiğim neredeyse 1 dakikanın ardından telefonum yine çaldı ve ben yine aynı şeyi yaptım. Üçüncü çalışta acı ile inleyerek telefonu yüzüme yapıştırdım.

"Eğer herhangi bir reklam için arıyorsanız sizi dava edeceğim. Eğer ölü yoksa ve boktan bir sebeple arıyorsanız sizi yine dava edeceğim!" diye ciyakladım. Hattın öbür ucundan alaylı bir gülüş geldi. Kaşlarımı çatarak bekledim.

"Uyanmamış olacağını tahmin ettiğim için aradım."

Derin bir nefes alıp tek gözümü açtım ve ekrana baktım. İsmi ile sesi doğrulayınca telefonu tekrar kulağıma yaklaştırdım. "Sanırım biraz rahatsızlandım." Yalan söylemek hiç bana göre değildi. Bir kere beceremiyordum.

"Evet kesinlikle öyledir. Ama bana sözün var. Tam saatinde hazır olmak zorundasın."

Derince bir nefes alıp kendime biraz zaman tanıdım. Anlaşılan Beth ve Jason beni rahat bırakmamaya yemin etmişti. Zararın neresinden dönersen kardır diyerek kendi kendime ufak bir plan kurdum. Söz vermiş olabilirdim fakat bu gün Jason'la sadece yemek yiyecektim. İlerisi olmayacaktı.

"Fazla uğraşıyorsun, Wilder."

Güldüğünü duydum. Bir süre sessiz kaldı. Onunda tıpkı benim az önce yaptığım gibi kendine zaman verdiğini düşünüyordum. "Hazırlan, Kate."

Telefonu kapattıktan bir saat kadar sonra hala yatakta boylu boyunca yatıyordum. Tuhaf fikirlerimden hangisini uygulayacağımı şaşırmıştım. Sürünerek banyoya gittim ve uzun uzun banyo yaptım. Parmaklarım buruşup derim kızarmaya başlayınca kendimi havluma sararak odama girdim ve dolabımın önüne geçip ne giyeceğimi düşündüm. Sonunda iç çamaşırlarımı giyip üzerime bol devasa bir tişört geçirdim. Kot şort giyip ıslak saçlarımı havluyla kuruladım ve başımın tepesinde bol bir topuz yaptım. Bir kaç salaş kolye takarak spor ayakkabılarımı giydim. Cebime cüzdanımı ve telefonumu koyarak içeri gittiğimde Beth Drew'e yemek yedirmeye uğraşıyordu. Gözleri beni bulunca ağzı açık bir şekilde donakaldı.

"Şaka yapıyor olmalısın."

Gülümsedim. Çünkü Beth böyle bir tepki veriyorsa Jason beni yanında taşımak bile istemezdi. Muhtemelen kibarlık olsun diye bir tur atıp beni eve geri getirirdi ve bir daha yanıma bile yaklaşmazdı.

Beth mama kaşığını tabağın içine koyarak ayağa kalktı ve yanıma gelirken "Hemen sana çeki düzen vermemiz gerekiyor. Bu halde dışarı çıkmana izin veremem." diyordu ki zil çaldı. Kapıya koşarak "Erken gelmeye çalışırım. Keyfine bak." diye seslendim. Evden çıktığım gibi aşağı koşarken Beth'in bağırışını duyuyordum.

CAPTAİNHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin