ventidue

4.6K 527 99
                                    

"Haklıymışsınız Bayan Park."

Saçlarımı boyamakla meşgul olan kuaförümün kaşları anlamadığını belli edercesine usulca havalandı. "Hangi konuda, Lalisa?"

"Aşk," dedim kısaca ve güldüm sessizce. "Bana, ava giderken avlanma demiştiniz. Biliyor musunuz, tam olarak söylediğiniz gibi oldu."

"O çocuğa aşık oldun, değil mi?"

Aynadan beni dudaklarındaki küçük bir tebessüm eşliğinde izleyen Bayan Park'ı başımı sallayarak onayladım. "Ah Lalisa, böyle olacağını biliyordum," dedi ufak bir kahkaha atarken. "Onunla tanışmak isterim."

"Beni almaya gelecek, sizi tanıştırmayı ben de çok istiyorum."

Taehyung ile ilişkimiz tam olarak istediğim gibi, hatta hayallerimin bile ötesinde, ilerliyordu. Kampüsten veya onun yarı zamanlı işinden boşluk bulduğu her an beraberdik. Okulda Jackson ve Jungkook ile karşılaştığımız zamanlarda ikisinin de bakışlarının üstümüzde gezindiğini fark etmek zor olmuyordu ancak bizim bunu zerre önemsediğimiz söylenemezdi zira artık umrumuzda değildi ikisi de, bütün gerçekler ortaya serilmiş, sıfırdan başlamıştık her şeye ve en önemlisi; birbirimizi seviyorduk. Bundan sonra hiç kimsenin ilişkimize müdahale etmesine izin vermeye niyetimiz, elbette ki yoktu.

Kuaförde geçen iki saatimin ardından, küllü bir sarıya boyatmış olduğum yeni saçlarımla Taehyung'un gelmesini bekliyordum. Çocuksu bir heyecan vardı içimde, onun tepkisini deli gibi merak ediyor, beni beğenmesini umuyordum.

Telefonumun aşina olduğum sesi kulaklarımı doldurduğunda, ekranda gördüğüm isim dudaklarıma anında bir tebessümün yayılmasına sebep oldu. 

"Yüzünde güller açtığına göre, o arıyor olmalı."

Bayan Park'ın alaylı sözlerine gülmeden edemezken telefonu hızlıca açtım. Taehyung, kapının önünde beni beklediğini söylemiş, onu hızlıca onayladığımda ise sonlandırmıştı aramayı. Ardından askıdaki çantamı elime alarak hemen hazırlanmış, Bayan Park'ı da peşimden sürükleyerek dışarıya çıkmıştım.

Taehyung duvara yaslanmış, öylece etrafı izliyordu boş bir ifadeyle. Garipti, adam sadece olduğu yerde dikiliyordu ve sadece bu görüntü bile kalbimin hızının artmasına, dudaklarımdaki tebessümün büyümesine sebep oluyordu. Onunda gözleri en sonunda ona heyecanla bakan beni bulmuş, kısa bir an bakışlarının saçlarımda takılı kalmasının ardından gülümsemişti benim gibi.

"Gerçekten söylediğin kadar yakışıklıymış," diye fısıldamıştı hemen yanımda dikilmeye devam eden Bayan Park. Minik bir kıkırtı dudaklarımdan dökülmüş, bize doğru yavaş adımlarla yaklaşan Taehyung'u izlemeyi sürdürmüştüm öylece.

"Merhaba, sen Taehyung olmalısın." demişti Bayan Park sıcacık bir ses tonuyla. Taehyung hızlıca öne eğilip onu saygılı bir şekilde selamlarken, başını aşağı yukarı sallamıştı onaylarcasına.

"Evet efendim, siz de?" Bayan Park gülümseyerek kolumu okşadı. "Ben Haneul, Lalisa'nın ablası gibiyimdir. Biliyorum bir abla olmak için fazlasıyla yaşlıyım ama, her neyse, çok konuşuyorum değil mi?"

Taehyung başını sorun yok dercesine bir kez daha sallarken gülmüş, birkaç dakika boyunca okul-iş gibi klasik konulardan bahsedilmiş, sohbetin sona ermesinden sonra Bayan Park bizimle kısaca vedalaşarak içeriye dönmüştü yeniden. Ve ben de, sadece bir gün görmemiş olmama rağmen deli gibi özlediğim sevgilime sokulmuştum hızlıca. Onun yanındayken, kendimi tam bir aptal gibi hissetmekten alıkoyamıyordum. Belki de, aşk sarhoşluğu dedikleri şey tam olarak buydu.

bittersweetHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin